19 Haziran 2018 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Allah rızası için yapılan iyilik, sadakadır


Yılın öğretmeni ‘iyilik kutusu’ projesiyle ödüllendirildi

Sivas'ta engelli bir öğrencisine yıllarca verdiği destekten dolayı Cumhurbaşkanlığınca "Yılın öğretmeni" seçilen Kılıçarslan İlkokulu sınıf öğretmeni Hakan Erarslan (41), hayata geçirdiği yeni projelerle öğrencilerine vefa, yardımlaşma, iyilik, paylaşma, dürüstlük gibi duyguları aşılıyor.
Allah rızası için yapılan iyilik, sadakadır
Sivas Valisi Davut Gül'ün de başarı belgesiyle ödüllendirdiği Erarslan'ın sınıfta uyguladığı "İyilik Kutusu"projesi kapsamında, öğrenciler sınıf arkadaşlarından gördüğü bir iyiliği ve arkadaşının ismini kâğıda yazarak, kutuya atıyor. Ay sonunda en çok iyilik yapan öğrenci belirlenerek, ödüllendiriliyor. Projede çocukların iyilik yapmaya meyilli olduğunu gördüklerini ve bunu biraz daha pekiştirdiklerini dile getiren Erarslan,"Çocuklarda vefa duygusu ön plana çıktı ve davranışlarda çok önemli gelişme oldu. Sınıf içerisindeki davranışlarda, kurallara daha çok uyma, yardımlaşma, paylaşma ve cömert olma gibi özelliklerin pekiştiğini görüyorum." diye konuştu.

 


ALLAH RIZASI İÇİN YAPILAN İYİLİK, SADAKADIR

Çocukların kendi yaptıkları iyiliklerden ziyade diğer sınıf arkadaşlarından gördükleri iyilikleri kâğıda yazıp kutuya atmaları, yapılan iyilikleri unutmayıp iyilikte bulunana arkadaşlarına vefalı olmalarını sağlayan çok güzel bir uygulamadır. Mesela bir öğrenci kalemini evde unuttu ama bir arkadaşının hiç tereddüt etmeden kendisine emaneten de olsa bir kalem vermesi veya başka bir arkadaşın yemeğini paylaşması kağıda yazılacak örnek davranışlardır.

İyilikte bulunmak, aslında temiz fıtratımızda var olan ahlâkî bir özelliktir. Ne var ki nefis gibi başkalarına yönelik iyiliği önemsemeyen ve daha çok bencil ihtiyaçlarımızı ön plânda tutan olumsuz duygularımızı da bünyemizde taşımaktayız. Onun için bazen sosyal sorumluluklarımızı ihmal edip sadece kendi nefsimizi/egomuzu tatmin etme temayülü de gösterebiliyoruz. Peygamberimiz (sav), güzel ahlâkî tutum ve davranışlarımızı kaybetmemiz için, bize hep iyilikte bulunmayı tavsiye ve teşvik etmiştir. Bir hadisi şerifinde şöyle buyurmuştur:

"Her iyilik için on mislinden yedi yüz misline kadar sevap vardır. Her kötülük ise bir misli ile yazılır. Allah onu affederse o da yazılmaz." (Buhari).

İyilik, İyilik Sinerjisi Oluşturur/Oluşturmalıdır

Kendine iyilikte bulunanlara daha büyük bir iyilikte bulunan insanlar, Allah'ın sevdiği ve takdir ettiği kullardır. Aşağıdaki âyet, ne güzel buyurmuş:

"Size bir selâm verildiği (iyilikte bulunulduğu) zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla (iyilikle) karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır." (Nisa: 86).

Daha güzeliyle karşılıkta bulunabilmek için, şüphesiz kişinin daha duyarlı ve daha cömert olması gerekir. Dolayısıyla iyilikte bulunanlara daha güzel bir iyilikte bulunma imkânına sahip olan bir Müslüman, bu güzel eylemi yaparak, Allah'ın bizim bilmediğimiz nice lütuflara nail olabilir. Çünkü Allah, iyilikte bulunanlara hesapsız bir şekilde daha fazla ihsanda bulunur.

Peygamberimiz (sav), Hz. Aişe validemize bu yönde bir telkinde bulunmuştur. Bir keresinde kadının biri, Hz. Aişe validemize bir hediye gönderir. Validemiz, bu hediyeyi kabul etmeyip iade eder. Durumu duyan Efendimiz (sav) sorar: "Aişe, neden hediyeyi kabul etmeyip geri gönderdin?" "Gönderen benden daha muhtaçtı da ondan", dedi Hz. Aişe validemiz. Bunun üzerine Efendimiz ‘in (sav) cevabı şöyle olur: "Sen hediyeyi kabul et, sonra daha fazlasıyla karşılık vererek, yardımda bulun, saygını göster."

Allah İçin Yapılan Her İyilik, Bir Sadakadır

İslâm dinine göre (maddî) yardımda bulunmak veya gönülden bir hediye vermek, ne kadar sadaka ise, maddî olmayan bazı güzel davranışlar da sadaka hükmündedir. Hz. Peygamber (sav), bir hadisinde doğan her gün için sadaka verilmesi gereğinden söz ettiğinde sahabe, kendilerinin bu kadar mal varlığının bulunmadığını hatırlatınca O (sav), maddî nitelik taşımayan fakat sosyal hizmet içerikli sadaka türlerinin de bulunduğunu şöyle ifade etmiştir:
"Âmâya (görme engelliye) rehberlik etmen, sağır ve dilsize anlayacakları bir şekilde anlatman, muhtaç bir kimseyi ihtiyacını tedarik etmesi için gerekli yere götürmen, derman arayan dertlinin imdadına koşman, koluna girip güçsüze yardım etmen, konuşmakta güçlük çekenin meramını ifade edivermen, bütün bunlar sadaka çeşitlerindendir..." (Ahmed b. Hanbel: 168-169).

Bu doğrultuda başkalarını memnun etmek adına bir gülümseme, bir tatlı söz, anlamlı ve ferahlatıcı bir nükte de sadakadır. Hangi sadaka türünü hayata geçirirseniz geçirin, bunun mutlaka hayrını görürsünüz. Üstelik sadakanın sosyal sinerjisini de düşünecek olursak, ilk sadakada bulunan kişinin de buna bağlı olarak zincirleme olarak gerçekleşen diğer sadaka sevaplarından da yararlanabilecektir. En son sadakada bulunan kişi de kendi sadakasının faydasını görecektir. Ne demek istediğimi küçük bir hikâye ile anlatayım:

"Garson, servis yaparken müşteriye gülümser. Bundan mutlu olan müşteri, garsona iyi bir bahşiş verir. Garson sevinir, iyi bir alış veriş yapar. Eve dönerken yolda (yoksul) bir dilenciye rastlar, bahşişin bir kısmını da ona verir. Dilenci de sevinir ve o paranın bir kısmıyla ekmek alır. Kulübeciğine dönerken, yolda aç bir kedi görür, ona acır. Garsonun verdiği parayla süt alır, kediyi eve götürür, sobayı yakar ve uyurlar. Gece kulübede yangın çıkar. Kedi yaptığı gürültü ile dilenciyi uyandırır. Adam yanmaktan, mahalle de yangından kurtulur." (Yatkın; 2009: 23).

Tebessüm ve küçük bir iyilik deyip geçmeyin, bakın ne büyük maddî ve sosyal felaketleri önlüyor. Kim tarafından yapılırsa yapılsın dinimizin sadaka dediği her iyilik, hem rahmanî lütfu celbeder, hem de kişiyi değişik tehlikelere karşı korur.

“Allah yolunda harcayın. Sakın kendinizi, (iyilik yapmayarak) kendi ellerinizle tehlikeye atmayın. İyilikte bulunun. Hiç kuşkusuz Allah iyilik yapanları sever.” (Bakara: 195).

Peygamberimiz (sav) de şu sözleriyle mezkûr âyeti tasdik ve izah etmiştir:

“Sadaka (İyilik), yetmiş çeşit kötülüğü önler.” (Câmiü’s-Sağîr; Nr. 2524: 1137).

Velhâsıl-ı Kelâm

İyilik yapma imkân ve fırsata sahip olup da yine de yapmayan bir insan, ahlâken/fıtraten bozulmuş sayılır. Böyle bir duruma düşmemek için, erken yaşta çocuklarımıza iyiliği aşılamamız gerekir. Dolayısıyla yılın öğretmenliğinin ötesinde iyiliği teşvik eden yeni sosyal projelerin altına imza atan Hakan Erarslan’ın bu girişimlerinden ötürü kendisini tebrik ederiz. Gayretli öğretmenimize iyiliğin toplumsal boyutuyla da yaygın, kalıcı ve sürdürebilir olmasına yönelik olarak çocuklarımıza iyiliğin manevî boyutlarına da işaret etmesini tavsiye ederiz.

İyiliğin, insanları birbirine sımsıkı bağlayan manevî bir bağ olabilmesi için, mutlaka Allah rızası gözetilmesi gerekmektedir. Bir insanın her türlü kötülüğü yapmaya muktedir iken, yine de iyilikte bulunma kararlığını gösterebilmesi, netice itibariyle Allah sevgisi/korkusu ile ahiret/mahşer inancı ile yakından ilgilidir. Manevî duygularla yapılmayan iyilikler, olsa olsa menfaat karşılığı yapılan iyiliklerdir ki bu da Allah nezdinde sevabı (manevî ve sosyal faydası) olan bir iyilik değildir. İnancımıza göre ne kadar küçük olursa olsun, Allah rızası için yapılan hiçbir iyilik boşa gitmez. Çünkü ne demiş atalarımız: “İyilik yap, denize at, balık bilmezse Hâlık (Yaratan) bilir.”

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/allah-rizasi-icin-yapilan-iyilik-sadakadir-8-3922h.html


Back To Top