19 Eylül 2018 Çarşamba
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Günahlarımız için şeytanlaşarak mazeret üretmemeliyiz II

Günahlarımız için Baş Şeytan İblîs gibi mazeret üretmemeli, Hz.Âdem gibi tövbe etmeliyiz. Mazeretlerimizden birinin “Önemli olan kalp temizliğidir, sen oraya bak,” şeklindeki yaklaşımlarımız olduğunu açıklamıştık. Bir mazeret şeklimiz de şöyledir:

"Çalışmak da İbadettir”

Doğrudur. Çalışmak ibadettir. İbadet; Rabbimizin Kur'ân- Kerîm'deki her bir emrine itâat etmektir, her bir yasağından sakınmaktır. Buna göre mesela namaz kılmak, doğru konuşmak, adaletli davranmak ibadettir; üstlenilen işi güzel yapmak sözlere ve sözleşmelere bağlılık göstermek de ibadettir. Çünkü bunlar Allah’ın buyruklarıdır. Örneğin faize dayalı işlem yapmamak, içki içmemek, zina yapmamak ve vücudu teşhir etmemek, aldatmamak, gereksiz olarak insanlara yük olmamak da ibadettir. Çünkü bu yasakları koyan da Allah’tır.

Evet çalışmak da ibadettir. Hem de cihad nitelikli bir ibadettir. Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyuruyor: “ Rızkı helâl yollardan temin etmek cihaddır.” Peygamberimiz bir diğer hadislerinde de şöyle buyuruyor: "Kişinin bazı günahları vardır ki onları ancak ailesinin nafakasını sağlarken yorgun düşmesi giderebilir.”

Haramlara düşmeksizin ailemiz ve fakirlerimiz için çalışmamızın da bir ibadet olduğunu bilmeliyiz. Çünkü bir çoğumuz bunu bilmiyor. Kolay mı? Eşimizin, çocuklarımızın, sosyal yardım bekleyen toplum kesimlerinin ihtiyaçlarını karşılamak için her sabah evden çıkıp akşama kadar çalışmak. Ama işçi, memur ve çiftçi olarak ama ilim veya iş adamı olarak. Gayretlerimizi seferber ederek haramlara düşmeden çalışmak elbette ki ibadettir.

Ama helâl ve meşru çalışmanın ibadet olması namaz kılma, oruç tutma ve örtünme gibi ibadetlerimize mani olmamalı ve bizi örneğin faize, yalana ve rüşvete bulaştırmamalıdır.

Günahlarımız için bir batıl mazeretimiz de şöyledir:

“Büyüyemezsen Küçülür Gidersin Kardeşim”

Evet, mazeret üretme, yaşadığımız dönemin Müslümanlarının rutin tespihi haline dönüşmüş. Çekilen bir tespih de şöyledir:

 “ Güçlenemezsen, büyüyemezsen, küçülürsün, silinirsin kardeşim; Faizli kredi almaya ihtiyaçlıysan alacaksın. Yanıltıcı reklam yapmaya muhtaçsan onu da yapacaksın. Siyasilere boyun eğmen gerekiyorsan eğeceksin. Borçlarını gerekirse -ödeme gücün varken bile- erteleyeceksin, yalan da söyleyeceksin.

Peki niye, neden? Bizim birinci derecede vazifemiz Yaradan'a kul olmak ve bu kulluğun gereği olarak insanlar için yararlı, erdemli bir kaynak olmak değil midir? Biz Müslümanız, bu hayat geçicidir. Ebedi hayat, ölümle başlayacak olan âhiret hayatıdır.

Bizim büyümek gibi farz bir görevimiz yok. Ama büyümeyi gaye edinmemize teşvik var. Bakınız Peygamberimiz bir hadislerinde ne buyuruyorlar?

Şartlarına riayet ettiği için güçlü olan Müslüman, şartlarına riayet etmediği için zayıf düşen Müslümandan Allah katında daha hayırlı ve daha sevimlidir.”

Güçlü olacağız, bir fabrikamız var, ikinci ve üçüncü fabrikayı da kurabiliriz. On kişi çalıştırıyorsak yüz kişi hatta bin kişi çalıştırmayı hedefleyebiliriz. İnanın, ben haklarını tam ödeyerek çok işçi çalıştırabilen mümin iş adamlarına gıpta ediyorum. Çünkü bir insana zekat vereceğine ona nafakasını sağlayabileceği bir iş ver. İş ver ki kendi emeğiyle geçinebilsin. Burada gençlere de seslenmek istiyorum.

Sevgili gençler; en büyük fizikçi, en gelişmiş kimyacı ve en verimli iktisatçı ben olacağım demelisiniz. Seçtiğiniz alanda “en sağlam ve güzel üretimi ben yapacağım,” demelisiniz. Çünkü Müslüman, güçlü olmaya, büyümeye talip olması gereken insandır.

Büyümeye çalışırken yapmamız gereken tek şey haramlara düşmemektir. İnsanların haklarına tecavüz etmemektir. İnsanlara zarar vermemektir. Üretiyorsan, Müslüman gibi sağlam ve dayanıklı mallar üreteceksin. Hileli üretim yapmayacaksın. Haramlara düşmeden, daha çok kazanmayı amaçlayacaksın. Çünkü daha çok çalışıp kazanma daha çok zekât verme, daha çok işçi çalıştırmadır yani daha faydalı olmaktır.

Mesela ülkemizin yüzbinlerce ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencisi var. Pek çoğu da fakir. Biz daha çok çalışmazsak örneğin onlara kim burs verecek?

Bir mazeret biçimimiz de şöyledir:

Toplumu Sen mi Düzelteceksin Kardeşim, Doğruluk Sana mı Kaldı?”

Biz Müslümanız. Her birimiz “doğruluk bana kaldı, ben düzelteceğim bu toplumu” demelidir. Herkes evinin önünü temizlerse bütün şehir tertemiz olur. Peygamberimize bir zat gelir; “Ya Rasulallah! Cehennemden uzaklaştırıp Cennete koyacak amelleri bana öğretir misin?” der. Peygamberimiz şöyle buyurur:

 “Allah'a inandım, de ve dosdoğru ol.”

İslami çizgide dosdoğru olacaksın, ama bu yetmez, doğru olanlarla birliktelik kuracaksın. Bu da yetmez, doğrulara çağıracaksın.

Toplumu siz mi düzelteceksiniz? Evet, biz düzelteceğiz. Çünkü iyilere, güzellere, doğrulara çağırmak gibi bir farz vazifemiz var.

Mazeret Üretmek Kendimizi Aldatmaktır

Mazeretler bize fayda sağlamaz, başarıya erdirmez. Mazeret üretmekle vicdanımızı tatmin edebilir miyiz? Günahların doğuracağı bunalımları giderebilir miyiz? Bu mümkün değil. Kıyamet suresinin 14.- 15. ayetlerinde; Rabbimiz şöyle buyuruyor:

Mazeretlerini beyan etse de, her insan kendisinin şahididir.”

Kendimizi kandıramayız. Akşam yatağa yattığımızda Allah'ın insanda var ettiği, vicdan dediğimiz uyarıcı bize haykırır: Hatalısın. Günahkârsın. Bunun için bunalımdasın. Bunun için ıstırap çekiyorsun.

Mazeret beyan etmek, Şeytanî bir işlemdir. Yüce Rabbimiz Meleklerine “ Âdem’e saygı secdesine varın,” emrini verdiğinde karşı çıkan ilk varlık Baş Şeytan olacakİblîsolmuştur. İsyanına da “Beni ateşten, Adem’i ise topraktan yarattın.” gerekçesini ileri sürerek mazeret beyan etmiştir.

Günahlar akabinde, günahları meşrulaştırıcı mazeretler beyanı, Allah korusun, bizi Cehenneme kadar götürür. Çünkü günahlardan tövbe edilmez de, sürekli mazeretler üretilirse, yaşadığınız gibi inanmaya başlarız. Hataları meşru görürüz. O zaman da imanımızı yitiririz.

Bakara sûresinin 81. âyeti bizi şöylece uyarır:

Hayır, hayır.Günahlara dalan ve günahları kendilerini çepeçevre kuşatan kişiler Cehennemliktirler. Orada da ebedî olarak kalacaklardır.”

Yüce Rabbimden bizleri manevi uyanıklığa erdirmesini diler, hata ettiğimizde mazeret beyanlarına sığınmayıp tövbe kapılarını aralamaya çalışan bilgili ve bilinçli kullarından kılmasını dilerim.

Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.mirathaber.com/ali-riza-demircan-gunahlarimiz-icin-seytanlasarak-mazeret-uretmemeliyiz-ii-1-2833y.html


Back To Top