11 Aralık 2018 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

19 Mayıs’ta büyük padişah Vahdettin de hayırla anılmalıdır

Türkiye'nin Atatürk portrelerini en iyi resmeden sanatçılarından biri olan Remzi İren'in 'Büyük Atatürk'isimli yağlı boya resim sergisi İzmir Ekol Sanat Galerisi'nde sergilenmeye başlandı.
19 Mayıs’ta büyük padişah Vahdettin de hayırla anılmalıdır
Ekol Sanat Galerisi'ni İzmir'e kazandıran Opr. Dr. Mehmet Baz"Ekol Sanat Galerisi olarak 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'na özel olarak Remzi İren'in 'Büyük Atatürk' resim sergisine ev sahipliği yapmaktan dolayı onur ve gurur duyuyoruz. Remzi İren Atatürk'ü en iyi resmeden sanatçılardan biridir" dedi. Sergi, 15 Haziran 2018 tarihine kadar gezilebilecek.


19 MAYIS’TA BÜYÜK PADİŞAH VAHDETTİN DE HAYIRLA ANILMALIDIR

19 Mayıs 1919 tarihi, Mustafa Kemal Paşanın Samsun'a gelişinin 99’ncu yıldönümüdür. Bu vesile ile Türkiye’nin bütün il ve ilçelerinde 1935 yılından beri ‘19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı’ etkinlikleri düzenlenmektedir. Peki gençlerimiz, Mustafa Kemal Paşanın Samsun yolculuğu hakkında yeterince bilgi sahibi midir? Mesela gençlerimiz, ‘Mustafa Kemal Paşa, İtilâf Devletleri tarafınca işgal altında olan İstanbul’dan görevli olarak kimlerin izniyle 16 Mayıs 1919 tarihinde ayrılabilmiştir?’ sorusuna cevap verebilir mi? Zannetmem. Çünkü kendilerine okul kitaplarında buna dair herhangi bir bilgi sunulmamaktadır. Öyle ise 19 Mayıs’ın tarihî arka plânını burada açıklayayım ki kutlama kapsamının mahiyeti de buna göre yeniden gözden geçirilmiş olsun.

Mustafa Kemal Paşa, Padişah Vahdettin’in Talebi Üzerine Samsun’a Gidebilmiştir

Almanlarla girdiğimiz I. Cihan Harbini kaybetmiştik. 30 Ekim 1918 tarihinde Limni Adasında imzalamak mecburiyetinde olduğumuz Mondros Mütârekesi sayesinde İtilâf Devletleri, 13 Kasım 1918 tarihinde harp gemileriyle İstanbul Dolmabahçe Sarayı önüne demirler. Enteresandır aynı gün Mustafa Kemal Paşa, Güney Cephesinde yaşanan mağlubiyet üzerine trenle İstanbul’a gelir ve 16 Mayıs 1919 tarihine kadar burada yerli ve yabancı kişilerle görüşür. Bunların başında son Osmanlı hükümdarı ve İslâm halifesi Sultan 4. Mehmet Vahdettin gelir.

İstanbul işgal altında iken Anadolu’da işgalci kuvvetlere karşı millî direnç sağlamak üzere millî müdafaa cemiyetleri kuruluyordu. İstanbul’daki silah depolarından gizlice sevk edilen cephanelerle istiklâl savaşının hazırlığı yapılıyordu. Millî Mücadelenin işgal kuvvetlerinden habersiz olarak  Padişah desteği ile yürütülmesini sağlamak maksadıyla Sultan Mehmet Vahdettin,Mustafa Kemal Paşa’yı bir Padişah İradesi ile zahiren 9. Ordu Kıtaati Müfettişliği’ne tayin eder.

Sol üstte Padişah Mehmed Vahidüddin, altında Sadrazam Damad Ferid ile Harbiye Nazırı Şakir imzalarının yer aldığı Harbiye Nezareti başlıklı “İrade-i Seniyye”de (Padişah İradesinde) geçen ifadeler aynen şu şekildedir: “Mülgâ Yıldırım Grubu Kumandanı Mirliva Mustafa Kemal Paşa, 9’uncu Ordu Kıtaati Müfettişliğine tayin edilmiştir. İşbu İrade-i Seniyyenin icrasına Harbiye Nâzırı memurdur.”

Mustafa Kemal Paşa, Sultanın yazılı tayin emriyle silah arkadaşlarıyla birlikte Samsun’a çıktıktan sonra millî mücadeleye katılması icap ediyordu. Ama işgal altında olan İstanbul’u bir gemiyle terk etmek, İngiliz işgal komutanlığının onayı alınmadan da mümkün değildi.

Mustafa Kemal Paşa, İngiliz Vizesiyle Samsun’a Gidebilmiştir

Mustafa Kemal Paşa’nın resmî müsaadeli olarak Samsun’a gidebilmesi, hep prosedüre uygun olarak işlem görmüştür. İşlem, İrade-i Seniyye’nin İngiliz yetkilileri tarafından onaylanması yani Samsun’a çıkış vizesi verilmesi ile tamamlanmıştır. Vize belgesinin üzerinde, “Bureau Interallie de Controle des Passeports; British Section Good Por Passage to Samsoun; Constantinople 16.5.(19)19” başlığı ile beraber mühür ve imza yer alır. Bu bilgi/belge, birçok gencimize inandırıcı gelmeyebilir. Onun için burada tarafsız araştırmacılığı ile ün yapmış tarihçi Murat Bardakçı’nın itiraf ve teyit mahiyetindeki açıklamalarına yer vereceğim.

Sultan Vahideddin'in hayatını anlatan “ŞAHBABA” kitabının yazarı Murat Bardakçı, kitabına bazı belgeler bulmak ümidiyle İstiklâl Savaşı'nın çok önemli bir kumandanının aile mensuplarını ziyaret eder. Bu vesile kendisine bir dosya verilir. Şimdi Murat Bardakçı’yı dinleyelim: “Dosyanın kapağını açınca, tüylerimin nasıl diken diken olduğunu bugün hâlâ hatırlarım. Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun öncesi ve hemen sonrası yazışmaları elimde duruyordu, seneler boyunca işittiğim vize söylentileri gerçekti, zira Paşa'nın Samsun vizelerinin asılları bu dosyadaydı ve vizelerin altında John Bennett'in imzası vardı.”

Bardakçı’nın bahsettiği tam adıyla John Godolphin Bennett (1897-1974), İstanbul’un işgal yıllarında İngiliz İstihbaratı adına çalışan işkenceleriyle mahut bir yüzbaşıdır. Karargâh olarak Kroker Oteli'ni kullanan Bennet, İngiliz emellerine ters düşebilecek bütün önemli yerli ve millî şahsiyetleri tespit ettiriyor, bunları bu otelin bodrum katlarında işkence ediyor ve birçok Osmanlı mebusu ve münevveri, Malta Adası'na sürgüne gönderiyordu. Aynı Bennet, yakın tâkip altında olan Mustafa Kemal Paşa’nın 16 Mayıs 1919 günü Padişah Mehmet Vahidettin’in emriyle Samsun’a gitmesinde bir sakınca görmemiş, binaenaleyh kendisine ve asker arkadaşlarına İstanbul’dan ayrılmasına vize vermiştir.

Yüzbaşı Bennet tarafından kaleme alınan ve Nezih Uzel tarafından hazırlanan “Atatürk’e Nasıl Vize Verdim?” kitabında Bennet,Mustafa KemalPaşa ile Padişah M. Vahdettin arasında gizli bir anlaşmanın olabileceği yönünde imalarda bulunur. Uzel’in bir röportajında “Siz M. Kemal’i ilk gördüğünüzde nasıl bir intiba uyandı?            sorusuna ise kırık Türkçesi ile şu cevabı verir: “Ben onu çok büyük adam gördüm. Ben anladım ki kuvvetli adam idi. Benim ifşaatim ki İngiliz taraftarı idi. Yani İngilizlere daha meyilli idi Almanlardansa. Ben öyle hissettim.”

Nutuk’un başında da Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’da kalmasından rahatsız olan bazı kesimler tarafından Anadolu’ya ‘nefy ü teb’id’ edilmiş (zorla gönderilmiş) olduğunu kabul eder ama bunun Padişah M. Vahdettin ve İngilizlerin onayı ile gerçekleşmiş olduğundan hiç bahsetmez. Tam tersine kendisine millî mücadelenin baş aktörü olma fırsatı veren Vahdettin’i en ağır bir dille itham eder.

Velhâsıl-ı Kelâm

Mustafa Kemal Paşa’nın inisiyatifi ile Ankara Meclisi, 1 Ekim 1922'de saltanatı kaldırdığı gibi Vahdettin ve aile mensuplarına da sürgün kararı verir. İstanbul, halen İngilizlerin işgali altındadır. Hayatı tehlikede olduğunu düşünen Vahdettin, 16 Ekim 1922 tarihinde İngiliz zırhlısı Malaya ile ülkesini terk etmek mecburiyetinde kalır.

Objektif tarihçilerin ortaya koydukları kesin delil teşkil eden belgeler, her ne kadar yurdunu terk etmek zorunda kaldı ise de son Padişah M. Vahdettin’in ‘Vatan Haini’ olmadığı yönündedir. Nitekim Atatürkçülüğünden zerre kadar şüphe etmediğimiz CHP’nin efsanevî Genel Başkanlarından Bülent Ecevit dahî “Vahdettin hain değildi, bu çok ağır bir itham.” demek zorunda kalmıştır.

Ama Radikal Kemalistler, Nutuk’ta Atatürk, Vahdettin hakkında ‘Vatan Haini’ diyor diyebilir. Şu bir gerçek ki hemen her siyasetçide olduğu gibi Atatürk’ün de iktidar olma ihtirasları vardı. Bu bağlamda rakip olarak gördüğü tarihî şahsiyetler hakkında bilerek veya bilmeyerek yanlış hükümler vermiş olamaz mı? Kaldı ki NUTUK, bir kitab-ı mukaddes değildir. KURAN’dan tek bir âyetin dahî çıkartılması mümkün değil ama NUTUK’ta olay ve şahsiyetlerle ilgili olarak kayda geçmiş tarihî yanılgılar, en azından dipnotlarla tashih edilebilir.

Herkesin hakkını teslim etmek, insaf ve adaletin bir gereğidir. Mustafa Kemal Paşa’nın netice itibariyle ‘Büyük Kurtarıcı’ ve ‘Atatürk’ olmasını sağlayan Vahdettin’in de 16/19 Mayıs vesilesiyle hayırla anılması gerekmez mi? O halde okul kitaplarından başlamak üzere 16/19 Mayıs anma programlarında Vahdettin’in de BÜYÜK BİR PADİŞAH olduğu belirtilmelidir. Bunu niçin mi talep ediyorum? Çünkü tarihî şahsiyetler ve gerçekler, eksi ve artılarıyla birlikte olduğu gibi kabul edilmediği sürece günümüzde toplumsal barış da temin edilemez.

Genç kuşaklar bu sırrı iyi bilmek zorundadır…

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/19-mayista-buyuk-padisah-vahdettin-de-hayirla-anilmalidir-7-4231h.html


Back To Top