21 Ekim 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Ahmet Hakan: Atatürk’ün kıymetini anlamayan tek bir kişi bile kalmadı


Ama Hakan bey; araştırmalar halkımızın yüzde 85’inin Atatürkçü olmadığını gösteriyor…

Ahmet Hakan, 05.02.2017 tarihli “Atatürkçülük Yapılacak Zamanda, Atatürkçülük Yapmaktan Kaçınmak” başlıklı köşe yazısında ilginç bir iddiada bulundu.
Ahmet Hakan: Atatürk’ün kıymetini anlamayan tek bir kişi bile kalmadı
Ahmet Hakan, 05.02.2017 tarihli “Atatürkçülük Yapılacak Zamanda, Atatürkçülük Yapmaktan Kaçınmak” başlıklı köşe yazısında CHP’yi yeterince Atatürkçülük yapmamakla eleştirirken, şu ilginç iddialarda bulundu: “Şu CHP, gerçekten çok acayip bir parti...Atatürk’ün adının kullanılarak...Özgürlüklerin kısıtlandığı, çeşitliliğin ve renkliliğin boğulmaya kalkıldığı, demokrasinin önünün kesildiği, söz söyleme hürriyetinin engellendiği dönemlerde...En hızlı Atatürkçü parti CHP idi...- Atatürk’ün kıymetini anlamayan tek bir kişinin bile kalmadığı...- Atatürk’e laf eden Fesli Kadir’e “deli” muamelesinin çekildiği...- Ortadoğu’yu gördükçe “Ah Atatürk” diye inlemelerin duyulduğu...- Irak’taki mollaların bile “Bize Atatürk gibi lider lazım” dediği...- Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin bile Atatürk’ü keşfettiği...Günlere eriştik. Bakıyoruz CHP’ye...Var gücüyle Atatürkçülük yapmak yerine...Yok “yeni CHP” idi, yok şuydu, yok buydu falan diye bin türlü fantezi peşinde koşuyor. Bu CHP, adama kafayı yedirtir vallaha.Albert Einstein Dayımızın meşhur bir sözü vardır. Şöyle der: En büyük hata şudur: Hep aynı şeyi defalarca yapmak ve her defasında farklı sonuç beklemek.”


AMA HAKAN BEY; ARAŞTIRMALAR HALKIMIZIN % 85’İNİN ATATÜRKÇÜ OLMADIĞINI GÖSTERİYOR…

İmam Hatipli Ahmet Hakan, melun 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra ne hikmetse Atatürk’ün değerini yeni keşfetmiş olacak ki iki de bir ne kadar Atatürkçü olduğunu ispatlamak istercesine CHP’ye bile Atatürkçülük dersi verme cüretini gösteriyor. Halbuki Atatürkçülüğün neşvünema bulduğu yönündeki iddialı açıklamalarına mukabil Kadir Has Üniversitesi-Türkiye Çalışmaları Merkezi tarafından her yıl gerçekleştirilen, “Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması” 2017 yılı sonuçlarını dikkate alacak olursak Türk halkının sadece % 15,5’i kendisini “Cumhuriyetçi-Kemalist” olarak tanımlamaktadır. Kaldı ki üç yıl önce (2015’te) kendisini “Cumhuriyetçi-Kemalist’olduğunu söyleyenlerin oranı % 25.4 idi. Bir başka deyişle Ahmet Hakan’ın tezine inat toplumumuzun artan oranla Atatürkçü olmaktan imtina etmektedir. Bu oran 2017 yılı için, yaklaşık olarak % 85’dir.

Enteresan ve çok çarpıcı bir durum değil midir bu tablo? Cumhuriyet kurulduğundan beri Atatürk üzerinden Atatürkçülük, Kemalizm, Atatürk Milliyetçiliği ve Atatürkçü Düşünce Sistemi gibi değişik isimler altında vatandaşlarımızın zihninde bir beşerî ideoloji aşılanmak istendi ve istenmektedir. 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim ve 10 Kasım gibi kutlama günlerinin tek bir gayesi var(dı): Atatürk’ü övmek ve Atatürkçülüğü iki de bir yeniden canlandırma teşebbüslerinde bulunmak. Yetmedi anaokullarımızdan üniversitelerimize kadar Kemalist eğitim sistemi çerçevesinde çocuklarımıza ve gençlerimize zorunlu olan Atatürk İnkılâpları ve İlkeleri dersleri üzerinden Atatürk Milliyetçiliğinin yaygınlaştırılması amaçlandı/amaçlanmaktadır. Ama toplum odaklı araştırma sonuçlarına göre sonuç yine nafile.

CHP, Atatürkçülük Üzerinden % 50 + 1 Hedefine Ulaşamayacağını Gördü

Ahmet Hakan, yeni muhitinden Türkiye toplumunun gerçek sosyo-kültürel yapısını herhalde göremiyor. Ahmet Bey, CHP’nin daha çok Atatürkçü olmasını istiyor ama bu yaklaşımla CHP’nin nasıl iktidar olabileceğini göremeyecek kadar birçok CHP’liden daha koyu Atatürkçü olmuş herhalde. Atatürkçü bir parti olmanın gururunu yaşamakta olan CHP, Atatürkçü kimliği ile hiçbir zaman kendi başına iktidar olamaz. Bunun sebebini açıklamak aslında çok kolay. Mütedeyyin halkımız, Atatürk’ün devrimci sözlerinin kullanılıp dini hedef alan despotik bir doktrinden çok çekmiştir. 28 Şubat, bunun tipik bir örneğidir. Onun için halkımızın ekseriyet, Atatürkçü değildir ve pür Atatürkçülük üzerine kurgulanmış bir siyasî partiye de o nispette uzaktır.

Diğer taraftan Atatürkçülük denilince halkımızın zihninde gayri ihtiyari olarak tek parti dönemindeki CHP’nin zulümleri akla gelmektedir. CHP, işte tam da burada çok övündüğü, tarihî gerçekler ortaya çıktıkça pek de övünemeyeceği mazisiyle ciddî bir sorun yaşayacaktır ve yaşamaktadır da. İçinde barındırdığı radikal sol ve devrimci Kemalist üyelerinden/sempatizanlarından dolayı Atatürkçülükten uzaklaşamamakta, uzaklaşamadığı sürece de hep ana muhalefet partisi olmaya mahkûm edilmektedir. Bu dilemmadan/ikilemden CHP, zor kurtulur.

Doğrusu CHP’nin, yeni seçmen kitlelerine ulaşabilmesi için, popülist politikalarıyla radikal/devrimci/faşizan Atatürkçülük ilkelerinden uzaklaşması gerekir. Bunu fark eden Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeni CHP’si, tam da Ahmet Hakan’ın Albert Einstein üzerinden dillendirdiği “Hep aynı şeyi defalarca yapmak ve her defasında farklı sonuç beklemek.” hatasını bir kere daha yapmamak üzere “Atatürk’ün Askerleriyiz” veya “Atatürk’ün Yoldaşlarıyız” gibi slogancı Atatürkçülük çıkışlarına fazla aldırış etmeden “Hak-Hukuk-Adalet” gibi daha çağdaş/medenî/evrensel değerler üzerinde durarak, 20’li ve 30’lı yılların despotik Atatürkçülük anlayışından uzaklaşmak istemektedir. Çünkü yeni Cumhurbaşkanlık sisteminde, % 50 + 1 hedefine ulaşabilmek için, dindar seçmen dâhil CHP’nin her kesimden oy alması şarttır.

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin Geçmişiyle Yüzleşerek Yeni Bir Açılım Yapmak İstiyor, Ancak…

CHP’nin yeni açılımı, elbette o kadar kolay olmayacaktır. Ancak Alevî kökenli Kemal Kılıçdaroğlu’nun derin iç dünyasında Atatürk’e karşı beslediği duygusal boyutunun sosyal psikoloji diliyle “Hate-Love” (Sevgi-Nefret) arasında gel git (ifrat-tefrit) şeklinde cereyan ettiği için, onun liderliğinde böyle bir açılımın sağlanması ihtimal dâhilindedir. Bu kanaate nasıl mı vardım? Kemal Kılıçdaroğlu, alenî olarak Atatürk’ü seviyor, çünkü zorba yöntemlerle de olsa laiklik gibi devrimler sayesinde Alevilerin özgürleştirildiğine/çağdaşlılaştırıldığına inanıyor. Menfî duygularını baskı altında tuttuğu halde zaman zaman ve içten içe Atatürk’ten nefret ediyor, çünkü onun iktidarda olduğu dönemlerde Dersim’li Aleviler, topluca zulme uğramıştır. İşte adalet ve aidiyet duygusunu canlı tutan da vicdan ve fıtrattır.

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin başına geçer geçmez bu “gel-git psikolojisi” ile mazlum Dersim’lilerin haklarını aramak niyetiyle bir girişimde bulunmuştu. Dersim ve İstiklal Mahkemeleri gibi dosyaların açılması halinde Atatürk’ün popülaritesinin ciddî manada daha da düşeceğini gören CHP içindeki radikal Kemalistler, Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışına sert bir şekilde karşı çıkmıştı. Halbuki Dersim’lilerin bu yarası halen kanamaktaydı ve halkın genel talebi de yakın tarihe ait olan belgelerin gün ışığına çıkması doğrultusundaydı. Nitekim Aralık 2011 MetroPOLL tarafından yapılan bir araştırmada “Dersim olaylarına ait bütün arşivler açılmalı mıdır?” sorusuna Türkiye halkının % 68.5’i “evet açılmalıdır” ve sadece % 17.1’i açılmamalıdır demiştir. Tuncelililerin büyük bir ekseriyeti (% 91.7’si) ise mutlaka açılsın demiştir. Bu açılımıyla Atatürk’e manevî zarar gelebileceğini sonradan fark eden Kemal Kılıçdaroğlu’nun Atatürk sevgisi bu sefer daha ağır basmış ve Dersim’lilerin talebini dikkate almaktan çekinmiştir.

Velhâsıl-ı Kelâm

Şunu unutmayalım. Dersim olaylarının yaşandığı dönemde Türkiye’de CHP tek başına iktidardaydı. Ve en ilginç yönü; o dönemde hem CHP’nin Genel Başkanı, hem de Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Atatürk’tü. Yakın tarihimizle yüzleşmek demek, Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü masaya yatırmak anlamına geldiğini çok iyi bilen derin devlet temsilcileri yani solcu/sağcı/milliyetçi/muhafazakâr hatta Atatürk’ü evliyalık mertebesine çıkartan Haydar Baş gibi dindar/maneviyatçı Atatürkçüler, bundan dolayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “gel-git psikolojinden” rahatsızlık duymaktadır. İmam Hatipli Ahmet Hakan ve ilahiyatçı Haydar Baş’ın Kemal Kılıçdaroğlu’na Atatürkçülük dersi vermek istemeleri, bu kaygıların somut bir tezahürüdür. Sizce bu kuşatma altında Kemal Kılıçdaroğlu, Dersim olayları gibi CHP’nin geçmişteki despotik uygulamalarını özeleştiri mantığıyla masaya yatırıp, halkın manevî değerleriyle barışık yeni bir CHP kimliğiyle Türk halkından resmen özür dileme imkânı bulabilir mi?

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/ahmet-hakan-ataturkun-kiymetini-anlamayan-tek-bir-kisi-bile-kalmadi-ama-hakan-bey-arastirmalar-halkimizin-yuzde-85inin-ataturkcu-olmadigini-gosteriyor-7-3199h.html


Back To Top