21 Ekim 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Ayakkabısız çocuğa kendi ayakkabılarını veren genç güzel bir davranışı hatırlattı


Sosyal fedakârlığın zirvesi: İsâr

Samsun Büyükşehir Belediyesi SAMULAŞ bünyesinde hizmet veren tramvayda yolculuk eden, bir genç, yolcular arasındaki bir çocuğun ayakkabısız olduğunu fark etti. Oturduğu yerden kalkan genç, çocuğun yanına giderek sohbet etmeye başladı. Genç sohbetin ardından ayağındaki ayakkabıları çıkarıp, çocuğa verdi.
Ayakkabısız çocuğa kendi ayakkabılarını veren genç güzel bir davranışı hatırlattı
Ayakkabıları çocuğun ayağına giydirip bağcıklarını da bağlayan genç, yerine dönüp, çorapla yoluna devam etti. Gencin davranışı tramvaydaki yolcular tarafından takdirle karşılandı. Olay anı, bir kişi tarafından görüntülenip, sosyal medyada paylaşıldı.


SOSYAL FEDAKÂRLIĞIN ZİRVESİ: İSÂR

Bir insanlık örneği ve ‘insanlık unutulmamış’ dedirtmesi açısından toplumsal dayanışmanın ve sosyal fedakârlığın zirve noktası isârdır. İsâr, varlıklı olsun veya olmasın sosyal duyarlı bir insanın başka insanları kendi nefsine tercih etmesi ve onları kendinden çok düşünüp vicdanen yardım etme ihtiyacı duyulmasıdır.

İslâm’ın tavsiye ettiği isâr davranışı (altrüizm; özgecilik) kavramı, genelde “şahsî menfaat gözetmeksizin başkalarına ileri derecede faydalı olmak ümidiyle kendi menfaatinden hemen bütünüyle özveride bulunmak” anlamına gelmektedir. İslâm’da isâr, başkalarının ihtiyacını görüp gözetmek ve bunu kendi ihtiyacının önüne geçirerek yapmaktır. Genelde kendisinin de muhtaç olduğu bir konuda, başkasının ihtiyacını karşılamayı tercih etmek ve onun menfaatini sağlamaya öncelik vermek manasına gelen isâr, ileri derecede bir sosyal ahlâk kavramıdır.

En Güzel İsâr Örneklerini Peygamberimiz ve Sahabiler Sergilemiştir

Bu son derece üstün ve faziletli davranışın en güzel örneklerini İslâm Peygamberinde (sav) görebiliriz. Hz. Muhammed (sav), daha Peygamber olmadan önce bile daima (muhtaç) insanların rahatını kendi rahatına ve huzuruna tercih etmiştir. O (sav), evinde yiyecek bir şey olmadığı halde önce ashabının karnını doyurmuş, ashabının da kendi ihtiyaçları varken diğer kardeşlerini kendilerine tercih etmiştir.

Böylece O’nun (sav) yolundan giden sahabiler de sosyal fedakârlık konusunda toplumlara örnek olmuştur. Mesela bir sahabi, bir misafirini evinde ağırlamış, onu doyurabilmek için, kendisi ve çoluk-çocuğu aç olarak yatmıştı. Hz. Peygamber (sav), bu sahabinin diğergamlığından Allah’ın memnun olduğunu bu olay üzerine inen şu âyetle bildirmiştir:

“Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları (muhtaçları) kendilerine tercih eder.” (Haşr: 9).

İslâm’a Göre İsâr Sahibi Olmanın Özellikleri

İleri derecede sosyal fedakârlık anlamını taşıyan isâr sahibi olmanın tanımını ve bazı özelliklerini İslâm âlimleri, daha teferruatlı bir şekilde ayrıca belirlemiştir. Örneğin isâr’a ait şu tanım bir İslâm mütefekkirine aittir:

“Hediye ve sadakanın kabulünde başkasını kendine tercih etmek ve hizmet-i diniyenin mukabilinde gelen menfaat-i maddîyeyi istemeden ve kalben talep etmeden, sırf bir ihsan-ı ilâhî bilerek, nastan (insanlardan, halktan) minnet almayarak ve hizmet-i diniyenin mukabilinde de almamaktır.”

Bu doğrultuda isârın üç temel dinamiği de maddeler hâlinde sıralanabilir:

1.) Fakr ve iftikara tutunmak: Elde ne var ne yok, kalben hepsini terk ederek, yalnız Allah’a güvenmek ve her şeyini ondan dilemek, fakir olduğunu yani Allah’a muhtaç olduğunu anlamak.

2.) Bezl-ü İsârı gerçekliğe sindirmek: Her şeyi Allah yolunda vermek ve herkesin ihtiyacını kendi ihtiyacından üstün tutmak.

3.) Taarruz ve ihtiyarı terk etmek: Herhangi bir kimsenin hakkına el uzatmaktan sakınmak ve kendi irade ve ihtiyacını kullanmak iddiasından tamamiyle feragat etmek. Kendi nefsini mümkün mertebe yok ederek, Hak olarak yalnız Hakk’ın irade ve ihtiyariyle hareket etmek ve O’nunla bekâ bulmak.

Bu çerçevede şuurlu Müslümanlar, aşırı ihtiyaç içinde olsalar bile, muhtaç diğer insanları öz canlarından üstün tutabilmiş ve diğergâmlık gösterebilmiştir. Buna göre isâr ruhlu Müslümanlar, cömert insanlardan daha fazla cömertlik gösterebilmiştir. Çünkü normal şartlarda cömertlikte, kendine lazım olmayanı veya kendine ait olanın ancak bir kısmını vermek varken, isârda kendine lazım olanı da kendine ait olanı da bütünüyle vermek vardır.

Velhâsıl-ı Kelâm

Günümüzde de Peygamberimizin (sav) ve sahabilerin isâr hasletini bilerek (şuurî) veya bilmeyerek (vicdanen) tatbik eden örnek insanlarımızın varlığı, geleceğe ümitle bakmamızı sağlamaktadır. Çünkü kendi rahatını ve kendi tercihini başkalarının lehine her zaman terk etmeyi bilen insanlarımız var olduğu sürece bugün de hayırlı ümmet olma özelliğimizi koruyabilmiş olacağız.

Her zaman ve her yerde başkalarını, özellikle muhtaçları düşünmek, kendini onlar için feda etmek, sosyal faydası olan insanî bir açılım ve meziyettir. Bunun için toplumun menfaatini veya başkalarının iyiliğini düşünerek, gönüllü biçimde ve bundan manevî haz alarak kendi haklarından feragat etme duygu ve eylemleri, hem takdir edilmeli, hem de teşvik edilmelidir.

Kaldı ki haberde de görüldüğü üzere fedakâr insanlar, bu hasletlerinden ötürü toplumda her zaman sevilir ve saygı görür. Bu yönüyle kendisinden hiç talep edilmediği halde hiç tereddüt etmeden ayakkabılarını, büyük bir jest ve şefkatle ayakkabısız bir çocuğa bağışlayan gizli kahramanımızı tebrik ederiz. “Allah, başkalarına iyilik edenleri sever.” (Maide: 13) âyetin işaretiyle kendisinin de Allah’ın sevgili kulları kapsamına girmesini Allah’tan niyaz ederiz.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/ayakkabisiz-cocuga-kendi-ayakkabilarini-veren-genc-guzel-bir-davranisi-hatirlatti-8-4077h.html


Back To Top