22 Ocak 2019 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

ASGARİ ÜCRETLİLER BANKALARIN KUCAĞINA ATILIYOR,AİLELER DAĞILIYOR

ASGARİ ÜCRETLİLER BANKALARIN KUCAĞINA ATILIYOR,AİLELER DAĞILIYOR
Geçtiğimiz günlerde işçi ve işveren temsilcileri ile hükumet yetkilileri bir araya gelerek 2019 yılı için asgari ücreti belirlediler. Buna göre asgari ücret 2.558 TL brüt, 2.020,59 TL net olarak tayin edildi. Bu ücretle bir ailenin geçinmesinin imkansız olduğunu her akıl ve vicdan sahibi bilir. İsterseniz bu ücretle geçinmenin mümkün olmadığını, yetiremeyen asgari ücretliyi ne gibi bir sarmalın beklediğini bir örnekle izah etmeye çalışalım. Şöyle ki;

İki çocuklu bir aile düşünün. Her bir ferdi her öğün en az beş lira yese (ki muhakkak bir öğünlük yiyecek bedeli çok daha fazladır), aile öğün başına yirmi lira yer. Üç öğünde altmış lira yapar. Bu aile ayda 1.800 TL sırf yiyeceğe harcar, geriye 220 TL’si kalır. Bir ay boyunca 220 TL ile diğer ihtiyaçlarını gideremeyecek olduğundan aile babası kendisine 5.000 TL limitli kredi kartı çıkarır. Yetiremediği nafaka ve ihtiyaçları için kredi kartını kullanmak mecburiyetinde kalır. Kredi kartının limiti dolar, ödeme günü geldiğinde kart borcunu ödeyemez. Haliyle banka asgari ücretlinin maaşına haciz koydurur. Kanun gereği asgari ücretlimizin maaşının 1/4’ü her ay kart borcuna kesilir. Bu kesintiler her ay biriken faizi bile karşılayamayacağı için, asgari ücretlimiz ömür boyu ¾ maaş ile yani 1.515 TL ile geçinmek zorunda bırakılır. Bununla geçinemeyeceği için, borcunu kapatmak maksadıyla başka bir bankadan 20 bin liralık kredi çeker. Bunun her ay ödemesi ise 850 TL civarında olacaktır. 2.020 TL maaş alan asgari ücretlimizin maaşının 850 TL’sini her ay kredi borcuna vereceği için ve geriye kalan miktar ile de yemesi-içmesi, giyinmesi-barınması mümkün olmadığından bir borç sarmalı ile boğuşacaktır.

Bu durum aile ilişkilerine yansıyacak, yetiremeyen aile babası asabîleşecek, çocuklarına ve eşine şiddet uygulamaya başlayacak. Ardından boşanma davası, dağılan aile, hapis, ceza gibi bir kısım acılar asgari ücretli ailemizin mukadderatı olacaktır. Ne kadar acı değil mi? Yukarıdaki örnek bir tahmin veya senaryo değil maalesef. Adliyeye gelen aile içi şiddet ve banka dosyalarının yüzde sekseni bu benzerlikte acılarla dolu.

İşçi ve işveren sendikaları, hükumet yetkilileri bir araya geliyor, onca düşünen, akıl sahibi zevat böyle bir karar alıyor, az evvel izah ettiğimiz gibi sosyal yaraların açılacağını da biliyor olmalarına rağmen açlık sınırının çok altında asgari ücret belirlemesi yapıyorlar. Üzücü... Çok üzücü...

Tabi serbest piyasa ekonomisinin geçerli olduğu ekonomik sistemlerde Devletin işverenlere baskı yaparak, baskıcı bir yöntemle asgari ücreti belirlemesini bekleyemeyiz. Burada özellikle İslam ahlakını şiar edindiği iddiasında olan işverenlerimize çok işler düşüyor.

Muhterem işverenlerimiz!

Çocuğunuza gözünüzü kırpmadan 2 bin liralık bisiklet alıyorsunuz, eşinize 3 bin liralık çanta alıyorsunuz, kendinize 5 bin liralık kıyafet alıyorsunuz... Bunları alırken işletme bilançoları, gelir-gider tabloları, kâr marjı hesabı yapmıyorsunuz da sıra etiyle kemiği ile bir can olan ve başka canlar da eline bakan asgari ücretliye gelince neden bu hesapları yapıyorsunuz? Bunu ne akıl, ne vicdan, ne ahlak, ne de Müslümanlık kabul etmez. Kendi yanımızda çalışanın ücretini sıkarak hesaplıyoruz, ama kameralar karşısına geçip bilmem ne hayır kurumuna milyonlarca yardım yapıyoruz. Samimiyet bunun neresinde?!

Allahü teala (cc) Kur’an-ı Kerim’de ne buyuruyor:

“Artık ölçüyü, tartıyı tam yapın, insanların haklarını ve ücretlerini eksiltmeyin, halka haksızlık etmeyin!”(A'râf, 7/85)

Ayette belirtildiği gibi Efendimiz (s.a.s)’in bu konuda koyduğu birçok ölçüden şu Hadis-i Şerifleri burada paylaşalım:

“Allah Teâlâ, çalıştırdığı işçiden azami verim aldığı halde, onun ücretini tam ödemeyenin öteki hayatta hasmı olacaktır!”(Buhârî, İcâre, 10)

“Üç kimse, kıyamet gününde Beni karşısında bulacaktır: Benim adımı kullanarak haksızlık eden; hür bir insanı satıp parasını yiyen; bir işçiyi çalıştırıp da ona ücretini vermeyen!”(Buhârî, İcâre, 12, 15).

“İşçi kardeşleriniz sizin işlerinizi yapan kimselerdir. Allah onları ellerinizin altına verdi; dileseydi sizi onların eli altına sokabilirdi. Öyleyse, yanınızda işçi çalıştırıyorsanız, yediğinizden onlara da yedirin, giydiğinden giydirin. Onlara güçlerini aşan bir iş teklif etmeyin; eğer zor bir işi yapmalarını isterseniz, siz de onlara yardım edin!”(Müslim, İmân, 38, 40).

Bizler faizin haram olduğuna iman ettik diyoruz, ama bile bile çalışanımızı bankaların kucağına atıyoruz. Verdiğimiz ücretlerin kifayetsizliği yüzünden İslam toplumunun temeli olan ailelerin dağılmalarına sebebiyet veriyoruz. Her şeyi, dahilde ve hariçte birçok sıkıntı ile mücadele eden Devletten beklememek lazım. Biraz da akıl ve vicdan terazisi ile taşın altına elimizi koymamız lazım.


Hakan Çırak
http://www.mirathaber.com/asgari-ucretliler-bankalarin-kucagina-atiliyoraileler-dagiliyor-3-6026h.html


Back To Top