All for Joomla The Word of Web Design

Yazar Arşivleri: Hakan ÇIRAK

Öğrenci Andı Meselesinde Hükumet de Yanlışta, Danıştay da…

Şöyle merak edip şu Öğrenci Andı’nın tarihçesine bir baktım. Hani hep yönümüzü döndüğümüz Batı toplumlarında emsali var mı diye küçük bir tahkikat yaptım. Sizlerle de paylaşayım. Henüz Atatürk hayatta iken göreve gelen Maarif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) Reşit Galip’in, ant metnini bizzat hazırladığı belirtiliyor kaynaklarda. (Bu bakanın ezanın Türkçe okunmasını sağlayan ekibin de başı olduğunu […]

Sen hangi örgüttensin?

İnsanlar yaratılış itibari ile birbirinden çok farklıdır. Hani bu farklılıklar bedenine dahi yansımıştır. Birinin parmak izi diğerininki ile aynı değil. Göz retinası, DNA’sı her insanın farklı. İşte bunun gibi insanların ferdî planda heyecanları, fikirler ve algıları da birbirinin aynı değildir. Bu farklılıklar ise insanın tuttuğu takımı, oy vereceği partiyi, dahil olacağı sivil toplum örgütünü, intisap […]

Ey siyasîler! Milleti germeyin

Her seçim gibi, önümüzdeki 24 Haziran seçimi de memleketimiz ve milletimiz için çok ehemmiyet arz ediyor. Kim seçilirse seçilsin, seçilen aday hepimizin içinde bulunduğu aynı gemiyi idare edecek. Zira hepimiz bu memleketin evlatlarıyız ve vatanını, milletini seven bizlerin gidecek ikinci bir yeri yok. Evvela şunu kabul etmeliyiz: Dünya var oldukça, dünyada ve ülkemizde her fikirden, […]

Türkiye’de ziraatin bittiğinin delili: Şeker fabrikaları

Çok değil, bundan 4-5 sene evvel Anadolu’da bir kasabada eşraftan ve Devlet erkanından bazı kimselerle şöyle bir yürüyüş yapalım dedik. Yürürken dikkatimi çekti, uçsuz bucaksız araziler sürülmediğinden toprak taş gibi olmuş, üzerinde de envaî çeşit yaban otları boy atmıştı. Beraberimizdeki kasaba eşrafına sordum, dedim ki “yahu bu topraklar nadasa mı bırakıldı?” Aldığım cevap çok manidar […]

Otoyol ve köprü ücretleri yapılan hizmetleri gölgeliyor

Her fırsatta ifade ettiğimiz üzere, memleketimiz son on beş senede, tarihinde hiç görmediği kadar muazzam hizmetlere şahit oluyor. Devletimizin hizmette yap-işlet-devret modelini son on senedir etkin olarak kullanması otoyol, köprü ve tünellerin sayısının artmasına ciddi ivme kazandırdı. Bu usule göre otoyollar, tüneller ve köprüler Devlet tarafından özel teşebbüse yaptırılıyor, fakat Devlet özel teşebbüse para vermiyor. […]

Mehmetçik Kudüs’e…

Yarım asrı aşkın bir süreden beri İslam coğrafyasının bağrına hançer gibi saplı duran İsrail terör şebekesi, dünyanın gözünün içine baka baka zulmüne devam ediyor. İkinci Dünya Savaşı’nın sun’î mağduriyetinin oluşturduğu atmosferden ve Müslümanların başsız bırakılmasından faydalanan Siyonistler önce sivil iskân hamleleri ile sonra da siyasi adımlarla, neticeten de devlet (!) olarak geldi saplandı İslamın kalbi […]

Ruhuna Fatiha İstanbul!

Ne diyordu divan şairimiz Nedim bu güzel şehir için: Bu Şehr-i İstanbul ki bi misl ü behadır,Bir sengine yekpare acem mülkü fedadır” Gel gör ki, bu dizelere hayat veren ruh, çoktan terk edip gitti bu şehri. Yıllar içerisinde şu güzel İstanbul şehrinin başına gelenler, İmparator Neron’un elinden Roma’nın başına gelmemiştir desek yeridir. Hemen her gün […]

Bize ne Amerika’dan!

Son günlerde gündemde mühim yer işgal eden Amerika ile aramızdaki vize krizi, rahmetli Erbakan Hoca’nın şu meydan okuyan cümlesini akıllara getiriyor: Bize ne Amerika’dan… Esasen bu meydan okuma son yüz elli senedir bir devlet politikası haline getirilmediği içindir ki, bugün bu coğrafya volkan gibi kaynamaktadır. Kaynamaktadır çünkü Batı hiçbir zaman unutmadı. Selahaddin’in Kudüs’ü almasını, Türklerin […]

Irak’ın kuzeyine müslümanca bakış

Biz Müslümanlar önümüze gelen her meselede İslamî zaviyeden bakmak zorundayız. Bugün gündemde mühim bir yere sahip olan Kuzey Irak Meselesi’ne de bu cihetle bakmalıyız. Bölge ilk olarak bizim hakimiyetimize nasıl girdi, nasıl idare edildi, nasıl elimizden çıktı ve bu bölge neden Türkiye’yi alakadar ediyor sorularının cevabını bilmek mecburiyetindeyiz, aksi halde meseleye hissi yaklaşımların ötesinde bakmamız […]

Ölüm rabıtası

Her sabah olduğu gibi bu sabah da devasa Çağlayan Adliyesi’ndeki mütevazı odama, mutad mesaimi icra etmek için girdim. Daha ben gelmeden masamın üzeri dosya yığınları ile dolmuş. Malumunuz, adliyede dosya demek dava, çekişme, niza, ihtilaf, özetle paylaşamama demek. “Ne çok çekişme halinde insanlar” diye geçirdim içimden… Her gün elimden geçen yüzlerce dosyaya rağmen beni bugün […]