11 Aralık 2018 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

İslam âlimlerinin yüceliği ve onlara olan ihtiyaç

Mehmet Zahit Kotku anısına rahmet niyazımla

“İslam Âlimlerinin Yüceliği Ve Onlara Olan İhtiyaç” başlıklı yazımız Süleymaniye camiinde Cuma Hutbesi olarak okundu. Şöyle ki:

Bu Hutbe büyük mürşid Mehmet Zahit Kotku hazret­lerinin irtihal-i dar-ı beka eylediği 12 Kasım 1980 günü akşamı yazılmış 13 Kasım 1980 Cuma günü Süleymaniye camii minbe­rinden otuz bini aşkın Cenaze Cemaatine sunulmuştur. Takdim ederken İmam-Hatiblik hayatımın elemli fakat müstesna anla­rını yaşadığım bu hutbemi şu cümlelerle bitirmiştim.

"Yaşadığımız döneme kadar uzanan gerileme devirlerimiz bo­yunca çok az yetiştirebildiğimiz gerçek İslâm âlimlerinin asrımızdaki sayılı örnekleri de bir bir aramızdan ayrılmaktadırlar.

İşte, bu gün burada Cuma namazından sonra kabrine defn edeceğimiz İslâm âlimi, kâmil insan, büyük terbiyeci Mehmet Zâhid Efendi Hazretleri irfan semamızda gurub eden (batan) manâ gü­neşlerimizden biridir.

Rahle-i tedrisinden ve manevi terbiyesinden feyz alan mü­nevverlerle memleketimize ışık saçmış ve ümit olmuş bu Allah dostu için yalnız ülkemiz değil İslâm ülkeleri üzülse yeridir.

Takip ettiği irşad yolunun büyüklerinden Ahmet Ziyauddin Gümüşhanevî, Ömer Ziyauddin Dağıstanî, İsmail Necati, Hasan Hilmi ve Mustafa Feyzi( Allah Cümlesinden razı olsun) hazeratının arasında kabrine tevdi edeceğimiz büyük alimimize Yüce Allah'tan mağfiret ve yüksek makamlar diler, İslâm alemine ve mil­letimize baş sağlığı dilerim.»

İSLAM ÂLİMLERİNİN YÜCELİĞİ VE ONLARA OLAN İHTİYAÇ

Bütün varlıkların hâliki olan yüce Allah, yarattığı insanları yeryüzünde kulluk denemesine tabi kılmıştır. Onları maddi ve manevi nimetlerle ve de koyduğu yasalarla kulluk denemesine muhatap tutan Allah (c.c.) bu ya­salarını insanlar içinden seçtiği ve mucizelerle desteklediği peygamberleri aracılığı ile bil­dirmiştir.

Her biri ilâhi emirler ve yasakların tebliğcisi ve na­sıl inanılıp yaşanılması gerektiğinin bilfiil öğreticisi olan peygamberler birbirlerini doğrulayarak görevlerini îfâ etmişlerdir.

İnsanları insanların egemenliği ve sömürüsünden kurtarmak, ahlâkî değerleri yüceltmek ve dünya haya­tını âhiret hayatı ile gayelendirmek için uğraşı veren peygam­berlerin sonuncusu Hz. Muhammed'dir. Hz. Muhammed diğer peygamberler gibi belirli bir topluma gönderilmemiştir. O yaşadığı asrın insanlarına ve Kıyamet Günü'ne kadar gelecek bütün insan toplu­luklarına gönderilmiştir.

Bu sebepledir ki yüce Allah O'nunla bildirdiği Kur'ân düsturlarını, O'ndan sonra tebliğ ve talim etmek gö­revini O'na inanan müminlere; özellikle de bu görevleri vazife edinecek İslâm âlimlerine yüklemiştir.

Âl-i İmran Sûresi’nin 104. âyetinde şöyle buyrulur:

«Sizden Hayra davet eden, iyilikleri emreden ve kötülükleri yasaklayanbir zümre bulunsun. İşte ancak onlardır mutluluğa erenler/erdirenler

Muhterem Mü'minler!

İnsan topluluklarına vahiy bildirilerini içeren Kur'ân ve Sünnet'ten başka mutluluk sağlayacak hayat yolu olmadığına, Kur'ân ve Sünnet düzenini insanlara tebliğ ve tâlim edecek kadro da İslâm âlim­leri olduğuna göre, elbetteki onlar yalnız İslâm cemi­yetlerinin değil, bütün insanlık semasının yıldızlarıdır. Zira bilgisi ile amel eden ve olgun insan örneğini veren Kur'ân ve Sünnet âlimleri diğer müspet ilimlerin bil­ginleri gibi değildir. Bir diğer anlatımla onlar yaratıklardan yararlanma tekniklerini for­müle ederek hayatın yalnızca kolaylaştırılmasına hizmet eden âlimler değillerdir. Onlar bizzat hayatı düzenleyen, dünya ve âhiret mutluluğuna yönlendiren öncülerdir.

Evet onlar, Peygamber varisleri oldukları için haklarında hayır murad edilmiş imrenilmeye lâyık değerlerdir. 

Yüce Peygamberimiz onlar hakkında şöyle buyurmuştur:[

«Allah kime hayır dilerse onu din ilminde derinleştirir.»

 «Alimler halk üzerinde Allah'ın güvenilir kişileri­dir

«Kıyamet Günü'nde üç zümre Allah’ın izniyle şefâat edecekdir; Onlar peygamberler, âlimler ve şehitlerdir..»] (1)

Peygamberimizin pek çok hadisleriyle yüceliklerini açıkladığı İslâm âlimlerini Rabbimiz de yüceltmiş, on­ları biricik mabud olduğunun şahitleri, kendisinden saygı ile korkan gerçek kulları olarak tanıtmıştır. Mü­cadelesûresinin 11. âyetinde ise şöyle buyurmuştur:

«... Allah içinizden gerçekten iman edenleri ve ken­dilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltir...»

Yaradan katında değerli olan İslâm âlimlerinin yeryüzünün kıymetleri olduğunda şüphe yoktur. Yaratana muhatap olma yüceliğini kavrayamamış ve koruyamamış olan zavallılar idrak edemeseler de onlar Allah'ın bir topluma bahşedeceği en büyük lütuftur. Nitekim peygamberimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle bu­yurmuştur:

«Allah bir topluluğa hayır dilediğinde(ilâhi kanun­ları tebliğ edecek) âlimlerini çoğaltır, (saptırıcı)cahil­leri azaltır...» (2)

İslâm âlimlerinden yoksun olmak bir İslâm cemi­yetinin uğrayabileceğ en büyük felâkettir.

Evet, kıtlık, anarşi ve hatta harb bile İslâm âlimle­rinden yoksunluk felâketiyle kıyaslanamaz. Zira sözü edilen felâketler toplumun belirli bir dönemini etkiler. Ama Hakk'a çağıran, Batıl'lardan sakındıran ve olgun insan örneğini vererek cemiyeti hayra yönlendiren İs­lâm âlimlerinden yoksunluk insanî ve ahlâkî değerle­rin yıkımına, adalet ve fazilet hayatının çöküşüne ve hayatın gayesiz yaşanmasına sebep olacağı cihetle dö­nemleri ve nesilleri etkiler.

Bu sebepledir ki İslâm âlimlerinden yoksunluk bir toplumun uğrayacağı ve taraf-ı ilâhiden uğratılabileceği bu en büyük musibettir.

Peygamberimiz bu gerçeği şöyle açıklamaktadır:

«(Amelleri sebebiyle) Allah bir millete şer diledi mi (ilâhi kanunları tanımayan) cahillerini çoğaltır. Gerçek din âlimlerini azaltır...» (3)

Konuya daha bir açıklık getiren hadislerinde ise peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:

«Allah, (insanla­rı bildirdiği iyiye, güzele ve doğruya yönlendirecek) ilmi insanların göğüslerinden çekerek almaz. Hakikat âlim­lerini tarafına çekerek alır. Böylece (cemiyette Allah'ın emirleri ve yasaklarını tebliğ eden) âlimler kalmaz. Halk da gerçek bilgiden yoksun cahilleri baş tutar, ön­der edinirler. Onlar da sorulduğunda ilimsiz görüş bil­dirir (kendilerince ilkeler ve yasalar koyarlar.) Böylece hem kendi­leri sapıklığa düşer, hem de insanları saptırırlar.» (4)

Devrimizde İslâm ülkelerinin büyük çoğunluğunun giderek Hak'ça yaşantıdan sapmaları, sömürülen uydu ülkeler olmaları, aralarında siyasi ve iktisadi ittifaklar tesis ederek dünyamız için ümit verici bir blok oluşturamamaları, iyice biliniz ki yaşadığı dönemin şartlarını değerlendirebilen Kur'an ve Sünnet âlimlerinden yok­sun olmaları sebebiyledir.

Ülkemizin ilimlerin her bir dalında ihtisas yapmış ilim adamlarına ve teknokratlara ihtiyacı vardır. Haya­tı kolaylaştıracak ve Allah'ın yarattığı pek çok nimet­ten bizleri yararlandıracak onlardır. Ancak iyice biliniz ki hayatımızı İslâmlaştıracak İslâm âlimlerine ihtiyacı­mız çok daha fazladır.

Evet çok daha fazladır. Çünkü nükleer enerjinin üretemediği insanî ve ahlâkî değerleri, fizik ve kimya­nın konu edinmediği adalet ve barışı, biyoloji ve zooloji­nin ilgilenmediği sevgi ve saygıyı, sosyoloji ve psikolo­jinin veremediği kutsal idealleri ve âhiret hayatı özle­mini Allah'a îman temelleri üzerinde yükseltecek an­cak İslâm âlimleridir.

Mü'minler!

İslâm Dini'ne inanan ve O'nu yaşamak arzusunu duyan bütün ilim adamlarına ibadet olduğu inancıyla saygı gösteriniz. Özellikle İslâm âlimlerinin çoğalması için duâ ediniz. Onları yetiştirecek kültür yuvalarını seviniz ve yardımlarınızla destekleyiniz.

1) C. Sağîr, 2/183,206
2) C. Sağîr, 1/17
3) C. Sağîr, 1/17
4) İ. Mace, Hn. 52

Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.mirathaber.com/ali-riza-demircan-islam-alimlerinin-yuceligi-ve-onlara-olan-ihtiyac-1-2403y.html


Back To Top