All for Joomla The Word of Web Design

Bayram Öncesi Yapmamız Gerekenlere Hazır mıyız?

1-Arefe günü sabah namazının farzından sonra başlayacak olan ve kurban bayramının dördüncü gününün ikindi namazının farzından sonra söylenmekle tamamlanacak olan “Teşrîk Tekbirleri”ni unutmamaya çalışalım. Selamdan sonra, Allahümme entesselam’dan önce bir kere söylenmesi vacip olan tekbirler şunlardır:

“Allahu ekber Allahu ekber, Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillahi’l-hamd”

Anlamı şöyledir: “Allah her şeyden büyüktür, Allah her şeyden büyüktür. Allah’tan başka ilâh yoktur. O Allah her şeyden büyüktür, en büyük Allah’tır. Bütün hamdler, övgüler Allah’a mahsustur.” 

2-Arefe günü zikir, fikir, şükür ve ibadetle geçirilmeli, kâinat bir dil olmuş, her şey bir bütün halinde “Allahuekbar Allahuekber” diye çağlarken ve gürlerken biz gaflet içinde, malayani şeylerle meşgul olanlardan olmayalım.

Ahirzaman, dünyanın bir şehir haline geldiği bir zaman dilimidir. Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz de, böyle bir dünyanın ve böyle bir zaman diliminin peygamberidir. Onun için yer yüzü Ona bir mescid, Mekke bir mihrab, Medine bir minber olmuş, Peygamberimiz de (s.a.v.) bütün müminlere imam, bütün insanlara hatip tayin edilmiştir.

Hz. Peygamberin izinde ve arkasında saf tutan milyonlarca insan, tek ses ve tek nefes halinde, kıbleleri olan Kâbe’nin samimî kalbiyle niyyet edip, Mekke ağzıyla, Arafat dağı diliyle Allahu Ekber Allahu Ekber demektedirler. Bu günkü tekbirler, 1400 sene önce Hz. Peygamber ve ashabının söylediği tekbirlerin yansıması ve aksi sedasıdır.

3-Bayram gecesi de ihya edilmesi gereken mübarek gecelerden biridir. Duaların kabul edildiği dakikalarda olduğumuz unutulmamalıdır. Hakların yerini bulmasına ve adaletin tecellisine dua edelim. Devletimizin, milletimizin, mukaddes değerlerimizin adalet ve merhametle ilelebet yaşamasına, kendimize, ana-babamıza, aile efradımıza dua etmenin yanında, evladından, anasından-babasından ayrı kalmış ailelere, bizden önce ahirete giden yakınlarımıza, üstatlarımıza, şehitlerimize, bütün mazlumlara, mağdurlara, evsiz-barksız, yurtsuz-yuvasız kalmışlara ve bütün ümmet-i Muhammed’e (sav) dua edeceğiz. Hatta ümmet-i davete de hidayetleri için dua etmeliyiz.

Allah dostlarından birine demişler:

-Üstad!  Şu denizde tekne keyfi yapanlara, kafayı çeken ve eylenenlere beddua etsen de bunlardan kurtulsak. Allah dostu “tamam” demiş, ellerini kaldırmış:

-Allahım! Şu kullarına hidayet nasip eyle, bunları cennetine koy, demiş. Yanındakiler:

-Hayret bu adamlar cehennemlik iş yapıyorlar. Bunlara böyle dua edilir mi, demişler. Allah dostu açıklamış:

-Bu kullar tevbe etse, zararlı iken faydalı insan olsalar, Allah da bunları cennetine koysa memnun olmaz mısınız? İşte ben de bunları düşünerek kahrolmaları için değil, ıslahları için dua ettim!

Bu farklı ve şefkatli bakış karşısında kimsenin diyecek bir şeysi kalmamış.

Zararlılara hiç beddua edilmez mi, edilir. Ama önce bu yollar denenmelidir.

Onun için ben şöyle dua ediyorum: Allahım! Dostlarımızı aziz eyle. Düşmanlarımızı da dost eyle. Düşmanlarımız dost olsa zarar mı ederiz?

4-Bayram namazına giderken boy abdesti ile tertemiz hale gelmiş bir beden, tertemiz elbise, tertemiz çorap, tertemiz ağız, tertemiz gönülle gidilecek. Kurban bayramı ise, açıktan, Ramazan bayramı ise içinden tekbirler söylenerek camiye gidilecektir. Gidiş ve dönüş yolları mümkünse farklı olacak. Daha çok insanla karşılaşma, görüşme ve dualaşma imkânı bulunsun diye.

5-Sıla-i rahim yapılacak, hayattakiler ve kabristandakiler unutulmayacak. Hayatta olan âlimler, ana-baba ziyaret edilecek, duaları alınacak. Bütün büyüklere hizmet ve hürmette kusur edilmeyecek. İmkânı olanlar, vefat etmiş yakınları adına hayır-hasenat yapacak. “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” “Büyüklerimize hürmet etmeyen, küçüklerimize şefkat göstermeyen bizden değildir.” “Kendi nefsin için istediğini, kardeşin için de istemedikçe mümin olamazsın.” “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de mümin olamazsınız.” “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” gibi hadisler, vazgeçilmez prensiplerimiz olacak. Herkes, birbirini yiyen değil, birbirine yardım eden, birbirini öldüren değil, birbirini yaşatan bir toplum oluşturma çabası içinde olacak. Güldürmediğimiz yüz, silmediğimiz göz yaşı kalmasın. Bayram namazından önce yapamadığımız görevleri, bayram namazından sonra tamamlayalım. Fakir-fukarayı, garip-gurebayı, yetimi-yoksulu, dulu-düşkünü sevindirmeden, sevindirme planları yapmadan evimize dönmeyelim.

6-Kurban kesen kardeşlerimiz, bugün bıçaklarını bileyecekler. Kurbanın gözleri önünde bıçaklar bilenmeyecek, kurbanlık hayvan, kendisinden önce kesilenleri görmeyecek, eziyet etmeden götürülecek, eziyet etmeden yatırılacak, keskin bıçakla “BİSMİLLAHİ ALLAHUEKBER” denilerek bir vuruşta kesilecektir.

7-Kurbanın canı çıkmadan kelle koparılmayacak ve derisi yüzülmeyecek.

8-Hissedarlar, tartı ile bölüşme yapacaklar, kura çekerek paylarına sahip olacaklar. Birbirlerine haklarını helal edecekler. Kurban derisini de bir hayır kurumuna verecekler. Kurbanın etinden ev halkı, fakirler ve dostlar yararlandırılacak. Nüfusu kalabalık olanlar, dağıtmayabilirler.

Bu duygu ve düşüncelerle bayramınızı tebrik ediyorum. Bayramınız kutlu, yuvanız mutlu, kurbanınız etli, ağzınız tatlı olsun. Yurdunuz cennet olsun, Allah cenneti hepimize yurt eylesin. Bizim hanımefendi şöyle dua eder:     Dostlarınız çok olsun, düşmanlarınız yok olsun. Ben de ufak bir değişiklik yaparak şöyle dua ediyorum: Dostlarınız çok olsun, düşmanlarınız dost olsun.

Dr. Vehbi KARAKAŞ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir