28 Mayıs 2018 Pazartesi
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Dünyamıza ve ahiretimize zarar verici mazeretler

b. Çalışmak da Bir İbadettir

“Önemli olan kalp temizliğidir, sen oraya bak.” gibi bir diğer mazeret üretme şeklimiz de. “Çalışmak da Bir İbadettir” tarzındadır.


Doğrudur. Çalışmak da ibadettir. Biliyorsunuz ibadet; Rabbimizin Kur'an- Kerim'deki her bir emrine itâat etmektir, her bir yasağından sakınmaktır. Buna göre namaz kılmak, doğru konuşmak, adaletli davranmak ibadettir. Çünkü bunlar Allah’ın buyruklarıdır. Faize dayalı işlem yapmamak, İçki içmemek, zina yapmamak ve vücudu teşhir etmemek da ibadettir. Çünkü bu yasakları koyan da Allah’tır.

Evet çalışmak da ibadettir. Hem de cihad nitelikli bir ibadettir. Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyuruyor: “ Rızkı helâl yollardan temin etmek cihaddır.” Peygamberimiz bir diğer hadislerinde de şöyle buyuruyor: "Kişinin bazı günahları vardır ki onları ancak ailesinin nafakasını sağlarken yorgun düşmesi giderebilir.”

Çalışmamızın da bir ibadet olduğunu bilelim. Çünkü bir çoğumuz bunu bilmiyor. Kolay mı? Eşimizin, çocuklarımızın ihtiyaçlarını karşılamak için her sabah evden çıkıp akşama kadar çalışmak. Ama işçi ve memur ama çiftçi veya öğretmen olarak. Gayretlerimizi seferber ederek haramlara düşmeden çalışmak elbette ki bir ibadettir. Ama çalışmanın ibadet olması namaz kılma, oruç tutma, ana baba ve akraba ziyaretleri ve toplum yararına sosyal aktivitelere katılma gibi ibadetlerimizin terkedilmesi sebebi olamaz. Olmamalıdır.

Bir mazeretimiz de şöyledir:

c. Büyüyemezsen Küçülür Gidersin Kardeşim

Mazeret üretme, yaşadığımız dönemin Müslümanlarının tespihi haline dönüşmüş. Çekilen bir tespih şekli de şöyledir:

“Güçlenemezsen, büyüyemezsen, küçülürsün, silinirsin kardeşim; Faizli kredi almaya ihtiyaçlıysan alacaksın. Yanıltıcı reklam yapmaya muhtaçsan onu da yapacaksın. Siyasilere boyun eğmen gerekiyorsan eğeceksin. Borçlarını gerekirse -ödeme gücün varken bile- erteleyeceksin, mecbur kalınca yalan da söyleyeceksin. “

Peki niye, neden? Bizim birinci derecede vazifemiz, Yaradan'a kul olmak ve bu kulluğun gereği olarak insanlar için yararlı, erdemli bir kaynak olmak değil midir? Biz Müslümanız, bu hayat geçicidir. Ebedi hayat, ölümle başlayacak olan âhiret hayatıdır.

Bizim büyümek gibi farz bir görevimiz yok. Ama büyümeyi gaye edinmemize de bir engel yoktur. Engel olmak şöyle dursun, görev kılıcı İslâmî öğretilerimiz var. Bakınız Peygamberimiz bir hadislerinde ne buyuruyorlar?

“Şartlarına riayet ettiği için güçlü olan Müslüman, şartlarına riayet etmediği için zayıf düşen Müslümandan Allah katında daha hayırlı ve daha sevimlidir.”

Güçlü olacaksın, bir fabrikan var, ikinci ve üçüncü fabrikayı da kurabilirsin. On kişi çalıştırıyorsan yüz kişi hatta bin kişi çalıştırmayı hedefleyebilirsin. İnanın, ben haklarını tam ödeyerek çok işçi çalıştırabilen iş adamlarına gıpta ediyorum. Çünkü bir insana zekât vereceğine, ona nafakasını sağlayabileceği bir iş ver. İş ver ki kendi emeğiyle geçinebilsin. Burada gençlere hitap etmek istiyorum.

Sevgili gençler; en büyük fizikçi, en gelişmiş kimyacı ve en verimli iktisatçı ben olacağım demelisiniz. Seçtiğim alanda en sağlam ve güzel üretimi ben yapacağım, demelisiniz. Çünkü Müslüman, güçlü olmaya, büyümeye ve yeniliğe/inovasyona talip olması gereken insandır.

Büyümeye çalışırken yapmamız gereken tek şey haramlara düşmemektir. İnsanların haklarına tecavüz etmemektir. İnsanlara zarar vermemektir. Üretiyorsan, Müslüman gibi sağlam ve dayanıklı mallar üreteceksin. Hileli üretim yapmayacaksın. Haramlara düşmeden, daha çok kazanmayı amaçlayacaksın. Çünkü daha çok çalışıp kazanma daha çok zekât verme, daha çok işçi çalıştırmadır.

Mesela ülkemizin binlerce, on binlerce ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencisi var. Pek çoğu da fakir. Biz daha çok çalışmazsak örneğin onlara kim burs verecek?

Bir mazeret biçimimiz de şöyledir:

d. Toplumu Sen mi Düzelteceksin Kardeşim, Doğruluk Sana mı Kaldı?

Biz Müslümanız. Her birimiz “doğruluk bana kaldı, ben düzelteceğim bu toplumu” demelidir. Herkes evinin önünü temizlerse bütün şehir tertemiz olur. Peygamberimize bir zat gelir; “Ya Rasulallah! Cehennemden uzaklaştırıp Cennete koyacak amelleri bana öğretir misin?” der. Peygamberimiz şöyle buyurur:

 “Allah'a inandım, de ve dosdoğru ol.”

İslami çizgide dosdoğru olacaksın, ama bu yetmez, doğru olanlarla birliktelik kuracaksın. Bu da yetmez, doğrulara çağıracaksın.

Toplumu siz mi düzelteceksiniz? Evet, biz düzelteceğiz. Çünkü iyilere, güzellere, doğrulara yönelmek ve onlara çağırmak gibi bir vazifemiz var.

 Sözün özü şudur: Mazeretler bize fayda sağlamaz, başarıya erdirmez.. Mazeret üretmekle vicdanımızı tatmin edebilir miyiz? Günahların doğuracağı bunalımları giderebilir miyiz? Bu mümkün değil. Kıyamet suresinin 14.- 15. ayetlerinde; Rabbimiz şöyle buyuruyor:

Mazeretlerini beyan etse de, her insan kendisinin şahididir.”

Kendimizi kandıramayız. Akşam yatağa yattığımızda Allah'ın insanda var ettiği, vicdan dediğimiz uyarıcı bize haykırır: Hatalısın. Günahkârsın. Bunun için bunalımdasın. Bunun için ıstırap çekiyorsun.

Mazeret beyan etmek, Şeytanî bir işlemdir. Yüce Rabbimiz Meleklerine “ Âdem’e saygı secdesine varın,” emrini verdiğinde karşı çıkan ilk varlık İblîs olmuştur. İsyanına da “Beni ateşten, Adem’i ise topraktan yarattın.” mazeretini üreterek Şeytan ve de Cehennemlik olmuştur.

Günahlar akabinde, günahları meşrulaştırıcı mazeretler beyanı, Allah korusun, bizi Cehenneme kadar götürür. Çünkü günahlardan tövbe edilmez de, sürekli mazeretler üretilirse, yaşadığınız gibi inanmaya başlarız. Hataları meşru görürüz. O zaman da imanımızı yitiririz.

Bakara sûresinin 81. âyeti bizi şöylece uyarır:

Hayır, hayır. Günahlara dalan ve günahları kendilerini çepeçevre kuşatan kişiler Cehennemliktirler. Orada da ebedî olarak kalacaklardır.”

Yüce Rabbimden bizleri manevi uyanıklığa erdirmesini diler, hata ettiğimizde mazeret beyanlarına sığınmayıp tövbe kapılarını aramaya çalışan bilgili ve bilinçli kullarından kılmasını niyaz ederim.

Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.mirathaber.com/ali-riza-demircan-dunyamiza-ve-ahiretimize-zarar-verici-mazeretler-1-3224y.html


Back To Top