18 Kasım 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Allah’ın kitabına ilahiyatçı iftirası: Tarihselcilik

Fıtrat, kâinattaki canlı, cansız her varlığın tabiatı, yaratılışı anlamına gelir. Her bir varlık kendi tabiatına göre özellikler taşır. Bu özellikler onları Yaratan tarafından verilmiştir. Zaten fıtratın “yaratılış” olarak tarif edilmesi de bundandır. Yaratılmış olan her şeye sahip olduğu özellikler, onu Yaratan tarafından verilir. Bu özellikler her zaman ve koşulda daima aynıdır. Palmiye ağacının fıtratı yaratıldığı gün de bugün de değişmemiştir. Zaten değişmiş olsa ona palmiye ağacı denmez, başka bir isim verilirdi. Kedi yeryüzündeki ilk gününde nasıl kedi ise, yani bir kedinin tüm fıtratına sahip ise bugün de aynı şekilde kedidir. İnsan da her şey gibi Allah tarafından yaratılmış olduğundan fıtratı, yani tabiatı, yani yaratılış özellikleri ve koşulları Allah tarafından belirlenmiş bir canlıdır. Fıtratın herkes tarafından bilinen evrensel olma ilkesi elbette insan için de geçerlidir. Dolayısıyla ilk insan olan Adem Aleyhisselam’ın böbrekleri ile bu yazıyı okuyan kişinin böbrekleri arasında bir fark görmek aklî melekelerle ilgili bir arızaya işaret edecektir. Bugün fıtratı gereği bir insan nasıl rakibini kıskanıyorsa ilk insandan itibaren çağlar boyunca her insan aynı şekilde kıskanmıştır. İlk gününden itibaren insan daima aynı şekilde utanır, aynı şekilde güler, sinirlenir, böbürlenir, sevinir, heyecanlanır, yaşar ve ölür.
Allah’ın kitabına ilahiyatçı iftirası: Tarihselcilik
İnsan, fıtratın değişmezliğini ve evrenselliğini fıtraten bilir. Bunu bilmek için herhangi bir eğitim almaya, belli bir yaşa gelmeye gerek yoktur. Fıtratın bu özelliğini inkar etmek için ise özel bir eğitim görmeniz, ilahiyat alanında ihtisas yapmanız ve tefsir profesörü olmanız gerekir. Çünkü ancak bu eğitimlerden geçtikten sonra Allah’ın fıtrat olarak tanımladığı bir dinin kitabını tarihsel sayabilecek ilmî (!) seviyeye ulaşabilirsiniz.

Allah, tüm nebiler vasıtasıyla insanlığa gönderdiği tek din olan İslam’ı fıtrat olarak tanımlamaktadır:

Sen yüzünü dosdoğru bu dine, Allah’ın insanları yarattığı fıtrata çevir. Allah’ın yarattığının yerini tutacak bir şey yoktur. İşte sağlam din budur. Ama insanların çoğu bunu bilmezler.(Rûm 30/30)

Bir din fıtrat ise, yani insanın yaratılışına uygun bir yapıda ise, fıtrat hiçbir zaman ve şartta değişmediğine göre zaten tüm zamanlarda gönderilen din de aynı din olmalıdır:

De ki "Biz Allah'a inandık ve güvendik. Bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup’a ve torunlarına indirilene, Musa'ya ve İsa'ya verilene; Nebilere Rableri tarafından ne verilmişse hepsine inandık. Hiçbirini diğerinden ayırmayız. Biz Allah’a teslim olmuş kimseleriz." Kim İslam’dan başka bir din arayışına girerse asla kabul edilmez. O, ahirette kaybedenlere karışır.(Âl-i İmrân 3/84-85)

İşte Allah’ın fıtrat olarak tarif ettiği, tüm nebilerine indirdiği o dinin, tarihin belli bir dönemine hitap eden hükümler içerdiğini iddia edebilen, o dinin kitabının büyük bölümünün bugün hiçbir geçerliliği kalmadığını söyleyebilen ve bunu söyleyebilmek için hayatını ilahiyat fakültelerinde heba etmiş olan hocalara da tarihselciler denmektedir. İddia ettikleri gibi bir kitabı Allah’ın göndermiş olduğunu kendi fıtratları da kabul etmediğinden bu kitabı Muhammed Aleyhisselam’ın kaleme aldığını açıkça söylemekten ve yazmaktan geri durmayanlar da yine aynı tarihselcilerdir. Gerçekte bu iddiaları ortaya atanların Allah’ın dini ile bir ilişkileri kalmadığı halde, ilahiyat fakültelerinde bu müthiş iftiralarını öğrencilerine ilim (!) olarak okutanlar da yine aynı tarihselci ilahiyatçılardır.

Yazının devamı için »»


Erdem UYGAN
http://www.mirathaber.com/allahin-kitabina-ilahiyatci-iftirasi-tarihselcilik-14-2348h.html


Back To Top