22 Mayıs 2018 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

İslâm’da recm olmadığının Kur’ânî kanıtları

Bekâr-evli ayırımı yapılmaksızın; akıllı, ergin ve hür kişiler için Kur’ân’ın Nûr Sûresi’nin ikinci âyetinde belirlediği ana ceza yüz celde (sopa) olarak şöylece açıklanmaktadır.[1]

“Zinâ eden kadın ve zinâ eden erkekten her birine yüz celde/sopa vurun. Allah’a ve Âhiret Günü’ne inanıyorsanız Allah’ın dînîni tatbîk hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın. Mü’min’lerden bir topluluk da onlara uygulanan Azab’a; cezaya şâhid olsun.”

Kur’ân-ı Kerîm, zevki ciltte duyulacak zinâya acısı da ciltte duyulacak yüz celde/sopa ceza belirler. Bu cezanın dışında, örneğin Recm gibi bir cezanın olmadığını da vurgular. Şimdi bu gerçeği beş madde halinde açıklamaya çalışacağız:

a. Zinânın cezasını belirleyen Nûr sûresinin 2. âyetinde evli-bekâr ayırımı yapılmaksızın bütün zinâ eden erkekleri ve kadınları içine alacak şekilde Elif-Lam’lı olarak el-Zânîyetü ve el-Zânî ism-i fâil kipleri kullanılır. "El/Elif-Lam"takısı bütün zinâ edicileri içine alacağından buradaki zânileri bekârlara tahsîs edici bir karîne yoktur.

b. Kur’ân’da (Nisa 25, Ahzab 30, Nûr 2, 8) zinânın (yüz sopadan oluşan) cezası el-Azab olarak geçmektedir. Nûr sûresinin ikinci âyetinde zinâcı erkek ve kadına yüz sopa vurulması emredildikten sonra “…Mü’minlerden bir topluluk da onlara uygulanan Azab’a; cezaya şahid olsun,” buyrulmaktadır. Kocası tarafından hâkim huzurunda kendisine zinâ isnad edilen kadının, kocası gibi Li’ân’da; lânetleşmede bulunmasının ondan el- Azab’ı gidereceğini yani zinânın cezasını düşüreceğini açıklayan Nûr sûresinin sekizinci âyeti, evlilerin cezasının da ikinci âyette açıklanan “Azabehuma”daki Azab olduğunu açıklamaktadır. Azab olarak, nitelenen ceza ise yüz sopadır ve sekizinci âyetteki el-Azab’la ikinci âyetteki Azab da aynıdır:

“Kocası tarafından kendisi zinâ ile suçlanan kadının dört kere, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna Allah’ı tanık göstermesi, kendisini zinâ cezası olan el-Azab’tan kurtarır. Kadının beşinci tanıklık ifadesi, -eğer kocası doğru söyleyenlerden ise- kendisinin Allah’ın gadabına uğramayı, dilemesi olacaktır.” (Nûr 8)

c. Evli mü’min câriyelerin zinâ cezasının hür kadınların zinâ cezasının/Azab’ının yarısı olduğunu açıklayan Nisâ sûresinin 25. âyeti de evli-bekâr ayırım yapılmaksızın zinânın cezasının yüz sopa olduğunu pekiştirmektedir. Zira taşlanarak ölüm olan Recm cezasının yarısı olmaz. Ahzab sûresinin 30. âyetinde Peygamberimizin eşlerine ilişkin olarak varsayım şeklinde geçen ve zinâ anlamına gelen Fâhişey-i Mübeyyine’ye verilecek ceza olan Azab’ın, onlar için iki katı olacağı ifade edilmektedir ki Recm olacak Azab’ın yarısı olmayacağı gibi iki katı da olmaz.[2]

d.
Zinâ iftirası cezasını belirleyen Nûr sûresinin 4. âyetinde,[3] bağlamına göre evli veya bekâr kadınlar mânasına gelen “Muhsanât”kelimesi, her iki grubu da içine alacak tarzda “el” takısıyla “el- Muhsanât” şeklinde kullanılmaktadır. (Nisa 24, 25)

Kur’ân’da bu âyetle, bekâr kadınlar gibi evlileri de içine alan el- Muhsanât’a zinâ iftirasında bulunanlara 80 sopa ceza verilmesi, evli- bekâr ayırım yapılmaksızın zinâya da 100 sopa verileceği hükmünü pekiştirmektedir. Çünkü zinâ isnad eden kişinin dört şâhidle zinâyı kanıtlaması halinde evlilere de şâmil olan el-Muhsanât nitelikli kadınlara verilecek ceza 100 sopadır.[4]

e. Kur’ân ileri sürüldüğü gibi evlilerin zinâ cezasını bekârların zinâ cezasından istisna ederek Recm’e onay verseydi, uyguladığı sistem gereği bunu açıklardı.

Mesela, Kur’ân namuslu kadınlara zinâ isnadını dört şâhidle kanıtlayamayan kişilere 80 celde/sopa vurulmasını emrederken kişinin kendi karısına zinâ isnadını bu ana hükümden istisna ederek Li’ân yolunu açmış, ama bunu lafzen de açıklamıştır. (Nûr 4-6) Aynı yöntemle kocası ölen kadınların iddeti dört ay on gün olarak belirlenmiş iken hâmile kadınların iddeti doğumla irtibatlandırılarak istisna edilmiş, ama bu istisna lafzî olarak da açıklanmıştır. (Bakara 234, Talâk 4) Zinâ cezasında ise evlileri istisna eden bir açıklama yapılmamıştır.

Sünnet’de Zinânın Cezası

Bu konuda iki görüş vardır.

A- Zinânın Evliler ve Bekârlar İçin Sünnet’teki Cezası, Kur’ânî Cezanın Aynıdır

Yukarıda tercümesi sunulan Nûr sûresinin ikinci âyetinin indirilişinden sonra şanlı Peygamberimizin evlilere de şâmil olan Kur’ânî cezanın dışında farklı bir ceza, örneğin Recm uyguladığı sabit olmamıştır. Bu, sebeple yürürlükteki Sünnet’te zinânın cezası, Kur’ânî cezanın aynıdır. Bir diğer ifadeyle yüz sopadır. Kaldı ki Peygamberimizin Allah’ın hüküm koyduğu bir konuda farklı bir hüküm teşri etme yetkisi de yoktur. Ölüm cezası belirlemede hiç mi hiç yoktur. Çünkü O, kendisine indirilen hükümleri uygulamakla yükümlüdür.

B- Zinânın Sünnet’teki Cezası

Sevgili Peygamberimizin zinâ cezası olarak yaptığı uygulamayı Kur’ânî cezayı belirleyen Nûr sûresinin ikinci âyetinin indirilişinden öncesi ve sonrası şeklinde bir ayırıma yer vermeksizin belirleyen ve çoğunluğu oluşturan klasik dönem İslâm bilginlerine göre evlilik geçirmemiş bekâr erkek ve kadınlar için zinâ cezası yüz sopadır. Cinsel ilişkiyi içeren bir evlilik geçirmiş olan erkek ve kadının cezası ise Recm=taşlanarak ölümdür.

Onları bu şekilde değerlendirmeye yönelten Kur’ân’da Recm’in olmayışı fakat Sünnet’te yer almasıdır. Ancak yukarıda değinildiği üzere Hz. Peygamberin Recm uyguladığı kesin olmakla birlikte, bu uygulama, Nûr sûresinin zinânın cezasını 100 sopa olarak belirleyen 2. âyetinin indirilmesinden önce Tevrat hükmü olarak yapılan uygulamadır. Peygamberimiz kendisine Recm hükmü indirildiğini söylememiş, yukarıda değinildiği üzere uygulamayı Tevrat hükmü olarak yaptığını açıklayarak Allah’a hamd etmiştir. Böylece örneğin Tevrat’ta yer alan “Kısas yasası” ve “Âdet hali ilişkisi yasağı” Kur’ân’la pekiştirilirken Recm de kaldırılmıştır.

Burada hatırlatılması gereken bir diğer önemli husus da şudur: Suçla ceza arasında ilişki aranır. Bekârda, evli veya evlilik geçirmiş kişiler de cinsel arzuları ve zinâya düşme zaafları olan insanlardır. Bekâra 100 sopa cezası verilirken evliye ölüm cezası verilmesi Kur’ân mantığıyla da insan doğası ile de çelişir. Kaldı ki İslâm’da inanç, ibâdet, görev, haram, cihad, mîras ve kısas gibi hiçbir alanda bekârla evli arasında farklı kılınmış hükümler yoktur.

Önemli Soru

Rabbimizin Kitabı Kur’ân evli beka ayırımı yapmaksızın zinasının ana cezasını yüz sopa olarak belirlerken evli kadın örneğinde de cezanın yüz sopa olduğunu açık bir şekilde beyan etmektedir..Bu durumu ve diğeri delilleri yukarıda açıkladık.

Zinanın cezasını yüz celde/sopa olarak belirleyen Nur suresinin ilk âyeti mucizevi bir yaklaşımla şöylece başlar:

Bu indirdiğimiz bir suredir. Ondaki hükümleri farz kıldık. (Farz kıldığımız hükümleri beyan etmek üzere de) apaçık ayetler indirdik. Düşünüp ibret alasınız/doğru yargılara varasınız diye.”

Samimiyetle de olsa Recmi İslâm’a yamayanlar soruyoruz:

Siz Kur’âna onu tahrif ederek mi inanıyorsunuz?

Üstelik Aziz Peygamberimizin yürürlükteki Sünnet’inde de -açıkladığımız üzere- Recm cezası da yoktur.

Bir sonraki yazımızda bu konuya Sünnet’i tahlil ederek açıklık getireceğiz, İnşaallah.

Not: Recm gibi gündeme taşınmasında faya görmediğimiz bir konuyu Diriliş Dizisi’nde yer alması sebebiyle inceledik. Yaşadığımız düzenle çatışan hiçbir konuyu yazmaya yüreği yetmeyenlere bir daha söyleyelim. Kısas ve hırsızlara el kesilmesi cezası dahil İslâm’ın ceza yasalarının bütününün muhteşem olduğu inancında ve söylemindeyiz. İslam söz konusu ise tüm dünya bizim için teferruattır. Ama Recm gibi olmayan bir cezayı da kabul edemeyiz. Ama isteyen dilediği gibi inanır.

-----
[1] Zinâ Cezası, Laik Yönetimlerde Uygulanamaz Pek tabîidir ki zinâ cezası Kur’ân ve Sünnet yasalarına göre yönetilen, İslâm inancı ve kültürünü yayan, çıplaklık, kadın-erkek karışımı ve seksüel neşriyat gibi zinâya götürücü yolları açtırmayan; açık olanları kapatan, devlet bütçesinden evlenemeyen bekârlar için fon ayıran, kadına geçim güvencesi veren ve özel şartları içinde birden fazla kadın almaya ruhsat çıkaran İslâm cemiyetinin zinâcıları içindir…

[2] Fâhişey-i Mübeyyine’nin anlamı için bak. Zeccac, Meânil-Kur’ân Nisâ 19, İ.Kesîr Nis’a 19, Tirmizi Reda’ 11.

[3] “el-Muhsanât/namuslu kadınlara zinâ suçlamasında bulunup da, sonra bu iddialarını doğrulayacak dört şâhit bulup getiremeyenlere seksen celde/sopa vurun. Onların şâhidliklerini de asla kabul etmeyin. İşte onlar, Allah’a itâat etmez ve insana saygı duymaz adamların ta kendileridir. Ancak yaptıkları iftiradan sonra tövbe edip kendile- rini düzeltenlerin şâhidliklerini kabul edebilirsiniz. Çünkü Allah, çok çok bağışlayan- dır ve pek çok merhamet edendir.” Nûr 4.

[4] Zinâ iftirasında bulunan kişi ile dört şâhidin şâhidliği yani toplamda beş kişinin şâhidliği 100 sopalık zinâ cezasına eşit düşmektedir.Kişi, kendisinin zinâ isnadı ile beşte bir ceza olan 20 sopayı düşürdüğünden getiremediği dört şâhide karşılık gelen ve beşte dört ceza olan 80 sopa cezasına uğratılmaktadır. İncelendiğinde görüleceği üzere Li’ân’da da du- rum aynıdır.Bir diğer anlatımla Li’ân’da erkek de kadın da kendileri dışında dörder defa şâhidlikte bulunmaktadırlar.

Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.mirathaber.com/ali-riza-demircan-islamda-recm-olmadiginin-kurani-kanitlari-1-3740y.html


Back To Top