17 Ocak 2018 Çarşamba
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Hocalarımıza da Diyanet’imize de sahip çıkalım!

İki ay önce “Şeytanî Medya ve Psikolojik Harp…” başlıklı bu köşedeki bir yazımızda şöyle demişiz:

“Şu ülkede gün ya da hafta geçmez ki, yazılı ve görsel “şeytanî medya”; İslâm’ı, Müslümanları ve dini değerleri/kutsalları yıpratmaya yönelik sinsi bir psikolojik harp kampanyası başlatmasın…


“Bu şer kampanyada en sık başvurulan yöntem ise, bir din görevlisinin, ilahiyatçının, hocanın eski veya yeni bir konuşmasının ‘kes yapıştır’ yöntemiyle makaslanarakpsikolojik harbe malzeme yapılmasıdır. Öyle anlaşılıyor ki, toplumda, özellikle de gençlik üzerinde etkili olan hocalarımızın etkinliğini kırmak ve itibarını sarsmak için eski-yeni demeden bütün ses ve görüntü kayıtları, hatta yazıları mercek altına alınıyor, cımbızlanarak istismara elverişli hale getiriliyor ve şer odaklarca uygun görülen ve planlanan zamanda piyasaya servis ediliyor.

“Kanaatim o ki, şeytani odaklar, bu İslâm karşıtı psikolojik harp kampanyaları için ciddi paralar harcıyorlar, uzmanlar istihdam ediyorlar; tüm hazırlıklarını tamamladıktan sonra da tek merkezden emir almışçasına yazılı, görsel ve sosyalmedyası ile aynı anda saldırıya geçerek adeta bir kaşık suda fırtına koparıyorlar, ortalığı toza-dumana katıyorlar. Dikkat edilirse, her seferinde yeni bir hocamız hedef seçiliyor, üç-beş hatta on yıl önceki kayıtlarından makaslanan birkaç cümle sanki daha yeni söylenmiş gibi piyasaya sürülüyor ve o hocamız hakkında söylenmedik söz bırakılmıyor; böylece o din adamının şahsında Din’in bizzat kendisi ve kutsal değerleri hırpalanıyor, yıpratılıyor…”

Son günlerde ise Diyanet hedef tahtasında… Amaç yine aynı: İslâm’ın bizzat kendisini yıpratmak

Aynı yazıda, İslâmî camianın “Yahu kardeşim, hocalarımız da sözlerine dikkat etsinler!” türü ezik ve savunmacı tavırlarına da dikkat çekmiş; idarecilerin linç kampanyasına uğrayan hocalar hakkında soruşturma açıp, görevde alma gibi yollarla şeytani çevreleri razı etme çabalarını ise, -masallardaki- ‘yedi başlı ejderhaya kurbanlar sunarak onu razı etme’ garipliğine benzetmiştik…

Evet, o ejderhalar hiçbir zaman kurbanlara doymazlar ve her seferinde yeni kurbanlar isterler…

Nihayet sıra Diyanet’e kadar geldi. Tekrar söyleyelim; amaç Diyanet’i değil, bizzat Din’i yıpratmak!

Hatırlarsak: daha önce de yine çocuk evliliği üzerinden Nurettin Yıldız hocamız aleyhinde ve daha yakınlarda ise kılık-kıyafet konusu üzerinden Abdülmetin Balkanlıoğlu ve İhsan Şenocak hocalarımız aleyhinde, aynı yöntemlerle; eski konuşmaları cımbızlanarak linç kampanyaları başlatmışlardı.

Diyeceğimiz o ki; psikolojik harp taktikleriyle hazırlanıp planlanmış bu tür saldırılar karşısında birbirimizi, özellikle de hedef tahtasındaki hocalarımızı veya Diyanet’i suçlayarak ya da “yasal işlemler yapılıyor” türü ezik ve savunmacı yaklaşımlar sergileyerek şeytanî odakları asla razı edemeyiz.

“Siz onların milletine (yaşam biçimi: din) uymadıkça onlar sizden asla razı olmazlar” (Bakara, 120).

Öyleyse yapılması gereken, birilerini razı etmeye çalışmak değil; Diyanet’i, İlahiyat camiası, sivil İslâmî hizmet grupları ve hocaları ile hep birlikte İslâm’ı onurla temsil ve tebliğ etmek, -Mehmet Akif’in dediği gibi- “asrın idrakine” İslâm’ı, İslâm’ın güzelliklerini hikmetle ve güzel öğütle sunmaktır.

Bu bağlamda hocalarımızın kıymetini bilmeli, onlara sahip çıkmalı, “vur abalıya” misali bir sözünü de biz bahane edip “şer odaklar”ın ekmeğine yağ sürmemeliyiz. Müslüman kişi ve gruplar olarak enerjimizi birbirimizle uğraşıp didişerek tüketmemeli, duyduğumuz her habere inanmamalı, iyice tahkik etmeli, hatayı ve kusuru önce kendimizde aramalı, başkalarının hatalarına dair eleştirilerimizi ise medyaya ve özellikle sosyal medyaya taşımadan kardeşçe ve mümince kendilerine iletmeliyiz.

Son olarak, Namaz Gönüllüleri ve Eyüp Buluşmaları gibi platformlarda yapmaya çalıştığımız gibi, mümin kardeşler olarak farklı mektep ve meşrepteki hocalarımızla bir araya gelmeye, onların görüş ve düşüncelerini dinlemeye de özen göstermeliyiz. Bu çerçevede, geçtiğimiz günlerde çeşitli illerdeki programlarım vesilesiyle kendileriyle görüşme bahtiyarlığına eriştiğim yeni Diyanet İşleri Başkanımız Ali Erbaş hocama, Abdulaziz Kutluay hocama (Urfa), İhsan Şenocak hocama (Samsun) ve Mehmet Alagaş üstadıma (İzmir) İslâm davasına hizmetleri için teşekkürler ve dualar ediyorum.

Abdullah YILDIZ
http://www.mirathaber.com/abdullah-yildiz-hocalarimiza-da-diyanetimize-de-sahip-cikalim-15-2875y.html