Aileyi Kurtarmak İçin Aile Katkı Fonu

Aile üzerinde emperyalist fikirlerin yerleştirilmesi, öncelikle aile bağlarının zayıflatılmasına yönelik bir bireysellik felsefesinin kapitalizm kültürü içinde verilmeye çalışıldığını görüyoruz.

Bireyselleştirilen insanlarda temelde hedeflenen ilk şey; toplumsal olaylara karşı duyarsızlaştırılmasıdır. Bireysel çıkarların eko politik tercihlerle tetiklenerek bu süreç güçlendirilmektedir. Toplum içinde yaşayıp toplumdan kopuk türedi bireyler, birey toplum ilişkilerini de olumsuz manada domino ederek etkileşim sürecine girmektedir.

Burada olumsuz destekleyici ve toplumdaki ayrıştımacı ekonomik politikalar, kişisel çıkarları sistem içinde adeta bir maraton yarışmasına koşulan koşucular gibi toplum içinde bireyler yarış haline sokulmaktadır. Sitem insanlardan bunu yapmasına göre kurgulanmış.

İçinde yaşadığımız bu dönemde aile yapısının çözülmesinde İstanbul Sözleşmesinde olduğu gibi kabul edilemez yasaların çıkartılması, bu yasaları çıkartanların neye el kaldırıp onayladıklarını bilmediklerini de göstermektedir.

Bu tip yasalar değiştirilebilir, geri adım attırılabilir. Ancak çöken aile bir daha kolay kolay ayağa kaldırılamaz.

Aileye yapılan çöküş operasyonunu, bazen iktidar eli ile bazen de muhalefetin sessizliği ile yapıldığını görüyoruz. 2017 itibari ile Türkiye’de 22 milyon 207 bin hane halkı var. Ekonomik gelir aile yapılarını direk belirleyen unsur haline gelmiştir. Bu belirleyici temel usun, hem olumlu hem de olumsuz manada kullanılabilecek bir eko politik aile projesi olarak uygulanabilmektedir.

Ailelerin gelir kaynakları düzensiz toplumsal ihtiyaç alanları içinde, zaman zaman değişkenlik arz eden yoğunluklarının, istikrarsızlığa da neden olduğunu söyleyebiliriz.  Dini hassasiyetlerle evlenen insanlarda dahi bugün çok hızlı bir biçim de aile çözülmelerine şahit oluyoruz.

Ailenin oluşumunu sağlayan evliliklerin azalması, evlilik yaş sınırlarının yükselmesi, çok yüksek oran da ekonomik nedenler olduğunu tüm istatistik çalışmalar göstermektedir. Bu açıkça aile kurumunun ekonomik bir saldırı altında olduğunun göstergesidir.

Evliliklerdeki çöküş, neslin çöküşü demektir. Bugün batının yüz yüze olduğu durum aile yapısının bireysellik süreci ile çöküşüdür. Bununla beraber evliliklerin;  kadın kadına, erkek erkeğe gibi sapkın ilişkilerle de aileyi dağıtıcı biçimde batıda çığırından çıkmıştır. Bu sapkın ilişkileri Avrupa Birliğine girme sevdası ile Türk milletine İstanbul sözleşmesi gibi facia ile dolu ve çok eleştiri alan bir sözleşme ile kabul ettirilmeye çalışılmaktadır.

 Toplumsal Cinsiyet eşitliği gibi gizlenmiş ifadelerin kadını şiddete karşı korumak yalanı ile aile yapısını iyice dağıtmaya neden olan İstanbul sözleşmesi,  son istatistik verilerle aileyi daha kötü duruma getirdiğini görüyoruz.

Toplumsal kaymaların merkezi olan aile, sadece Aile bakanlığı tarafından korunamaz. Sadece Sivil toplum Örgütlerinin sorunları gündeme getirmesiyle de sorunlar çözülmez. Yapılması gerekenler yapıldı.

Şimdi olması gereken şudur; 22 milyon 207 bin ailenin aile yapısını korumaya yönelik ekonomik aile fonu oluşturulmalıdır. Toplumsal adalet için bu bütün aileler için geçerli olmalıdır.

‘’Ailelere gelir katkısı’’ olarak aktarılacak bu fon işsiz sosyolog ve psikologları da istihdam ederek ‘’Aile psikoloğu ve sosyoloğu diye tıpkı aile hekimliği gibi oluşturulacak.

Sosyolog ve psikoloğa bir kurumsal yer tahsis edilmeyecek. Onlar sorumlu olduğu ailelerle iç içe olacak. Çalışmalarını aile ile beraber yürütecek. Ailelere puan vererek, verilen geçer puanla aileler aile destek fonundan desteklenecek. Bu rakam aile nüfusuna göre değil, aileye verilecek.

Şimdi denilebilir ki bütün ailelere mi verilecek bu?

Evet, bütün ailelere verilecek. Çünkü ailelerimizin sadece maddi desteğe ihtiyacı yok. Bu aynı zamanda bir sosyal destek projesi, aynı zamanda bir istihdam projesi olacaktır.

Peki, nereden bu kaynak verilecek ve ne kadar verilecek?

İşte her zaman zurnanın zırt dediği yer bu sorulardır.

Bu önerdiklerimiz bir hükümet programı olup, genel bütçeyi oluştururken alınması gereken bir karardır.  Bu kararı ve benzeri toplumsal kalkınmayı sağlayacak kararları, mevcut sistem içinde söylemiyoruz. Bu mümkün değil zaten. Ancak belediyelerle daha dar kapsamda bu çalışmayı hali hazırda Dünya Sosyologlar Derneği ile yapmak da mümkündür.

 Bütün önerilerimiz, bağımsız bir finans modelinin varlığını oluşturacak, yerli milli ve kararlı bir Başkanın yapacağı bir şeydir. İşin detay kısımlarını proje bazında yapmak isteyen ve bu konuyu önemseyen siyasilerle elbette paylaşırız.

Selam ve dua ile

Yunus EKŞİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir