18 Ağustos 2018 Cumartesi
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Ağlayan kalbin göz yaşları!

Uyandım. Gece 2,30 sularıydı. Hem hüzünlü, hem de sevinçliydim. Hüzünlüydüm; çünkü kapısı her an sevenlerine açık Hakiki Sevgili'ye layık bir kul olamıyor, Ona layık, Onun sayısız iyiliklerine karşılık hediyeler, hamdler, ibadetler takdim edemiyordum. Sevinçliydim, çünkü Onu bulmuştum. Huzuruna kabul edilmiştim, Ona yönelmenin, Onunla olmanın zevkini, şevkini yaşıyordum. Her halde bunun için demişler:
Ağlayan kalbin göz yaşları!
“Allah’ı tanıyanın hüznü bitmez,

Allah’ı tanıyanın sevinci bitmez.”

Buna en güzel misal, Peygamberimizdir. Başına gelen onca ezadan ve cefadan dolayı hiç korkusu ve hüznü yoktu. Hatta azılı düşmanlarıyla çepeçevre kuşatıldığı bir demde, saklandıkları mağarada yanındaki yâr-i ğârine: “Üzülme Allah bizimle beraberdir.”[1]Diyordu. Bu yüzden şevkine, sevincine sınır yoktu. Aynı zamanda mahzundu, hüznüne sınır yoktu. Çünkü Allah’a olan sonsuz saygısından, sevgisinden dolayı tükenircesine zikir, fikir, şükürle meşgul olmasına ve ibadet etmesine rağmen Allah’ın sayısız lütuflarına ve nimetlerine karşılık verememenin mahcubiyetini yaşıyordu.

Sevinçten mi, hüzünden mi, bir de mazlumların kulağıma gelen çığlıklarından mı bilmem; içim kaynadı. Gözlerim yaşlarını, kalemim de kelimelerini boşaltmaya başladı. Aşağıdaki münacat, ortaya çıktı. Bu münacat, ağlayan bir kalbin göz yaşları oldu.

Yazının devamı için »»


Dr. Vehbi KARAKAŞ
http://www.mirathaber.com/aglayan-kalbin-goz-yaslari-14-4334h.html


Back To Top