21 Ekim 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Sünnet'te kabir hayatı

Kur"ân çizgisini izleyen Peygamberimizin Sünneti de kabir hayatının varlığını doğrulamaktadır. O, konumuzla ilgili açıklamalarında:

a. Kabri, insanların inançlarına göre gruplara ayrıldığı konak olarak vasıflandırır; azap ve nimet mahalli olarak niteler.[1]

b. Kur’ân’ın (Tevbe 84)dolaylı emri gereği cenaze namazı kılar/kıldırır. Ayrıca da kabirleri ziyaret edip dua eder.

Peygamberimizin, kabir ziyaretinin, ziyaretçilere âhireti hatırlatacağını ifade buyurması, ölüye duayı içine alacak ziyaretin ölülere fayda sağlamayacağı anlamına gelmez. Aksi takdirde Peygamberimizin Ehl-i Bakî'i ziyareti ve duasının anlamı olmazdı.

c. Kabirlerine götürülen ölülerin mutlu olacakları veya feryatlar koparacağını bildirir.

Buhârî'nin rivayetine göre Peygamberimiz duyulacak mutluluğu ve korkuyu anlayabileceğimiz bir benzetmeyle şöyle açıklar:

" Ölü tabuta konulup da insanlar onu omuzladığı zaman, şayet o iyi bir kişi idiyse 'Beni çabuk götürünüz, beni çabuk götürünüz!' diye yırtınır. Kötü bir kişi ise 'Eyvah! Beni nereye götürüyorsunuz?' diye feryat eder. Bu çığlığı insanlardan başka her varlık duyar. Eğer insanlar duysaydı dehşetle irkilerek kendilerinden geçerlerdi."[2]

d. Kabirlere Selâm verir ve verilmesini öğütler,[3]

"Doğrusunu Allah bilir" kaydını koyarak, Selâmın bedenin kabri aracılığıyla Rûhun kabrine verildiğini dolayısıyla Rûha verildiğini söyleyebiliriz. Bu durumu dünyanın bir ucundan telefon ahizesi önünde verilen selamın diğer ucundaki canlı kişi tarafından alınabilmesi ile misallendirebiliriz. Bu arada Peygamberimizin bir açıklamasından hareketle ne derece çürümüş olursa olsun kabirdeki bedenin özelliklerini taşıyan bir hücrenin/atomun varlığını koruyacağına da işaret etmek isteriz.

e. Kabir azabından Allah'a sığınır ve sığınılmasını emreder.[4]

f. O, kabirdekilere Selâm verirken Yâ Ehle'd- Diyâri... şeklinde “Ehil” kelimesini kullanır.

“Ehil” kelimesi de “Ashab” ve “Men” lafızları gibi akıllı canlılar için kullanılmaktadır.[5]

g. Kur’ân’ın dünya ve âhiret, Cennet ve Cehennem için kullandığı “Dâr” kelimesini, Peygamberimiz de kabirlere selâm verirken kullanır:

Peygamberimiz Bakî Mezarlığı’na geldi ve şöylece selâm verdi: Size selâm olsun ey Müminler Dârı! İnşaallah biz de size katılacağız.” [6].

Bu da onun anlayışında Kabir’in dünya ve âhiret gibi hayat sürülen hareketli bir âlem olduğunu göstermektedir.

Yukarıda yedi madde hâlinde değinilen Kur'ân âyetleri gibi yedi madde halinde özetlediğimiz Sünnet ölçüleri de kabir hayatının varlığına delâlet etmektedir.

Kur'ân Ve Sünnet'te Yer Alan Bazı Açıklamalar

Kur'ân-ı Kerîm'de Âhiret sorgulamasından sonra İmanlı ve Salih amelli kullar olan Ebrar'ın Naîm Cennetelerinde, (İnfitar 13; Mütaffifîn 22 ) Ebrar'ın zıtları olan Füccar'ın da Cehîm'de/Cehennem'de olacağı bildirilmektedir. (İnfitar 14) Aynı şekilde Füccar'ın Siccîn'de; Ebrar'ın da İlliyyin'de olduğu açıklanmaktadır. (Mütaffifîn 7-9,18-20) Kur'ân bu iki yeri de Kitabün Merkûm/Yazılı Kitap olarak tanıtmaktadır.

A'râf 40 ve ilgili hadîsler bize ölümle bedenden ayrılan Fâcir rûha, yükseltileceği gök kapılarının açılmayacağı ve kabrine döndürülerek bu facir rûhun isminin Cehennemlikler Divanı olan Siccîn'de kayıtlanacağını açıklamaktadır. Aynı şekilde Ebrar'dan olan rûha gök kapılarının açılacağı ve yedinci göğe kadar yükseltilecek olan bu rûhun sonra da kabrine dödürüleceği ve adının Cennetlikler Divanı olan İlliyyîn'e yazdırılacağı da beyan edilmektedir.

Siccîn ve İlliyyîn dünya hayatından sonra ve âhiret hayatından önce olduğuna göre demek ki tutulan kayıtlar Kabir hayatının başında olmaktadır.

Salih Rüyalar

Salih rüyalar sırasında aktif olan rûhun/canın yaşadığı ve herkesin tecrübe edebildiği dünya ve âhiret dışı üçüncü hayat da üçüncü tür bir hayat olan kabir hayatına ışık tutmaktadır.[7]

Dünyada yaşanan ve zaman zaman görülen korkutucu veya huzur verici rüyaların daha canlı ve etkili bir biçimde yaşanması olarak nitelenebilecek olan kabir hayatı, Kıyâmet'le başlayacak Âhiret Hayatı ile karıştırılmamalıdır.

Kabir hayatı bahsini, Peygamberimizin yapmamız için öğrettiği bir duâ ile bitirelim:

"Allah'ım! Malî kulluk görevlerimi yapmama olan cimrilikten, tembellikten, ihtiyarlığın zaaflarından ve kabir azabından… sana sığınırım."[8]

---
[1] İbn Mâce Zühd 32; Tirmizî, Kıyâme 26.
[2] Buhârî Cenaiz 50,53,90; Nesâî,Cenâiz 44.
[3] Müslim Tahâre 38;İbn Mâce,Zühd 36
[4] Buhârî Cihad 25.
[5] bak. Buhârî Cenaiz 50; Müslim Cenâiz 104; Tirmizî Cenâiz 59; Rağib Müfredat “Ehl” maddesi.
[6] Müslim, Cenaiz 102, Tahare 39.; Ebû Davud, Cenaiz 79
[7].bak. Zümer 42; Yûnus 64
[8] Buhârî Tefsîrul-Kur’ân İbrahim 2.

Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.mirathaber.com/ali-riza-demircan-sunnette-kabir-hayati-1-3935y.html


Back To Top