Alzheimer Hastalarına Profesyonel Bakım Modeli Sunulmalıdır

Alzheimer Hastalığına Dikkat Çeken Sergi

Alzheimer hastalığına dikkati çekmek ve toplumsal bilinci artırmak maksadıyla organize edilen “Sadan Hanım ve Diğer Hikayeler” adlı karma sergi açıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Alzheimer Derneği ve Kinostanbul Film tarafından hazırlanan sergi, Capitol Alışveriş Merkezi’nde izlenime sunuldu. Gerçek hayat hikâyesinden esinlenilerek kurgulanan “Sadan Hanım” filmine bağlı olarak hazırlanan sergi, Alzheimer hastası olan ve 2018’de hayata gözlerini yuman Sadan Hanım ve benzeri insanların hayatı üzerinden bu hastalığa dikkati çekmek gayesiyle 20 sanatçının farklı disiplinlerde ürettiği eserlerle İstanbullu sanatseverlerin karşısına çıktı.

Alzheimer Hastalarına Profesyonel Bakım Modeli Sunulmalıdır

21 Eylül Dünya Alzheimer Günü vesilesiyle Alzheimer hastalığının varlığına işaret eden, hasta, ailesi ve toplum üzerindeki etkilerine parmak basan sanatsal sergilerin açılması ve tanıtım etkinliklerinin tertip edilmesi, bu hastalığa karşı duyarlılık ve farkındalık oluşturmak adına önemli bir gelişmedir. Dikkatli okuyucularımız bilir, biz de Alzheimer Hastalığına dikkat çekmek maksadıyla değişik yönleriyle iki yazı kaleme almıştık. Birinci yazımızda, “Yaşlılığa Bağlı Alsheimer ve Demans Bir Hastalık Mıdır?” sorusuna cevap aramıştık.

İkinci yazımızda ise “Kur’ân, Alsheimer ve Demans Hastalığına İşaret Ediyor mu?” sorusu çerçevesinde meseleyi daha çok ilahî hakikat ve hikmetler ekseninde değerlendirmiştir.

Yeni takipçilerimiz, bu iki yazıyı okuyup istifade edebilir. Bugün ise genellikle başkalarının sürekli olarak bakımına muhtaç hâle gelen Alzheimer hastalarının bakım güvence modeli kapsamında her şeye rağmen nasıl insanî bir hayat yaşayabilir sorusuna cevap bulmaya gayret göstereceğim. Bilhassa bakacak kimsesi olmayan yani tek başına yaşayan Alzheimer hastalara ya evlerinde, bu mümkün değilse yatılı sağlık merkezlerinde profesyonel bakım hizmetleri verilmesi gerekmektedir. Çoğu zaman Alzheimer hastası evinde yalnız olmasa bile bakıcı aile fertlerine de maddî/manevî yardımın yanında bakım desteğinin verilmesi zarurî olmaktadır. İşte bu görevi üstlenecek de devletin sosyal hizmet kurumları olmalıdır. Peygamberimizin (sav) Medine İslâm devleti başkanı sıfatıyla bu bağlamda söylediği aşağıdaki söz, çok manidardır:

Kim (geride) mal bırakırsa bıraktığı mal mirasçılarına aittir ve kim (kimsesiz) bakıma muhtaç bir kişi (geride) bırakırsa onun bakım sorumluluğu da bize (devlete) aittir.” ( Buhâri; Feraiz; 25)

Alzheimer Hastalarının Bakım Güvenliği Nasıl Olmalıdır?

Bakıma muhtaç durumunda olan Alzheimer hastaları, her zaman bizim samimî ilgimize ihtiyaç duyar. Onlara merhamet, şefkat, sevgi ve ilginin yanında kaliteli ve dolayısıyla onları memnun edici bakım hizmetlerinin de verilmesi kaçınılmazdır. Etkili ve kaliteli bakım hizmetleri birden ortaya çıkmaz, tedricî bir biçimde yani zamanla elde edilen yeni bilgi ve tecrübelerle oluşur ve gelişir. Bakıcı aile fertleri korunmaya muhtaç Alzheimer Hastasının öz bakımına varıncaya kadar birçok hizmet ifa etmek durumundadır. Bunun yanında bakıma muhtaç kişinin daha da yaşlanmasıyla veya hastalığının artmasıyla birlikte yeni ve başka türden bakım hizmetlerine de ihtiyaç duyulabilir. Genelde böyle durumda gayri ihtiyari olarak sosyal hizmette bulunanların bakım yükü daha da artacaktır.

Artan bakım yükümlülükten kaynaklanan ilave sorunlar ve külfetler, daha güçlü bir sosyal sorumluluk anlayışı ile göğüslenmesi gerekmektedir. Bu aşamadan sonra sorumluluğun çoğu zaman başkalarıyla paylaşılması, hem bakıcı, hem de bakıma muhtaç kişinin sağlığı ve huzuru açısından faydalı olacaktır. Bir başka ifadeyle diğer aile fertleri, komşular ve(ya) profesyonel bakıcılar, bakım sorumluluğunun bir parçası olabilir. Bakım sorumluluğunun bütünü sadece bir kişiye verilmesi halinde yük altında boğulan bakıcının enerjisi azalabilir ve tükenmişlik sendromu denilen bir bitme sürecine girebilir. Bu süreç zarfında, bakıma muhtaç kişi ile bakıcısı arasındaki ilişki sarsılabilir ve neticede bakım kalitesi de düşebilir. İşte özellikle bu aşamadan sonra devletin bu gibi durumlar için bakım güvence modeli geliştirmeli ve uygulamalıdır.

Bakım güvenliği, ister evinde, isterse bakım merkezinde yaşasın bakıma muhtaç kişiye kaliteli bakım hizmetlerini temin eden, organizasyonu ve finansmanı devletçe sağlanan bir yaklaşımdır. Bu model, ihtiyaç sahiplerine tıbbî, sosyal ve manevî bakım hizmetlerinin kaliteli bir şekilde sağlanmasının teminatını vermektedir. Bakım güvenliği, bakıma muhtaç kişiye, gerek maddî (fizikî), gerek sosyal (insanî), gerekse manevî (ruhî) yönden zarar vermemeyi taahhüt eden bir teminat programıdır.

Genel anlamda bakım güvenliği, hata oluşturmama çabalarının yanında şu üç unsuru da bünyesinde barındırmaktadır:

1.) Tıbbî, sosyal ve manevî bakım hizmetlerinin bir bütünlük içinde sunulması zor, karmaşık ve bazen de tehlikeli olmasından dolayı bakım güvenliğinin eğitim odaklı çözüm yaklaşımları daha geniş bir sistem içinde gerçekleşmektedir.

2.) Bakım güvenliği, bakım hizmetlerinin uygulanmasında muhtemel olarak doğabilecek tıbbî, sosyal ve manevî tehlikeleri önceden belirlemekte, olası yansımalarını zamanında değerlendirmekte, ortaya çıkabilecek risk faktörlerini mümkün mertebe asgari seviyeye indirmeye gayret göstermekte ve bu koruyucu yöntemlerle bakım kalite seviyesini sürekli olarak artırabilmektedir.

3.) Bakım güvenliği, bakım hizmetleri sürecinde tıbbî, sosyal ve manevî alanda olası hataların oluşmasını engellemekte, riskleri en aza indirmekte ve dolayısıyla bakıma muhtaç kişinin maddî ve manevî durumunun kötüye gitmemesini sağladığı gibi hayat kalitesini de artırmayı hedeflemektedir.

Ezcümle

Güvenli bir ortamda güvenilir, ehil, profesyonel bakıcılılar tarafından kaliteli bakım hizmetlerinin sağlanmasını amaçlayan bakım güvenliğinin finansmanı da ya vergi gelirleriyle ya da primli sosyal güvenlik yöntemleriyle sağlanması gerekmektedir. Alzheimer hastalarının bakımını nitelikli hâle getiren ve bakıcı aile fertlerinin işini kolaylaştıran böyle bir bakım sistemine değil ileride şimdiden bile ihtiyaç vardır.

Peki, Türkiye Cumhuriyeti, anayasal boyutuyla kanunen bir sosyal devlettir. Öyle ise şimdi şöyle bir soru sorma hakkımın olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde Alzheimer hastalarına ve bakıcı aile fertleri için normatif olarak takdim ettiğim mezkûr bakım güvenliği modelinin yüzde kaçı uygulanmaktadır? Bizim iyi veya kötü uygulanabilir/uygulanmakta olan bir bakım modelimiz var mıdır?

Peki geleceğe dönük olarak başta aile ve sosyal hizmetlerden sorumlu Bakanlığımız olmak üzere hükümetimiz, Alzheimer hastaları için, gerek bu hastalığa karşı koruyucu tedbir, gerekse bakım modeli/sistemi açısından bir stratejik eylem plânına sahip midir? Şüphesiz 2023 tarihinde memleketimizde Alzheimer hastalarının sayısı artacak ama herhalde bu sorunun çözümü bu aşamadan sonra 2053 hedefleri kapsamına alınacak.

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir