16 Ağustos 2018 Perşembe
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Bebekler bile kredi borcuyla doğmaya başladı

Günümüz ekonomisini belirleyen borca dayalı para sistemi kredi kullanımı hızla yaygınlaştırarak insanları anne karnında borçlu hale getiriyor.
Bebekler bile kredi borcuyla doğmaya başladı
Ülkemizde Bankalararası Kart Merkezi (BKM) 2017 verilerine göre 58 milyonu geçen kredi kartı bulunuyor. Hane başına 3 kart düşüyor ve bunlardan 2 milyonun borcu yasal takipte. Bu borcun önemli bir kısmını ise faizler ve cezalar oluşturuyor.

Diğer müslüman ülkelerde de durum farklı değil. Tüketim çılgınlığı ve beraberinde gelen kredi kullanımı her geçen gün artmaya devam ediyor.

Dünya genelinde neredeyse doğan her çocuk ebeveyninin borcuyla doğuyor. Ebeveynler ve çocukları hemen hemen ömürleri boyunca borç altında kalıyor. İnsanların borca girmesi için onların isteklerini kışkırtan, yoktan yere istek oluşturan küresel sermayedarlar bu sistemden besleniyor.


BDPS / Borca Dayalı Para Sistemi?

Son asırda “yerinde istimlak” etme fikri batının pek sıcak bakmadığı şeylerden. Zira “yerinden istimlak” varken bir milleti müstemleke edinmek pek de ekonomik değil. Atom vs. çalışmalar dahi hem masraflar hem de ihlak / helâk edip yok etme-eritme  kabiliyetinin mukayyetliği açısından ikinci sıraya itildi. Peki ilk sırada ne var? Şüphesiz bu sayılanlardan daha ucuz ihlak yöntemleri var gıda, sağlık gibi. Ancak öyle bir şey var ki ellerini bile kıpırdatmalarına gerek yok: Borca Dayalı Para Sistemi (BDPS).

Federal Reserve Bank (FED)'ın 1913'te kurulmasından daha evvellere gitmek lazım bu sistemi icad edenleri bulmak için. Osmanlı'nın galata bankerlerini de hatırlamak gerekir. Gerçi bugün Galata’da bankacılar caddesindekiler o günün ecnebi bankerlerinden başka kimseler mi bu da araştırma konusu? 1914 cihan  harbinin zamanlaması de BDPS'nin gücünü ortaya koyan şeylerden.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın Türkiye Cumhuriyeti ile tek yakınlığı, ismi. Bu kurumun anonim şirket olduğunu unutmamak lazım. Federal Reserve Bank'ın da federallikle tek bağı sadece ismi. Bu sistem ABD'yi dahi avucuna almış durumda. Bunlar kimler mi? Geçenlerde 101 yaşında öldüğü "ABD'li Zengin İşadamı" başlığıyla duyurulan David Rockefeller bunlardan sadece biri.

(Bakara 96:

“Andolsun, sen onları (Yahudileri) insanlardan, (hattâ) müşrik olanlardan ziyâde hayaata düşkün bulacaksın. Onlardan her biri arzuu eder ki (kendisine) bin yıl ömür verilsin. Halbuki onun çok yaşatılması kendisini azâbdan uzaklaşdırıcı değildir. Allah, onlar ne işlerlerse, hakkıyle görücüdür.”)

Tabii ki bu kişinin ailesi olarak düşünmek lazım bu küresel güçlerden birini. Bu gibilerin taşeronluğunu yapanları da işin içine kattığımızda küresel kuşatmaları oldukça korkutucu.

Ne Yapmalıyız

Peki ne yapmalıyız? Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şerif’leri dinlemeliyiz. Riba'nın/Faizin  haram olduğunu onu yememekle birlikte yedirmemekle de mükellef olduğumuzu bilmek lazım.

Şu bankanınki helal kredi” diyerek küresel sistemin ağından kurtulduğunu zanneden Müslümanlar, da telefon alırken yaptıkları araştırmayı kredi alırken de yapmalı ve kimlerin çarkına su taşıdığını bilmek durumundadırlar.

Her türlü israfı yaptıktan sonra gidip faizli kredi almak Müslümanın izzetiyle bağdaşan bir durum değildir. Bu izzeti Rasul-i Ekrem en güzel şekilde bizlere tarif etti: “Veren el alan elden üstündür.” Allah'a isyanla ömür sürmektense itaatle ölmek yeğdir bir Müslüman için. Bugün Müslümanların tezyin, caka, gösterişte birbiriyle yarıştıkları üzüntüyle izlenmektedir. Hâlbuki Zuhruf 33-34. ayeti bizlere çok önemli uyarılar yapmaktadır:

“Şayet insanların küfürde birleşmiş bir tek ümmet olması (tehlikesi) bulunmasaydı, Rahmân'ı inkâr edenlerin evlerinin tavanlarını ve çıkacakları merdivenleri gümüşten yapardık. Evlerinin kapılarını ve üzerine yaslanacakları koltukları da (hep gümüşten yapardık)”

Kur’ân Müslümanların Kitabıdır

Temel hatalardan biri de bu ayetlerin kâfirleri tavsif ettiğini düşünmektir. Kur'an'ı kâfirlerin değil Müslümanların kitabı olduğu hatıra getirildiğinde Kur'an'ın kimleri uyardığı da ortaya çıkmış olacaktır. Bu sebeple “Tüm güzelliklerinizi dünyada tükettiniz ey kâfirler!” (Ahkâf 20) ayetini dilinden düşürmeyen Hz. Ömer'i görürüz tarih kitaplarında.

Şakik-i Belhi'nin de azık bulunca şükreden bulamayınca sabredenleri Bağdat köpeklerine benzetmesi de konudan uzak değildir.

Adil KALENDER
http://www.mirathaber.com/bebekler-bile-kredi-borcuyla-dogmaya-basladi-14-397h.html


Back To Top