11 Aralık 2018 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Anneler ninni festivalinde buluştu

Anneler Günü kapsamında gerçekleştirilen "4. Uluslararası Ninni Festivali"nde, Türkiye'nin yanı sıra Filistin, Fas, Tunus, Lübnan, Mısır ve Suriye'den anneler, kendi dillerinde ninniler okudu.
Anneler ninni festivalinde buluştu
Esenler Belediyesi'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) ile "Kadim Dünyanın Kayıp Ninnileri" sloganıyla düzenlediği festival, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın da katılımıyla Esenler Dörtyol Meydanı'nda gerçekleştirildi.

Festivalde konuşan Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, günümüzde annelerin çocuklarına akıllı telefonlarla ninni dinlettiklerini belirterek, bir annenin yüreğinden geçtiği haliyle çocuklarına ninni söylemesinin ise çok daha kıymetli olduğunu kaydetti.


ANNE SEVGİSİ VARSA NİNNİ DE ETKİLİ OLUR

Bugün modern tıp, kadının hamile kalmasından hemen sonra yaşadığı sosyal çevreden aldığı etkileri karnındaki bebeğine aynen ilettiğini ortaya çıkarmaktadır. Bu itibarla, bebek anne rahminde iken annenin vaktinde yemek yemesi, uyuması ve dinlenmesi gibi bütün hareketlerinden, hal ve tavrından olumlu veya olumsuz olarak etkilenmektedir. Bir başka ifadeyle, bebeğin aldığı ilk terbiye, gebelik dönemi ile başlamaktadır.

Bebeğin dünyaya teşrif etmesinden sonraki ikinci terbiye dönemi ise, içinde bulunduğu aile yuvasında devam etmektedir. Çocuğun bakım ve eğitim mesuliyetinin ebeveynine ait olduğu herkesçe malumdur. Özellikle bebeğin hayata gözlerini açtığı andan itibaren anneye büyük görevler düşmektedir. Çocuk pedagoglarına göre, bebeğin büyütülmesi, yetiştirilmesi, geliştirilmesi, eğitilmesi ezcümle olarak sosyal vecibeleri yerine getirmesi bakımından ilk yıllarda anneye daha fazla görevler düşmektedir.

Ana Sevgisinin Ruhî ve Biyolojik Mahiyeti

Anneler, çocuklarıyla yakıdan ilgilenme ve bu emaneti seve seve yüklenmeye hazırdır. Bu psikolojik durum, gönül dünyalarına fıtraten yerleştirilmiş olan çocuk sevgisine bağlanmaktadır. Bu açıdan meseleye bakıldığında, şefkat ve merhamet gibi ulvî duyguların en bariz örneğini hakikaten anne-bebek münasebetinde görmek mümkündür.

Bebekler, geçici bir süre bile olsa bakıma muhtaç en aciz insan yavrularıdır. İlk yıllarda tamamen güçsüz ve çaresiz olmaları sebebiyle bakılıp beslenmeye, ilgi ve sevgiye muhtaçtır. Bebeğin fizikî gelişimi için anne sütü ne kadar önemli ise ruhî ve hissî gelişimi için de anne sevgisi bir o kadar önemlidir. Çünkü annenin bebeğine daha doğumunun ilk gününden başlayarak vereceği sevgi, bebeğin huzurlu ve güvenli büyümesini sağlayacaktır.

Nüro-Biyoloji dalında elde edilen bilgilerin ışığında bu konuya yaklaşırsak, kadınlarda görülen bu güçlü sevgi duygusunu, yumuşaklığı, sevecenliği kısacası annelik insiyakını (içgüdüsünü) “OXYTOCİN” denilen destekleyici bir hormona bağlamamız gerekmektedir.

Davranış bilimcilerine göre, kadının beyninde oluşan bu etkileyici hormon, anne sütünü sağladığı gibi annenin, doğumdan önceki hâl ve hareketlerini de olumlu yönde değiştirmektedir.

Stockholm Karolinska Enstitüsü’nde emziren anneler üzerinde yapılan bir araştırmada annelerin bebeklerini emzirirken, anne sütünde ve kanındaki hormon seviyesi yükselmektedir. Bu durumun karşısında annelerin davranış profilleri değişmektedir. Emziren anneler, hayatın akışında daha az tedirgin ve gergin olmakta, sosyal yönden daha aktif bir tutum sergilemekte ve strese karşı daha güçlü ve dayanıklı olmaktadır.

Çalışan ve Çalışmayan Anneler ile Bebekleri Arasındaki Münasebet

Çalışan veya çalışmak mecburiyetinde olan anneler, maalesef çalışmayan annelere göre stresli, telaşlı ve huzursuzdur. Ayrıca bebeklerine yeterince zaman ve sıcak bir atmosfer sağlayamadıkları için, bebeğin ruhî dengesi bozulabilmektedir. Bu atmosferde yetişen çocuklar, ileride korkak, gergin ve şüpheci olduğu ortaya çıkmıştır.

Geçmişte, çocukların suça bulaşmaları veya karakter bozukluğu göstermesi, daha çok genetik yapılarına bağlanmaktaydı. Ancak; bugün, çocuklarda görülen hemen bütün sosyal hastalıkların kaynağında anneleri tarafından kendilerine sevgi dolu yeterince zaman ayrılmaması ile yanlış aile terbiyesi görülmektedir.

Problemli çocukların büyük bir ekseriyetinin çalışan annelerin içinden çıkması tesadüfe bağlanamaz. Bunun içindir ki, çocuk psikologları çocuğun ruh sağlığı için, annenin sürekli ve kesintisiz bir şekilde doğumdan başlayarak en az 2-3 yıl boyunca bebeğinin bakımını üstlenmesini tavsiye etmektedir.

Bu bağlamda ninninin manevî ve sosyal faydalarını gören hükümetin kadın istihdamını artırıcı tedbirlere müracaat ederken, çalışan annelere bir Hak olarak 2-3 yıllık bakım izninin de sağlanması hususunda bir strateji geliştirememesi, düşündürücüdür.

Velhâsıl-ı Kelam

Annelerde, bilhassa doğumdan sonra, farklı bir boyutta ortaya çıkan çocuk sevgisi fıtrata bağlanabilir. Bunun yanında, doğumun ve emzirmenin getirdiği nüro-endokrinolojik tesirlerin etkisiyle çocuk sevgisi annede hem fizyolojik, hem de biyolojik olarak daha da gelişmektedir. Dolayısıyla, belirgin bir çocuk sevgisiyle anne, çocuğuna çok daha rahat bir şekilde bakabilmektedir. Herkesin fıtratı tam ayniyet arz etmese de, her normal anne, bilhassa doğumdan sonra gayri-şuurî olarak bu fıtrata uygun bir biçimde dikkate şayan bir davranış biçimi göstermektedir.

Bu samimî evlat sevgisinin sağladığı yüksek merhamet ve şefkat duyguları ile anneler tarafından söylenen tatlı ninniler de bebekleri ruhen rahatlatmakta ve onları müşfik ve huzurlu yapmaktadır. Bu doğrultuda ninnilerin manalı ve dualı sözleri de ileriki yıllarda sadece bir hatıra olarak değil hep bir düstur olarak aklımızda kalabilmektedir. İşte kültürümüzün bir parçası hâline gelmiş ve hepimizin hafızalarında kalmış olan birkaç güzel ninni:

“Yattım Sağıma, Döndüm Soluma. Melekler Şahidim Olsun. Dinime İmanıma.”

“Yattım Allah, Kalktım İnşallah. Kalkamadıysam Eşhedü Ella İlahe İllallah Ve Eşhedü Enne Muhammeden Resulullah.”

 “Dandini Dandini Danası. Bir Oğlan Doğurmuş Anası. O Da Huda'nın Vergisi. Hû Hû Hû.”

“Hû hû hû Allah. Lâ ilahe illallah. Uyusun da büyüsün. Tıpış tıpış yürüsün. Hû, hû, hû, yavruma. Ninni diyem büyüsün.”

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/anneler-ninni-festivalinde-bulustu-8-4202h.html


Back To Top