21 Temmuz 2018 Cumartesi
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Seçilenler, Kaybedenler …Olarak İslami Görevlerimiz II

SEÇİMDE KAZANANLAR OLARAK GÖREVLERİMİZ

Sanayi ve ticaret odaları, barolar sendikalar, yerel ve genel seçimlerde hatta muhtarlık yarışında kazanan olabiliriz. Birileri de kazanmış olabilir. Kazananlar olarak görevlerimizi şöylece açıklayabiliriz:

a. Başarımızı Allah’ın Nimeti Olarak Görmek

Kazananlar olarak başarılarımızı kendi nefislerimize ve de örgütlerimize bağlamamalıyız. Birinci derecede Rabbimizin bir lütfu olarak görmeliyiz. Bizlere kulluk imtihanı gereği lütfedildiğinin bilincinde olmalıyız. Daha açık bir anlatımla başarılarımızı kendi nefislerimize mâl etmemeliyiz. Kendi nefislerimizde mâl edersek büyüklük duygularına kapılabiliriz. Gelecek uyarılara kapalı hale gelebiliriz, böylece hem dünya hayatımıza hem de âhiret hayatımıza zarar vermiş olabiliriz.

Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerim'de bizleri sürekli olarak bu konuda uyarmaktadır:

“Sahip olduğunuz her şey Rabbinizin sizlere olan lütfudur, O’ndandır...” (el-Nahl 16/53)

Elbette neticeler sebeplere bağlıdır ama unutmamalıyız sebepler mutlaka başarılara götürmez. Hiç şüpheniz olmasın ki kazanımlarımızda Kader Programı’nın büyük etkisi vardır. İnsanoğlu bu noktada sık sık yanılgılara ve de nankörlüğe düşebilecek bir varlık olduğu için Rabbimiz bizleri Zümer Sûresi’inin 49. âyetinde bakınız nasıl uyarmaktadır:

“İnsana bir musibet geldiği/bir başarısızlığa uğradığı zaman bize duacı kesilir. Biz ona kendi katımızdan bir nimet/bir başarı ihsan ettiğimizde ise bu başarı “bendeki ilmî özellikler sebebiyle bana verildi’ der / kendisinin ve özelliklerinin kendisine Rabbimiz tarafından verildiğini unutur.Hayır, hakikat böyle değil, nimetler/başarılar size sunulmuş kulluk denemelerdir. Ne var ki insanların çoğu bu hakikati bilmemektedirler.”

Sevgili Okuyucum! iyice incelediğiniz zaman bu gerçeği siz de göreceksiniz. Nice nice insanlar vardır ki hayatları boyunca tahayyül bile edemeyecekleri makamlara gelmişlerdir. Rabbimiz bizi bu gerçekle ilgili olarak aydınlatmakta ve öğrettiklerini tekrarlamamız öğütleyerek Âl-i İmran Sûresi'nin 26. ayetinde şöyle buyurmaktadır:

“Ey yükümlü insan! Şu hakikati anla ve dile getir: Allah'ım mülkün; malların, yönetici kadroların, makamların Maliki Sensin. Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de çekip alırsın. Dilediğini yüceltirsin, dilediğini de aşağılatırsın. Her şeyi programlamaya da yaratmaya da gücü yeten sensin.”

Anlamları sunulan âyetleri ve benzerlerini incelediğiniz zaman sahip olduğumuz başarılarda Rabbimizin lütfunun ne derece büyük olduğunu kavrayabiliriz.

b. Seçimde Kaybeden İnsanları Küçümsememek

Kazananlar olarak bir diğer görevimiz de bizimle girdiği seçim yarışında kaybeden insanları, bir diğer anlatımla kaybetmiş gibi görünen insanları asla başarısız görmemeli ve de küçümsememeliyiz. Kişi gücü ölçüsünde gerekli çalışmayı yapmış ama başarılı olamamış olabilir. Çünkü başarı gibi başarısızlıkta da Kader’in etkisi vardır. Kaybedeni küçümseme bizi Allah'ın sevmediği büyüklük duygusuna kapılan kullar arasına düşürür. Bunun içindir ki Rabbimiz bizi mesela Lokman Sûresi’nin 18. âyetinde şöylece uyarır:

“Sakın ha insanlardan onları basit görerek yüz çevirmeye kalkma. Yeryüzünde de başarıları kendine mal ederek yürüyenlerden/ hava atanlardan olma. Allah kendisini beğenen ve sık sık kendisine paye çıkaranları sevmez.”

c. Rabbimize Özel Olarak Şükretmek

Gerek Odalar gerek Barolar ve gerekse diğer sivil örgütler ve de yerel ve genel seçimlerde başarılı olan insanlar olarak özel olarak şükür yapmamız gerekmektedir.

 Burada çok çok önemli olan bir noktaya dikkatinizi çekerim. Biz veya birileri kazandığında bu seçim kazanımı İslâmi değerlerin, bir diğer ifadeyle sosyal adalet ilkelerinin, hukukun, barışın, ve insanî erdemlerin kazanımı anlamına gelmez. Ezilenlerin, hakları çiğnenenlerin, dulların, işsizlerin kazanması manasını taşımaz. Eğer biz kazanma nimetinin şükrünü yaparak bu yolda gayret eder, örneğin İslâmi değerlerin, özelde hukukî ve sosyal adaletin, barışın, egemenliğini sağlayabilirsek o zaman seçim kazanımlar gerçek kazanımlar olur. Bize düşen görev de seçimleri kazanmamızı böylesine şükrederek taçlandırmaktır.

Devam Edecek

Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.mirathaber.com/ali-riza-demircan-secilenler-kaybedenler-olarak-islami-gorevlerimiz-ii-1-4685y.html


Back To Top