14 Ağustos 2018 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Namaz tağûtî güçlere baş kaldırıdır

İslâm insan hayatını bütünüyle kuşatan ve yönlendiren din’dir. Bu yüce dinde ergen müminlere yüklenen ilk vazife namazdır. Kur’ân-ı Kerîm'de Rabbimiz şöyle buyurur:

«... Namazı kılınız. Şüphesiz namaz müminler üze­rine vakitleri belirli bir görev olmuştur(1)

Namazın nasıl kılınacağını bizlere öğreten Peygam­berimiz, namazın dinimizdeki önemini şöylece açıkla­mıştır.

[«... Namaza sarılın. Aman namaza önem verin.»

«Dinde namaz vücutta baş gibidir.»

«Kalbini namaz için hazırlayan ve onu şartlarına uyarak kılan kişi gerçek mümindir.»] (2)

Allah’a bağlayan ana rabıta olan Namaz Kur'an-ı Kerim’de defalarca tekrarlanarak emre­dilen ve kadın, erkek, genç, ihtiyar, zengin, fakir, hattâ Peygamberimiz dâhil bütün inananlara yüklenen ana ibâdettir.

Namaz, bedenin fizikî hareketleri, aklın tefekkürü, kalbin de haz ve neşesi ile eda edilen ve mü'mini baştanbaşa bir iman ve şuur âbidesi haline getirerek diğer ibadetlere hazırlayan ve böylece hayatı İslâmlaştıran ibadettir.

İman'ın belgesi olan namaz, imandan sonra öğrenilmesi ve tatbik edilmesi is­tenen ilk emirdir.

Peygamberimiz İslâm’ı Din olarak kabul edenlere ilk olarak namazı bildirirdi. Namazsız bir İslâm toplumu oluşturulamayacağından, namaz kılınacağı hususunda biat alırdı.

İslâm Dinini yaşama gücünü kazandı­ran namaz, Müslümanlarda Hz. Peygamberin izinde Allah'ın emir ve ya­saklarına göre yaşama bilincini geliştiren ve hayata disiplin kazandıran büyük bir eğitim ibadetidir.

Her sabah dünya yeniden kurulurken mesut ede­cek nizamın ancak İslâm olduğunu ilân eden ezanlarla ve Hz. Muhammed'in bildirdiği şekilde Allah'a ibadetle başlayan mü'min günü, her biri taze bir başlangıç olan beş ana vakte ayrılmaktadır. Her bir vakitte Allah'a dönüşle başlayıp bitmekte, böylece müminin hayatı İs­lâmî doğrultuda disipline edilmektedir.

Namaz, mümine gelişme ve yücelme yollarını da açan ibâdettir.

Düşününüz! Günde beş defa şuur, huşu ve ta'zimle Allah'ın huzuruna çıkan mü'min, inandığı ve yaşa­mağa azmettiği Kur'ânın âyetlerinden okuyarak Allah'a ibadet ediyor.

İçinde « Zekât, adalet, merhamet, yapılan her işi Allah, görüyor bilinci içinde güzel yapma, sözleşmelere bağlılık, ana-babaya saygı, yaratılanlar üzerinde düşünme ve doğru konuşma…”gibi emirler yer alan Kur’ân ayetlerini okuyarak namaza başlıyor...

Faiz, içki, kumar, zina, zulüm, yalan, bölücülük, kin, kibir… Ve israf…” gibi yasakları içeren Kur’ân âyetlerini okuyarak namazını bitiriyor.

Böylece namaz, İslâm Dini’nin, ortak aklın ve ilmin buyruklarına yönlendirerek, yasaklarından koruyarak hayatı basitlikten, faziletsizlik zemininde sürünüşten kurtarıyor, yüksek heyecanların, ölümsüz hedeflerin âşıkı kılıyor. Gerekli enerjiyi yüklüyor.

Namazlarının her bir rekâtında Fatiha Sûresini okurken: «... Ancak sana ibadet ederiz...» diyerek haram ve helâl ölçülerine göre yaşayacağına söz veren mü'minin Allah'ın emirlerini ve yasaklarını çiğ­nemesi mümkün müdür?

Rızkı verenin, sebepleri yaratanın, saadeti bahşe­decek olanın Allah olduğuna ve O'nun huzurunda hesap verileceğine inanan mü'minde, fâni dünya nimet­leri ve sayılı ömür günleri için yalan, karabor­sa, rüşvet, sömürü, zulüm, riya, ihtiras, samimiyetsiz­lik bulunulabilir mi? Hiç şüphesiz namazlı bir mü'min yanılabilir, fakat hatasında ısrar edeceği düşünülemez.

Bunun içindir ki Kur’ân-ı Kerim namazı maddî ve manevî kötülüklere ve ahlâksızlıklara karşı güçlü bir koruyucu olarak sunmaktadır.

Ankebût Sûresi Âyet 45:

« Kur’ânla sana bildirilen mesajları oku. Namazını da gerektiği şekilde kıl. Çünkü namaz bütün çirkinliklerden ve tüm kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı anmak elbette ki en büyük (ibâdet)dir. Allah yaptıklarınızı bilir.»

Namaz; fertleri olduğu gibi toplulukları da renk, ırk ve dil ayırımına yer vermeksizin iman ve gönül rabıtasıyla birleştiren, seviştiren, kaynaştıran ibadettir.

Her yaştan, her kültür seviyesinden, her bölgeden binlerce inşanı Allah için birleştiren, omuz omuza, gö­nül gönüle verdiren, aynı yüce ve kutsi duygularla besleyen Cuma, bayram ve vakit namazlarının mucize­vî kuvvetini düşününüz.

Dünyanın çeşitli ülkelerindeki dilleri, ırkları, tarih ve kültürleri ayrı milyonlarca Müslümanın bir namaz için tekbir aldığını ve aynı kıbleye yöneldiğini düşüne­lim. Evet; Endonezya'da, Pakistan'da, Türkiye'de, İn­giltere'de, Almanya'da ve Amerika'da aynı iman, aynı duygu ve aynı ibâdet dili ile kılınan ve 14 asırdır kılın­makta olan namazlar ne muhteşem ve ne mucizevî bir tablodur.

Namaz, fertleri ve toplumu Batıl kültür ve ideolo­jilere karşı koruyan ibâdettir.

Allah'a, Kur’ân'ın içtimaî/sosyal, iktisadî, hukukî ve ah­lâkî hükümlerini ihtiva eden âyetlerini okuyarak ve Hz. Peygamberin öğrettiği gibi namaz kılarak ibadet eden müminleri hangi güç İslâmî doğrultudan saptırabilir?

Hangi zalim otorite İslâm dışı, sistemlere kanalize edebilir?

Hangi istibdad tanrılaştırılmış Tağut'î güçlere boyun eğdirebilir?

Yurdumuzda anlayarak namaz kılınmadığının, na­mazın özünden ve hedeflerinden uzak kalındığının en canlı belgesi yıllardır toplumumuza egemen olan batıl kültür ve siyaset odaklarına karşı Hakk'ı yaşama hürri­yet ve özleminin yeterince duyulmamış olmasıdır.

***

Nefislerimizi, emrolunduğumuz namaza alıştıralım. Namaz İslâm binasının beş temelinden biridir. Namaz­sız Müslümanlık yaşanamaz.

Bunun içindir ki Peygamberimiz şöyle buyurmuş­lardır:

« Bizimle (kalplerine İslâm inancı yerleşmemiş olan)münafıklar arasındaki ayırıcı ölçü namaz­dır.

Kim farz görev olduğunu inkâr ederek namazı bırakırsa kâfir olur.» (3)

Namazsızlık Rabbimizden uzak kalmaktır. Yalnız­lığa, âcizliğe ve ümitsizliğe mahkûm olmaktır. Cehen­nem azabına yuvarlanmaktır.

Peygamberimiz şöyle buyurur:

«... (Hayırları ne olursa) olsun namaz kılmayan mümine Allah'ın verilmiş sözü yoktur. Dilerse onu bağışlar. Dilerse azaplandırır.» (4)

Sözü namazlıları müjdeleyen âyetlere bırakalım:

Namazlarında kalpleri huzurla dolu olan, boş söz, iş ve davranışlardan kaçınan, zekât vermek için çalışan, cinsel organlarını örten-zinadan, eşcinsellikten koruyan… kendilerine bırakılan emanetleri koruyup sözleşmelerine bağlılık gösteren ve bir de namazları­na devam eden gerçek mü'minler (yok mu?)Onlar mutlaka felah bulacaktır.

Onlar, içinde ebedî kalacakları Firdevs Cenneti’ne vâris olacaklardır.(5)
----
1.Nisa,103
2.M. Kenzül-Ummal Kitabus - Salati.
3.Tac, 1/140
4.Tac, 1/13
5.Müminun, 1-11

Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.mirathaber.com/ali-riza-demircan-namaz-taguti-guclere-bas-kaldiridir-1-4071y.html


Back To Top