All for Joomla The Word of Web Design

Atılan Yumruğun Bir Başka Açıdan Analizi

Şiddet ve terör, çağımız insanının başına musallat olmuş bir baş belasıdır. Ne yazık ki; insanın en rahatsız olduğu şiddet ve terörün kaynağı yine insandır. Nedenleri ne olursa olsun yeryüzünde şiddet ve terörü estiren insandan başkası değildir.

Semavî dinler; şiddet, terör ve tehditle topluma kendini dayatmazlar. Barış ve huzuru sağlamak için gelmişlerdir. Bu nedenle şiddet, terör ve savaş olgusunun faturası dinlere kesilemez. “Sulh ve barış” anlamına gelen “İslâm Dini” şiddet, terör ve savaş ile asla ilişkilendirilemez. Kendi çıkarları için şiddet, terör ve savaşı metot olarak seçen insanlar, bu kötü tutumlarını dinlere yükleyerek kendilerini sorumluluktan kurtaramazlar.

Şiddet ve terörün kaynağı insan olunca, mutlaka bunun bir arka planı vardır. Durup dururken insanlar şiddete başvurmazlar. Ya bir takım insanları, bir inanca veya ideolojiye ya da ırka karşı düşmanca duygularla yetiştirir, beyinlerini yıkarsınız. Ya da bir inancın hassasiyetlerine saygı göstermez, sinir uçlarıyla oynarsınız ve böylece tahrik unsuru olursunuz.

Öncelikle belirtelim ki, hangi gerekçe ile olursa olsun, hiçbir hak arama ve protesto bize, şiddet ve teröre başvurma hakkı vermez ve bunu meşru kılmaz. Kılıçdaroğlu, şiddete başvurulmadan demokratik bir şekilde protesto edilebilirdi.

Fakat olayları değerlendirirken hislerimize boğulmadan, soğukkanlılıkla tahlillerde bulunmalıyız. Mutlaka her olayın psikolojik ve sosyolojik sebepleri vardır. Kılıçdaroğlu demeçlerinde ve tv programlarında, şehitlerimizin katili PKK/YPG terör örgütü ile ilgili güzellemeler yapmıştır.

Kılıçdaroğlu terör örgütü YPG’ye kol kanat gererek “Bizim için YPG terör örgütü değildir. Şimdi bir kere terör örgütü olarak sivilleri, genç, yaşlı, kadın, erkek demeden öldüren örgütlenmelere biz ‘terör örgütü’ diyoruz. PKK bu bağlamda terör örgütüydü, çünkü genç, yaşlı, kadın, erkek demeden katletti. Ancak YPG’nin şu ana kadar Türkiye’ye veya kendi halkına yönelik böyle bir uygulaması olmadı. YPG kendi vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşumdur.” demişti.

 Kılıçdaroğlu, Habertürk TV’de kendisine yöneltilen “beka sorunu” ile ilgili soruya “Türkiye’de beka sorunu yok, ABD’nin desteklediği YPG bize mi saldıracak?” şeklinde cevap vererek terör örgütünü sevimli göstermeye devam etmişti.

Bütün bunlar ve buna benzer konuşmalar ile 31 Mart Mahallî seçimlerinde HDP’lilerin oyunu almak için birçok belediyede, Kandil kadrosundan aday göstermiştir. Eli kanlı katillere “özgürlük savaşçısı” diyen Selahattin Demirtaş’a “teröre karşı, saygın bir lider” diye güzellemelerde bulunmuştu.

Bütün bu sözler, toplum vicdanında derin yaralar açmış ve psikolojik olarak sessiz yığınların öfke depolamasına sebep olmuştur. Dağlarda, askerlerinin bu örgüt tarafından şehit edildiğini gören vatandaş, şehit cenazelerine gelen bu kişinin samimi olduğuna inanmamakta ve onu görünce öfkesi galeyana gelmektedir. Bu psikolojik nedenler, sonunda -sosyolojik olarak- toplumsal taşkınlıklara dönüşmektedir.

Son olarak Ankara Çubuklu şehidimiz, Sözleşmeli Er Yener Kırıkçı’nın ailesi, cenaze törenine Kılıçdaroğlu’nun katılmasını istemediği halde, katılmıştır. Daha önce de bazı şehit cenazelerinde protesto edilmişti.

İzlediğin politikalarla terör örgütüne kol kanat gereceksin, sonra da kalkıp bu milleti aptal yerine koyup, kol kanat gerdiğin terör örgütü ve türevlerince şehit edilen kahraman askerlerimizin cenaze törenine katılacaksın. Bu kadar pişkinliğe de pes doğrusu.

Olayın bir provokasyon/kışkırtma olduğu ifade ediliyor. Eğer bir provokasyon var ise, askerlerimizin şehit olmasına sebep olan terör örgütleriyle ilgili bunca güzel (!) sözler söyledikten sonra yüzsüzce şehit cenazelerine katılıp, olayın acısıyla kıvranan şehit yakınlarının ve kitlenin öfke bombasının pimini çeken Kılıçdaroğlu, bu provokasyonun birinci provokatörüdür. Bunu söylemekte hiç sakınca görmüyorum. Biraz psikoloji ve sosyoloji okuyan bu olayı gayet rahat çözer.

Ey siyaset yapan beyler! Oy devşirebilmek için eli kanlı katillere ve onların siyasi uzantılarına kucak açar, halkın değerlerinden uzaklaşırsanız, olacağı budur. Sinir uçlarına dokunarak psikolojilerini târumâr ettiğiniz kitleleri durduramazsınız. Unutmayın ki, rüzgâr ekerseniz, fırtına biçersiniz.

Musab SEYİTHAN 

  1. Veysel diyor ki:

    Teşekkür ederim.rüzgâr ekince nasıl fırtına biçileceğini gayet güzel bir şekilde yansıtmışsınız dilinize ve kaleminize sağlık. V Toru

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir