22 Eylül 2018 Cumartesi
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

ANDREW MALONEY: 11 EYLÜL’ÜN ARKASINDA CIA VE SUUD HÜKÜMETİ VAR


DÜNYA TİCARET MERKEZİNİN HEDEF ALINMASI CIA’NİN Mİ YOKSA MOSSAD’IN BİR PLÂNIYMIYDI?

11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan uçak saldırılarında ölenlerin hakkını yakınları adına arayan avukat Andrew Maloney, Newsweek gazetesine verdiği bir demeçte Suudi Arabistan hükümetinin 11 Eylül terör olaylarına karışan en az iki teröristin ABD’ye gelmiş olduğunu bildiğini kabul etmesi üzerine Suudi Hükümetine ölenlerin yakınları adına Ekim’de mahkemeye gideceğini belirtti. Maloney,şu çarpıcı açıklamalarda bulundu
ANDREW MALONEY: 11 EYLÜL’ÜN ARKASINDA CIA VE SUUD HÜKÜMETİ VAR
“Suudi Arabistan istihbarat Teşkilatı ile CIA, El-Kaide’ye bağlı teröristlerin uçakla Los-Angeles’e geldiğini biliyordu. Talebimiz üzerine Kraliyet, bununla ilgili olarak bize Arapça kaleme alınmış 6.800 sayfalık bir rapor gönderdi. Şu anda biz bunları tercüme ediyoruz, birçok şüpheli noktalar mevcut. Tespitlerimize göre teröristler, Los-Angeles’teki Kraliyet Konsolosunda görevli Fahad al-Thumairyile temasa geçmiştir. 2003 yılında Thumairy,illegal istihbarat işleriyle uğraştığı için, ABD’den kovulmuştur. Ama hükümet adına halen Riyad’da çalışmaktadır. Al-Kaide örgütünün ve 11 Eylül’ün arkasında hem CIA, hem de Kraliyet İstihbaratı vardır….”


DÜNYA TİCARET MERKEZİNİN HEDEF ALINMASI CIA’NİN Mİ YOKSA MOSSAD’IN BİR PLÂNIYMIYDI?

Aydınlatılamayan terör olayları, komplo teorisyenlerinin en büyük malzemesidir. İkiz kulelerinin teröristler tarafından ele geçirilen sivil uçaklar tarafından 11 Eylül 2001 tarihinde yani bundan tam 17 yıl önce imha edildiği bir gerçektir. Ama çelik yapı ile inşa edilen bu binaların çok kısa bir süre içinde yere çökmesi, mimarî ve teknik yönden şüpheli bir hadisedir. Bu tuhaf olayın perde arkasını bir belgesel film ile ilk kez ortaya çıkaran Renny Bartlett ve Sam Berrigan Taplin olmuştur. Bu belgesel, 23 Şubat 2016 tarihinde Alman 2. Kanalında gösterildikten sonra Avrupalılar da “İslamcı terör eylemi” olarak takdim edilen bu organizasyonun arkasında CIA’nin de bir parmağının olabileceğine inanmaya başlamıştır.

Avrupa Fizik Derneği (European Physical Society-EPS) tarafından yayınlanan "Europhysics News" isimli ünlü bir bilimsel dergide 2016 yılında çıkan ve “15 Yıl Sonra: Yüksek Binanın Fizikî Yönüyle Yıkılışı” (15 Years Later: On The Physics Of High-Rise Buılding Collapses) isimli bir makale ise, kulelerin çöküşünün sadece bir uçağın çarpması ile mümkün olamayacağını ortaya koymuştur. Başta fizik profesörü Steven Jones olmak üzere dört bilim insanı tarafından kaleme alınan bu araştırmaya göre Dünya Ticaret Merkezine ait üç binanın dikey olarak çökmesi, kontrollü bir patlamanın sonucudur. Çünkü ne 11 Eylül’den öncesinde, ne de sonrasında hiçbir zaman bir yangının çelik kafese sahip bir gökdeleni sadece ısı sebebiyle yıkamamıştır. Her üç binanın yıkımı, tıpkı bir binanın dinamitle kontrollü patlatma yöntemiyle yıkımı gibi olmuştur. Herkes yüksek olmaları sebebiyle sadece ikiz kulelerinin yıkıldığını düşünür ama diğerleri kadar yüksek olmasa da kompleks içinde yer alan “World Trade Center 7” olarak bilinen 3. bina da uçak saldırısına uğramadığı halde aynı akşam simetrik bir şekilde yıkılmıştır. (Daha fazla bilgi için bkz.: http://www.europhysicsnews.org/articles/epn/pdf/2016/04/epn2016474p21.pdf).

Terör Eylemlerinin Kurgulayıcısı Olarak CIA

Öyle ise uçaklarla saldırı eylemi, Dünya Ticaret Merkezi’nin fizikî sonunu getirmek için, bir plân dâhilinde bizzat CIA tarafından yapılması istenmiş/yönlendirilmiş veya bu şekilde yapılmasına göz yumulmuş, "Inside-Job" olarak ifade edilen ABD’nin bilinçli bir stratejisi olmalıdır. Kaçırılan uçaklara karşı hava savunma sisteminin devreye geç girmesi ve dolayısıyla savaş uçaklarının geç kalkması veya hiç havalanmaması, bu stratejiyi doğrular niteliktedir.

Bu durumda, El-Kaide örgütüne mensup vahabi teröristlerin cehaletinden yararlanılarak, onlara ‘Amerikan emperyalizmine karşı cihat” yapmaları yönünde akıl verenler de yine onların içine gizlice girmiş ‘Müslüman’ görünümlü profesyonel CIA ajanları olmuş olmalıdır. “Let it Happen” teorisi olarak bilinen bu yönteme göre, ABD’ye Suudi Arabistan hükümetinin bilgisi dâhilinde gönderilen teröristlere her türlü kolaylık ve serbestlik hakkı tanınmış olmalıdır. Nitekim basına “Cihatçı” olarak tanıtılan bu ‘Müslüman’ teröristler, özellikle Florida Eyaletinde kiraladıkları pahalı villalarda hazırlıklarını hiçbir engelle karşılaşmadan yapabilmiştir. CIA tarafından adım adım tâkip edilen bu “Cihatçıların”, hem eğlence kulüplerine ve genelevlere gittikleri, hem de terör eylemlerine hazırlık yaptıkları tespit edilmiştir. Mesela 19 teröristten biri olan Muhammed Attar, belki de CIA’nin himayeleriyle 6 ay boyunca Florida’da Venice Havalimanında pilotluk eğitimi almıştır.

Bu teröristler, aylarca CIA tarafından âdeta ablukaya alındığı halde varlıkları, iç asayişten sorumlu Amerikan Federal Soruşturma Bürosu'na (FBI) bağlı polislerden gizlenmiştir. FBI’nin bu teröristlerin varlığından haberdar edilmiş olsaydı, teröristler derhal tutuklanır ve o mahut uçak kaçırma eylemleri gerçekleşmemiş olurdu. Öyle ise eylem hazırlığında oldukları kesin olan bu teröristlere neden göz yumuldu?

Bu sorunun peşinde koşan ve 11 Eylül’ün gizli yönlerini araştıran John Duffy ve Ray Nowosielski, Ağustos 2018 yılında yayınlanan “Bekçi Köpekleri Havlamadı” (THe Watchdogs didn’t bark) kitabında bir açıklık getiriyor. Bill Clinton ve Georg W. Bush döneminde Beyaz Saray’da anti-terör danışmanı olan Richard Clarke’dan aldıkları güvenilir bilgilere göre, George Tenet’in başkanlığı döneminde CIA ve Savunma Bakanlığına bağlı NSA (National Security Agency, Milli Güvenlik Ajansı), El-Kaide örgütüne mensup teröristlerin Suudi Arabistan İstihbarat Teşkilatının yardımlarıyla ABD’ye getirilmelerinden haberdardı. Mesela kitapta aylarca Kaliforniya’da ikamet etmiş olan Halit al-Mihdhar ve Nawaf al-Hazmi isimli iki teröristin, her iki ülke adına çalışan ajan oldukları iddia ediliyor. Bu iki isim de, FBI’dan gizlenmiştir. Buradan anlaşıldığına göre Suudi Arabistan da ABD’nin derin devletiyle birlikte 11 Eylül olaylarının perde arkasında aktif rol almıştır.

Terör Eylemlerinin Kurgulayıcısı Olarak MOSSAD

351 koltuğu olduğu halde o gün sadece 51 yolcusu (% 14 doluluk olayı, diğer günlerde doluluk oranı hep % 50’nin üzerindedir) olan UA 175 no’lu uçak, Güney Kuleye çarpar. Bu binanın 6. katında Amerikan Gümrük İdaresi ile devlete ait İthalat-İhracat Bankası bulunmaktadır. Burada Amerikan hükümetinin değişik devletlerin hükümetleriyle örneğinin Saddam Hüseyin ile yaptığı gizli silah ticareti ile ilgili anlaşmalar saklanmaktaydı. Zemin kattan gelecek olan patlamadan önce 800 görevli buradan kurtarılabilir.

“World Trade Center 7” olarak bilinen 47 katlı 3. binada American Express’in ofisi, Salomon Smith Barney yatırım şirketi, CIA ve Savunma Bakanlığına ait birimler ve Borsa Denetim Şirketi SEC bulunmaktaydı. Çok iyi korunan bu binada kara para aklayan mafya yapılanmaları, eroin tüccarları, bankalar ve Enron ve Worldcom gibi birçok Yahudi şirketine ait milyonlarca belge mevcuttu. Belgelerin kaybolmasıyla birlikte mesela California Elektrik Şirketine açılan 70 Milyar Dolarlık davalar suya düştü.

İsrail’in istihbarat teşkilatı MOSSAD, ABD’de bazen CIA ile işbirliği yaparak, bazen de Amerikan yetkililerinden habersiz olarak İslâmî cemaatlerin aktivitelerini tâkip ediyordu. MOSSAD, Eylül’ün başlarında CIA’ye ABD’de 200 ‘İslâmcı’ teröristin bir eylem yapma hazırlığında olduğunu bildirdi. Çünkü üniversite öğrencisi veya şirket temsilcisi olarak kendilerini tanıtan Peer Segalovitz, Hanan Serfaty, Michael Calmanovic ve Lior Baram gibi iyi Arapça bilen MOSSAD ajanları, uçak kaçıran teröristlerle yakın temas kurabilmişti. Bunun sayesinde MOSSAD, plânlanan uçak saldırılarından haberdar olmuş olacak ki Dünya Ticaret Merkezinde ve etrafında iş yapan Yahudi şirketlerini 11 Eylül’den önce uyarmıştır. (https://npr.news.eulu.info/wp-content/downloads/Mafia_Geheimdienste_und_Politik_der_USA.pdf).

Örneğin bir Yahudi gemi seyahat acentesi olan ZIM, Dünya Ticaret Merkezi ile 2001 yılının sonuna kadar kira antlaşmasına sahip olduğu halde 11 Eylül’den haftalar öncesinden bu binadan ayrılmıştır. 11 Eylül olayında Dünya Ticaret Merkezine turist olarak gelen tek bir Yahudi ölmüştür. MOSSAD, CIA’den habersiz olarak "Urban Moving Systems" isimli bir sahte firma üzerinden New Jersey’de yaşayan Müslümanlar hakkında istihbaratta bulunmuştur. Bu durum, beş MOSSAD ajanının 11 Eylül saldırı anında Dünya Ticaret Merkezini sevinç çığlıklarıyla video kameraya çekerken, şüphe üzerine polis tarafından yakalanması ve tutuklanması üzerine tespit edilebilmiştir. Ancak sözde firmanın sahibi Dominik Suter, İsrail’e kaçabilmiştir.

Kim bilir, belki CIA’den sonra MOSSAD da bütünüyle ‘İslâmcılara’ yüklenen 11 Eylül terör eyleminin plânlanmasında aktif rol almıştır. Müslümanlar, İslâm düşmanlarına karşı uyanık ve bilinçli olmanın ötesinde her türlü kötülük ve şiddet içeren eylemlerin maşası ve piyonu olmaktan kendilerini uzak tutmalıdır.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/andrew-maloney-11-eylulun-arkasinda-cia-ve-suud-hukumeti-var-dunya-ticaret-merkezinin-hedef-alinmasi-cianin-mi-yoksa-mossadin-bir-planiymiydi-7-5261h.html


Back To Top