All for Joomla The Word of Web Design

Allah Kendisini Zikredeni Zikreder, Unutanı da Unutur

 “…   وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ Ve lezikrullahi   Ekber…”  ve “ … فَاعْبُدْنِي وَأَقِمِ الصَّلَاةَ لِذِكْرِي   Fe’budûnî ve Ekımıs-Salâte Lizikrî.”  şeklindeki özellikle tarikat ehli kişiler tarafından farklı şekillerde yorumlanan  âyetleri nasıl anlamalıyız ?

Bismillah…sorunuza  konu edilen âyetler  Ankebut  sûresinin 29/ 45. ve  Tâhâ sûresinin  20/14. âyetlerinin  bölümleridir.  Gerçekten  iyi anlaşılması gereken  bu  bölümler,   yalnızca içinde yer aldıkları âyetlerin ışığında değil, ancak ilgili diğer âyetlerin aydınlığında  anlaşılabilir.

Bunun için önce Bakara sûresinin  2/152.âyetini hatırlayalım. Rabbimiz şöyle buyurur:

(Emirlerim ve yasaklarıma itâat ederek) Beni  zikredin/anın ki  Ben de (katımda yüceltip mükâfatlandırarak) sizi zikredeyim/anayım. Bana şükredin,  nankörlük de yapmayın.”

Anlaşılacağı üzere Allah’ı zikretmek/anmak  gibi  O’nun tarafından zikredilmek/anılmak da önemlidir  ve aslında anmanın amacı da anılmak olduğu için anılmak daha da mühimdir.[1] 

Şimdi soruya konu ilk âyeti  değerlendirebiliriz.:

a. “…Ve lezikrullahi   Ekber…”  (Ankebut   29/ 45)  

Bu bölümün içinde yer aldığı âyette şöyle buyrulur:

“Sana  vahyedilen Kur’ân âyetlerini  oku/izle. Namazı da gereğince kıl. Hiç şüphesiz namaz bütün çirkinliklerden, ortak aklın sakıncalı bulduğu kötülüklerden uzaklaştırır. (Kulunun okuyarak ve namaz kılarak Allah’ı zikri /anışı büyük ama) Allah’ın (kulunu ) zikri/anışı ise daha büyüktür. Allah yaptıklarınızı bilmektedir.”

Vahyedilen Kur’ân âyetleri , İndirilen Kitap olarak hem zikirdir ve  hem de zikri içermektedir.[2] Enbiya 21 de “Bu Kur’ân indirdiğimiz bir Zikir’dir…” buyrulurken Sâd 1 de “ Zikri içeren Kur’ân’a and olsun.” buyrulmaktadır. Bu sebeple Kurân âyetlerini okumak Allah’ı zikretmektir. Namaz da  bir zikirdir ve üstelik Kur’ân okumak dahil  sözlü ve kalbî zikrin   bütün türlerini ve özlü cümlelerini içine almaktadır. Bu sebeple namaz kılmak da zikretmektir. Kur’ân okuyarak ve namaz kılarak Allah’ı zikreden kişi, O’nun tarafından zikredilir/anılır.

Bu gerçeği açıklamak için  Rabbimiz “Ve lezikrullahı Ekber  yani  Allah’ın  (kulunu ) zikretmesi  daha büyüktür,” buyurmuştur. Bir diğer anlatımla âyetin anlamı Allah’ı zikretmek değil Allah’ın zikretmesidir.[3]

          b.    “ …Fe’budnî ve  Ekımıs-Salâte Lizikrî.”  (Tâhâ  20/14)

Şimdi de bu bölümün içinde yer aldığı âyeti görelim. Yüce Rabbimiz Hz.Musa Aleyhis-Selâm’a  şöyle buyurur:

        “Hiç şüphesiz ben Allahım .  Benden başka hiçbir ilah yok, yalnızca Ben varım. O halde  Benim (seni) zikretmem /anmam  için sadece Bana ibâdet  et ve (özellikle de)  namaz kıl.”

 Allah’ın her bir emir ve yasağına itâat olan ibadet, Allah’ı zikir/anma olduğu gibi, yukarıda değinildiği üzere namaz da zikirdir. Zikir için zikir olamayacağına göre burada da (masdarı failine muzâf  kılıp)  “ Lizikrî” ifadesini ” Benim seni zikretmem /anmam” için şeklinde anlamlandırmamız gerekir.

Allah’ı Unutma ve Onun Tarafından Unutulma

Zikri/anmayı-anılmayı iyice kavrayabilmek için zikrin zıddı olan Nisyan’ı/unutmayı-unutulmayı da anlamak gerekir. Zikrin zıddı Nisyan’dır.(Yusuf  12/42) Nisyan bilerek terketmek  ve anmamakta aşırılık göstermektir ki  buna Türkçe’de unutmak denir.

Allah’ı Zikreden kişi O’nun tarafından övülerek ve mükâfatlandırılarak zikredilir. Allah’ı unutan kişiye ise O, kendi öz canı unutturur. Üstelik  azabına uğratarak da unutur. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

Allah’ı unutanlar gibi olmayın. O’nu unutursanız   O da size nefislerinizi unutturur. Unutanlar fâsıkların/kulluk çizgisini aşanların ta kendileridir.”(Haşr 59/19)

“  Sorgulama  Günü’nde Allah’ı unutanlara şöyle denilir: Allah’ın huzurunda sorgulanacağınız bu günü unuttuğunuz gibi biz de sizi unutacağız .Kalacağınız yer ateştir. Hiç bir yardımcınız da olmayacaktır.” (Câsiye 45/34. Ayrıca bak. Secde 32/14)

Hulâsa edersek  Allah’ı zikredenleri Allah da zikreder. Onu unutanları  ise O da unutur/rahmetinden dışlar:

“…Allah’ı unuttukları için Allah da Onları unutmuştur…) (Tevbe 9/67)

ALİ RIZA DEMİRCAN


[1] Allah’ın Zikri/anması daha önemlidir. Çünkü gaye O’nun rızasıdır. O anarsa razı olur. “Onun rızası ise Cennet nimetlerinden daha büyüktür.”(Tevbe 72) Üstelik kâmil anlamda kulun rızası da O’nun rızası ile birlikte gelir. Bunun içindir ki Cennet’e girecekler için şöyle buyrulur: ”.Allah onlardan razı olmuş, Onlar da Allahtan razı olmuşlardır.( Beyyine 8)

[2] “Enbiya 21/50; Sâd 38/1

[3] Mastar failine muzâf olduğu gibi mefulüne de muzâf olur. Biz failine muzâf olmasını tercih ettik. Çünkü birer zikir olan Kurân okuma ve namaz kılmadan sonra gelen Zikrullah ifadesinin,  Allah’ı zikretmek olarak değil Allah’ın zikretmesi şeklinde anlamlandırılması gerekir. Aksi takdirde Kur’ân okumanın ve namaz kılmanın Allah’ı zikir olmadığı ve zikrin bunların  dışında  bağımsız bir  olgu olduğu yanılgısına düşülebilir.

Bakara 40 da ise mastar mefulüne muzâf olmaktadır: Allah İsrâil oğullarına şöyle buyurur: “Ve Evfû bi Ahdî Ûfi bi Ahdiküm / Bana verdiğiniz kulluk sözünü yerine getirin ki Ben de size verdiğim mükâfatları vereyim.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir