18 Ağustos 2018 Cumartesi
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Adalet din, ırk ve coğrafya farkı gözetilmeksizin uygulanmalıdır

Bismillahirrahmanirrahim

Adil olan ve biz insanlara adaleti emreden yüce Allah'ımıza ham ederim. Adaletli insanlara saygıyı Allah'ı yüceltme olarak niteleyen aziz Peygamberimiz biricik hayat önderimiz Hz. Muhammed'e kalbi ihtiramlarımı arz eder, yüce Rabbimden şanını ve bağlılarını artırmasını dilerim.
Adalet din, ırk ve coğrafya farkı gözetilmeksizin uygulanmalıdır
Bilmemiz Gerekenler genel başlığı altında sunduğumuz sohbetlerimizin bu bölümünde “Adalet Din, Irk Ve Coğrafya Farkı Gözetilmeksizin Uygulanmalıdır “ konusunu işlemeye çalışacağız. Konu son derece önemli ama zamanımız da belirli. İnşallah özet bilgiler sunmaya çalışacağım. Faydalı olacağını ümit ediyorum. Rabbim tesirini halk buyursun.

Sevgili kardeşlerim; konumuza adaletin tanımı ile girelim. Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'de adaletle ilgili başlıca üç ana kavram var: el-adl, el-kıst ve el -hak.

Yüce kitabımızda tıpkı aklın tanımı yapılmadığı gibi adaletin de bir tanımı yapılmamakta ama apaçık bir şekilde örneklendirilmekte ve hayatımıza adaleti egemen kılmamız emrolunmaktadır. Biz ilgili âyetler ve hadislerden ve de İslâm Hukuku ile alakalı eserlerden yararlanarak usulen birkaç tanımı sunalım.

Adalet, iradeli olarak yapılan her bir işi gereğince yapmaktır. Adalet, sözü doğru olarak konuşmaktır. Adalet, hukuka, yasaya uygun olarak karar almaktır. Adalet, denge kurmak ve dengeyi korumaktır. Adalet, haklıya hakkını, suçluya cezasını vermektir. Ve adalet Kur'ani emirlere ve yasaklara uygun olarak davranmaktır.

Hadîd suresinin 25. yetinde bu son tanımı kaynaklandırmamız mümkündür. Bu aâyet-i kerîmede şöyle buyuruluyor:

Andolsun biz elçilerimiz olan Peygamberleri apaçık belgelerle gönderdik. İnsanların adaletle hükmedebilmeleri, adalet ölçüleri içinde yaşamlarını sürdürebilmeleri için biz vahyi yani emirlerimizi ve yasaklarımızı ve de mizanı indirdik. Hiç şüphesiz Allah karşı konulamaz güç sahibidir ve her şeyi yerli yerinde yapandır.

Sevgili kardeşlerim; bu sohbetimizde yönetimde adalet, yargıda adalet ve fertler arasındaki ilişkilerde adalet başlıkları atında konumuzu özetlemeye çalışmadan önce adaletle ilgili bazı temel yetleri sizlere kısaca aktarmak istiyorum.

Yüce Mevla'mız adalet emrini Kur'an-ı Kerim'de sık sık tekrarlamaktadır. Adalet, öz canlarımız, annelerimiz, babalarımız, akrabamız aleyhine de olsa adalet, adalet uygulayacağımız kişi zengin de olsa, fakir de olsa adalet…

 Özcanlarımız ve Akrabamız Aleyhine Olsa da Adalet

Ey inananlar, adaleti ayağa kaldırın/Adaletle hükmedin, adaletli olarak davranın, adalet için şahitliği de Allah'ın rızasını amaçlayarak yerine getirin. Çıkar amacıyla, baskı sonucu değil, Rabbinizin rızasını dileyerek şahitliği uygulayın. Adaleti uygularken öz canlarınızın aleyhine de olsa, ana babanızın aleyhine de olsa, akrabanızın aleyhine de olsa adil olun. Adil şahitlik yapın. Adaleti uygularken uygulanacak kişinin fakir veya zengin olduğuna bakmayın. Allah, zengine de fakire de daha yakındır. Şu veya bu kaynaklı arzularınıza dayanarak sakın ha adaletsizliğe meyletmeyin. Gereği şekilde adaleti ve şahitliği yapmaz ya da adalet ölçülerini veya adalet üzere şahitliği bırakırsanız, iyice bilin ki Allah bu yaptıklarınızdan haberdardır ve unutmayın sizi sorgulayacaktır.” (el- Nisa 4/135)

Evet, öz canlarımız aleyhine de olsa adalet, ama yetmez, düşmanlarımız için de adalet. Kişiler, kurumlar ve topluluktan şu veya bu sebepten ötürü düşmanımız olabilir. Sakın ha bizi adaletsizliğe sevk etmemelidir.

 Düşmanlarımız İçin de Adalet

Ey iman edenler! Allah için şahitlik yapın ve de adaletli olun, adaleti ayağa kaldırın; adalet güvercinleri olun. Adaleti yaşamınıza egemen kılın ama dikkat edin bir topluluğa olan kininiz, düşmanlığınız sakın ha sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun. Sizi Rabbinizin rızasına götürecek olan adaletli uygulamalarınızdır. Rabbinizin adaletle ilgili emirlerine aykırılık yapmayın. İyice bilin ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır ve de sorgulanacaksınız.”( el-Maide 5/8:

Evet, yalnızca Müslümanlara değil, Gayrimüslimlere ve ateistlere de adalet, bu da Rabbimizin buyruğudur. Çünkü bütün insanlar Rabbimizin kullarıdır. Bütün insanların halikı Allah Zülcelal'dir. Hiçbir insana, batıl da olsa, İslam dışı da olsa inançlarından ötürü adaletsizlik yapamazsınız.

 İslam medeniyeti tarih boyunca adaleti yabancı unsurlara da uygulamıştır. Elbette bazı kişilerden kaynaklanan zulümler de olmuştur. Ama itibar çoğunluğadır. Sömürmedik, zulmetmedik. Bugün Balkanlarda, Kuzey Afrika'da ve egemen olduğumuz diğer ülkeler ve bölgelerde yapılan ilmî çalışmalar zulmedilmediği gerçeğini ortaya koymaktadır. Neden? Çünkü biz Yaradan'ımızın huzurunda sorgulanacağımıza, zulümlerimizden ötürü azaba uğratılabileceğimize inanan insanlarız. Zaten bu inanç olmazsa adalet uygulayamazsınız. Her insan adaletin doğruluğunu kavrar ama kavramak iradeyi yönlendirmek anlamına gelmez. Amerikalılar adaleti bilmiyorlar mı? Ama Ortadoğu petrolleri için bir milyon İrak’lının canına kıydılar. Ortadoğu’da kıymaya da devam ediyorlar. Adaleti kavrarsınız ama kavramak yetmez. Kavramak, ilim sıfatı ile alakalıdır. İrade farklıdır. Etki altına girmeksizin sürekli adalet için adil olan Allah'a ve onun huzurunda sorgulamaya iman gerekir.

Sürekli Adalet

Müslüman olduğunuz için sizinle savaşmayan, sizi yurtlarınızdan çıkarmak istemeyen, sizi yurtlarınızdan çıkarmak için bir takım anlaşmalar içine girmeyen insanlara karşı inançları ne olursa olsun, iyiliklerde bulunmanızdan ve adaletli uygulamalar yapmanızdan Allah sizi men etmez, bilakis Allah adalet uygulayanlarınızı sever.” (Mümtahine 8)

 Değil insana hayvana da zulmedemeyiz. Aziz Peygamberimiz bir hadislerinde zevk için öldürülen serçenin dahi Rabbimizi huzurunda dava ikame edeceğini açıklıyor. Her canlıya merhamette ecir olduğu gibi zulümde de ceza yani azap vardır. Bizim medeniyetimizde işkence yoktur ve olmamalıdır. Maddi ne manevi, işkence adaletsizliktir, işkence zulümdür.

Bakınız, Peygamberimiz efendimiz; İslami ölçülere göre kâfir de olsa mazlumun bedduasından sakının. Çünkü Allah ile mazlumun bedduası arasında perde yoktur, buyuruyor. (Feyzü’ü-l-Kadîr Hn.150) Beddua almayacaksınız aziz kardeşlerim. Hele hele zayıf olan insanların bedduasından sakının. "Ya Rabbi ben bana yapılan zulmü engelleyemiyorum. Zalimi sana havale ediyorum." dediği zaman yıkılırsınız. İlahi yardım li hikmetin geç gelir ama mutlaka gelir.

Bu zalim sömürgeci ülkeler zannediyorlar ki yaptığımız zulüm yanımıza kâr kalacak. Hayır. Allah’ın emri gereği biz zalimlere kaşı ayaklanıp savaşmazsak Allah zalimleri zalimlere saldırtır. (Tevbe 14; En’âm 129)

20. asırda dünya iki büyük dünya savaşı gördü. Milyonlarca insan öldü. Bu savaşlar Hristiyanlar arasında oldu. Biz kenarından bulaştık 1. Dünya Harbi'ne. Allah mazlumların da Rabbidir. Zalimlere mühlet verilir ama cezasız bırakılmaz.

Adaletsizlik Cezası Dünyada da Verilecek Suçtur/Günahtır

İki tür günah vardır ki hem dünya da hem de ahirette cezası verilir. Bunlardan biri ana-babaya isyan, diğeri zulüm. Bunlardan kaçınmak lazım.

Şimdi burada bir örneği vermeden geçemeyeceğim.

Peygamberimizin döneminde -aleyhisselatu vesselam- Hayber fethediliyor. Hayber Yahudileriyle ürünlerin yarıya yarıya bölüşümüyle alakalı bir anlaşma yapılıyor. Peygamberimiz de Abdullah ibn Revaha'yı belirlenen vergiyi tahsil için gönderiyor. Fakat Yahudiler Abdullah ibn Revaha'ya rüşvet teklif ediyorlar. O da onlara diyor:

 Dünyada en çok nefret ettiğim topluluk sizlersiniz. En ziyade sevdiğim insan da Peygamberimdir. Ben peygamberimden bir talimat aldım. Adalet üzere bölüşme yapmak üzere. Eğer ben adalet üzere bölüşme yapmazsam beni hangi gök altında barındırır, hangi yeryüzü beni üstünde taşır?

Ve Abdullah ibn Revaha, mahsulü ikiye bölüyor, istediklerini seçme hakkını Yahudilere veriyor. Bunun üzerine Yahudiler;”İşte böyle bir adaletle gökler ve yer varlığını sürdürüyor” demekten kendilerini alamıyorlar.

Sevgili kardeşlerim; sunduğumuz genel adalet emirleri yanı sıra bu emirlerin ilk uygulayıcısı olan aziz Peygamberimize de Kur'an-ı Kerim'de de defalarca adalet yapması için emir buyrulmaktadır. Şûra 15'te şöyle buyrulur:

“…Ey Peygamber de ki; ben Allah'ın indirdiği yasalara inandım ve ben aranızda adaletle hükmetmek üzere emredildim….”

Peygamberimize, kendisine yargı için müracaat edecek Gayrimüslimlere ilişkin bir emirde de şöyle buyruluyor:

…Aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Unutma Allah adil olan kullarını sever…” (el-Mâide, 5/42)

Sevgili kardeşlerim; şimdi yönetimde, yargıda ve kişiler arası ilişkilerde adalet konusunu işlemeye başlayalım.

I. Yönetimde Adalet

Yönetimde adaletle sevgili kardeşlerim; iki şeyi amaçlıyoruz. Bir, yönetmek için liyakatli insanları seçmek. İki yönetmek için seçilen insanların da adalet ölçüleri içerisinde yönetmeleri. Şimdi örneklendirelim.

Yüce Kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'de Rabbimiz liyakatli olan insanların seçilmesini şöylece emir buyuruyor:

 “ Allah size emanetleri /yönetim görevlerini liyakatli olanlara vermenizi emreder. Görevlilerin seçimi için insanlar arasında yargıya varacağınız zaman da adaletle hükmedin. Allah böylece size ne güzel öğütler veriyor. O işiten ve görendir.” (el-Nisa 58)

Sevgili kardeşlerim; izaha gerek yok. Görevler liyakat ve adalet gözetilmeksizin tevzi edilirse böylesi bir toplumda birlik olmaz, dirlik olmaz, güven olmaz. Sosyal ve ekonomik gelişme de olmaz. Kaos olur.

Peygamberimiz efendimiz bir konuşmalarında “Emanet/ toplumsal görevler zayi edildiği zaman kıyameti gözetle” der.Ya Rasulallah, emanet nasıl zayi edilir? diye sorulduğunda ise şu açıklamayı yapar:Görevler, layık olmayan liyakatsiz insanlara verildiği zaman kıyameti gözetle. (Feyzül-Kadîr Hn.887)Bu hadislerinde Peygamberimizin kullandığı Kıyamet sözcüğü bildiğimiz Kıyamet anlamına gelebileceği gibi toplum düzeni manasına da gelebilir.

 Peygamberimiz bir diğer hadislerinde de şöyle buyurur:

 “Her kim adaylar arasında inancı, bilgisi ve yeteneğiyle daha verimli olacak biri varken onu değil de daha aşağı düzeyde olanı göreve getirecek olursa Allah'a, O'nun Peygamberine ve müminlere hainlik etmiş olur”

Müslüman yöneticiler ürpermelidir. Hakkı olan hakkını almalıdır. Adalet budur. Benim yandaşım, benim siyasi yoldaşım yok. Layık olan kimse o.

Görevler adaletle tevzi edilirse toplumun dünyası ve adil yöneticinin de âhireti mutlu olur. Çünkü Peygamberimiz; “Kıyamet gününde Allah'ın güvencesi altında mutlu olacak gruplardan biri de adil yöneticilerdir,” buyuruyor.(Buharî Hudûd 19) Adil yönetici âhiret sultanıdır. Peygamberimizin müjdelemesine göre “ Adaletli idareciler Cennet’e ilk sırada girecekler arasındadır.” (Müslim, Cennet 16,63)

II. Yargıda Adalet

1. Yargıda adalet için önce yasalar adil olmalıdır.

 Yasalar adil değilse adalet gerçekleştirilemez. Allah'ın koyduğu yasalara yani emirlere ve yasaklara aykırılık adaletsizliktir. Yaratan işverenlerden, işçilerden, zenginlerden, fakirlerden yana yasa koymaz. Yaratan hak yasalar koyar, adil yasalar koyar.

Yaşadığımız dünyada örgütlü gruplar toplumları yönetiyor. İşverenler güçlüyse yasalar işçiler aleyhine çıkıyor. İşçiler güçlüyse işverenler aleyhine zuhur ediyor. Yaradan'ın koyduğu yasalar böyle değil.

Allah'ın emirleri ve yasaklarına aykırı yasalar gibi insan doğasına ve halk vicdanına muhalif yasalar da adil değildir. Ne kadar propaganda edilişe edilsin bu tür yasaları vicdanlar özümseyemez. Böyle yasalarla adalet sağlanamaz.

İki Misal

1. Bizim mîras sistemimizde eş ve çocuklar varken anaya-babaya mîrasta pay yoktur. Dünyanın genelinde de böyledir. Anaya-babaya pay vermeyen mîras sistemi zalim değil de nedir? Bir günlük resmi eşe bile mirastan pay verilecek ama dokuz ay karnında, aylarca kucağında, bir ömür boyunca da kalbinde taşımış anaya verilmeyecek, yıllarını törpülemiş babaya da mîras hakkı tanınmayacak. Bundan daha büyük bir zulüm olabilir mi? Nerede kadınlık camiası? Nerede adaletten ve kadın haklarından yana mangalda kül bırakmayanlar? Analar kadın değil midir? Neden anneler mağdurdur ve mazlumdur?

2. Faizi meşrulaştıran yasalar adil olamaz. Alkollü içkilerin üretim ve tüketimini meşrulaştıran yasalar adil olamaz. İnsanlığın çıkmazına bakın ki esrar, eroin, kokain yasak ama alkollü içkiler serbest. Neden? Esrar, kokain, eroin zararlı da alkollü içkiler faydalı mı?

 Bakınız cinayetlere, bakın aile içi şiddetlere, bakınız trafik kazalarına Her birinin arkasında alkollü içkileri göreceksiniz. Böyle yasalar özgürlükçü gibi görünür ama adil değildir.

2. Adalet herkese yönelik olmalıdır.

Herkese adalet; güçlü-güçsüz, soylu-ünsüz, zengin-fakir, erkek-kadın, yöneten-yönetilen herkese adalet. Adalet toplumun bir kesimine uygulanmaz. Her kesimine uygulanmalıdır.

Aziz Peygamberimiz efendimizin döneminde Kureyş kabilesine mensup bir kadının hırsızlık yapması sonucu aziz Peygamberimiz ceza uygulamak istediğinde Kureyş uluları ayağa kalkıyor ve Usame bin Zeyd'i araya koyarak kadının bağışlanmasını istiyorlar. Aziz Peygamberimiz bu vesileyle ayağa kalkıyor ve şöyle buyuruyor:

“Sizden önceki toplumlar şu sebeple yıkıldılar. Onlar aralarındaki güçlüler soylular çaldığı zaman bıraktılar, ceza uygulamadılar ama içlerinde zayıflar çaldığı zaman, fakirler çaldığı zaman onlara uygulamaya kalktılar. Allah'a yemin ederim ki kızım Fatıma da çalsaydı ona da ceza uygulardım. (İ.Mace Hudûd 6)

Evet, adalet gün gelir herkese lazım olur. Zulme uğrayan kişi gayrimüslim olabilir, deist olabilir, ateist olabilir. Müslüman'ın vazifesi zulme ve zalime isyan etmektir. Zulüm bütün toplumu yıkar. Arş-ı alayı titretir. Kullar Allah'ın kullarıdır, hiç kimseye hiçbir şekilde zulmetme hakkı verilmemiştir.

3. Yargı yanıltılmamalıdır.

 Bu da davalılara düşer. Yalnızca hâkimler adaleti sağlayamaz. Davacılar, davalılar ve şahidler olarak bizler de adaletten yana olmalıyız. Peygamberimiz bakın ne buyuruyorlar:
Ey insanlar; sizler aranızdaki ihtilaflarda, davalarınızı halletmem için bana geliyorsunuz. Ben bir beşerim, duyduklarıma göre hüküm veririm. Bazılarınız diğerlerinizden daha ikna edici konuşabilir. Daha inandırıcı belgeler sunabilir. Ama sizi uyarıyorum. Ben zahire bakar da haksız olanı haklı çıkarırsam ona Cehennemden bir parça ateş hazırlıyorum demektir. Sakın ha onun lehine verdiğim hükmü uygulamaya kalkarak ayırdığım payı almasın.” (İ.Mace Ahkâm 5)

 Bir gün huzuruna dava için gelen iki sahabî Peygamberimizin bu tür bir uyarısına muhatap olunca davalarından vaz geçerler ve Ya Rasulallah, biz davamızdan vazgeçtik, birbirilerimize haklarımızı helal ediyoruz derler.

Hâkim ne yapsın? Sen zalimleşirsen, güçlü bir avukat tutarak ve sahte belgeler oluşturarak adaleti yanıltırsan hâkim eldeki verilere göre bakarak hüküm verecektir.

4. Adaletli şahidlik de gereklidir.

Yargıda adaletin sağlanması için mutlaka ve mutlaka şahitlik kurumuna büyük ölçüde ihtiyaç vardır. Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz Nisa 135’te “ Adil şahidlik yapın.” Bakara 283'te “Şahitliği gizlemeyin.” En'am 152’de “Yakınlarınızın aleyhine de olsa Şahitlik için konuştuğunuz zaman adil olun,” buyurmaktadır.

Peygamberimiz de şöyle buyurur: “Sizin en hayırlınız çağırılmadan şahitlik için gidip de adaletin gerçekleştirilmesine hizmet edenlerinizdir.”(Feyzül-KadÎr, Hn.4017)

III. Fertler Arası İlişkilerde Adalet

Sevgili kardeşlerim;, doğru tartıp ölçmek adalettir. Çocuklar arasında eşitliği gözetmek adalettir. İşe zamanında gitmek ve zamanında işten ayrılmak adalettir. Üstlenilen görevleri, şartlarına uygun ve zamanında yapmak adalettir. Kamu mallarını, amme menfaatlerini gerektiği şekilde korumak adalettir. İhtilaflı kişileri, kurumları uzlaştırmak adalettir. Haberciliği gerçekleri aktarmak şeklinde yapmak haza adalettir.

Her an adalet yapma veya yapmama konumundayız. Adaletin ‘Her işi yerli yerinde yapmaktır’ şeklindeki tanımını hatırlayınız Buna göre örneğin Yalan söylemek adaletsizliktir. Çünkü yapılması gereken doğruyu söylemektir.

Adaletli Olmak Yetmez

Daima adaletten ve adaletlilerden yana olmak gerekir. Bakınız Peygamberimiz bir hadislerinde ne buyuruyorlar:

 “Adaletli yöneticilere, adaletli insanlara saygı, Allah'a saygıdır.”

Adaletliye değer verilecektir ki toplumda adaletli insanlar çoğalsın. Biz Müslümanız. Herkes şunu söyleyebilmeli: Bu adam Müslümandır,İslam'ın gereklerine bağlıdır. Aleyhine de olsa adaletsiz iş yapmaz.

Zalimlere yani adaletsizlere de asla boyun eğilmemelidir. Hûd suresinde Rabbimiz şöyle buyurur:

“Sakın ha zalimlere meyletmeyin. Sonra ateş azabı size de dokunur…” (Hûd 113)

Müslümanın görevi zalimlere eğilim değil, başkaldırmaktır. BakınızPeygamberimiz ne buyuruyorlar:

“Cihadın en büyüğü zalim yöneticilere ve zalim sistemlere karşı başkaldırmak, isyan etmektir.”

Sevgili kardeşlerim; insan olarak yaratılan herkes eğitimini görmese de adaleti algılar onu bir değer olarak çağrıştırır. Ama algılama ve çağrıştırma yetmez. Adaleti sürekli uygulayabilmek için, iç ve dış etkilerden arınarak uygulayabilmek için adil olan Allah'a ve O'nun Kıyamet günü yapacağı adil yargılamasına iman gerekir. Bakınız Enbiya sûresi âyet 47'de ne buyuruluyor:

Biz kıyamet gününde adalet terazilerini kuracağız. Hiçbir kişiye zulmedilmeyecek. En küçücük hayırlar dahi adalet terazilerine getirilecek. En küçücük şerler de. Hesap görücü olarak yeteriz.”

Sevgili kardeşlerim; adaletli olmalıyız. Adaletten yana tavır koymalıyız, adalet için mücadele vermeliyiz ki amellerimiz adalet terazilerinde lehimize ağır bassın.

Konuşmamı Araf suresinin 87. ayetiyle bitiriyorum:

O büyük sorgulama gününde amelleriniz tartılacaktır. Bu gerçektir. Kimin terazisi adaletle ve yaptığı hayırlarla baskın gelir/ağır basarsa onlardır ebedi kurtuluşa erecek olanlar. “

Hepinize hayırlar, mutluluklar dolu ömürler niyaz ediyorum sevgili kardeşlerim.


Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.mirathaber.com/adalet-din-irk-ve-cografya-farki-gozetilmeksizin-uygulanmalidir-35-3193h.html


Back To Top