18 Kasım 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Belediye Yönetiminde Yeni Paradigmayla Yeni Hizmet Modeli

Türkiye Belediyeler Birliğinin verdiği Büyükşehir sayısı 30, İl Belediyesi 51, Büyükşehir ilçe Belediyesi 519, İlçe Belediyesi 400, Belde Belediyesi 397 olup toplam belediyelerimizin sayı 1397 dir.
Belediye Yönetiminde Yeni Paradigmayla Yeni Hizmet Modeli
2014 nüfus verilerine göre köylerde 5 milyon 190 bin 797 kişi yaşarken, nüfusun % 7 kısmını oluşturuyordu. 72 milyon 505 bin kişi nüfusun %93 kısmı ile şehirlerde yaşıyordu. Büyükşehirlerde yaşayan insanların 60 milyona yakın kesimi ile nüfusun % 83 kısmını oluşturuyordu.

Türkiye İstatistik Kurumunun 2015 yılına ait raporuna genel olarak baktığımızda; 1927 yılında 13 milyon 648 bin olan nüfusun 10 milyon 365 bin kişisi köylerdeydi. Yani belediyelerdeki nüfus oranı % 24.1 di. 2014 tarihinde 77 milyon 695 bin olan nüfusun % 93.3 kısmı şehirlerde yaşıyor.

Bu rakamlara baktığımızda, nüfus göçlerinin büyük şehirlerde yoğunlaştığını görüyoruz. Sıkışık nüfusun ülke geleceği ile ilgili nasıl tehlikeli bir durum oluşturduğu ayrıca bir makale konusudur. Diğer yönü ile nüfus yoğunluğunun getirdiği sosyal sorunlar herkesin malumu. Biz yerel yönetimi temsil eden Belediyelerin böylesine yoğunlaşmış bir nüfusa nasıl hizmet edebileceği konusu üzerinde durmak istiyoruz.

Her şeyden önce alışılagelmiş hizmet anlayışının dışına çıkılması gerekiyor. Yani yeni bir bakış açısı ile yeni değerler silsilesiyle yeni bir paradigma oluşturulması gerekiyor.

Türk siyasi yapısının değişimi maalesef henüz yerel yönetimlere yansımış değildir. Siyasal olarak bu değişim, yerel yönetimlerin de hizmet anlayışlarının ve yetkilerinin yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Yerel yönetimlerde; siyasi parti ayrımı gözetmeden merkezi yönetimi temsil eden Başkanla birlikte hareket ederek, yeni hizmet politikaları geliştirilmelidir.

Klasik olan hizmetlerin dışına çıkılarak; yapılacak olan katma değer üretim modelleri ile belediyeler yeni bir misyon yüklenip bunu gerekli yasal düzenlemelerle vizyonlarına dönüştürmelidir.

Türkiye'deki genel ekonomi içerisindeki Belediyelerin ekonomik büyüklüğü, ekonomideki krizlere karşı güçlü bir tabanda yapılandırma sürecine gidilmelidir. Belediyeler halkı ekonomik olarak güçlendirmelidir.

Yerel yönetimler, ülkenin genel kalkınmasına yönelik stratejik kalkınma projeleri ile aktif bir süreç alınmalıdır. Bu projeler nüfus dağıtıcı nitelikte olmalıdır. Şehir merkezlerinin dışına taşınarak doğal yaşam alanlarının oluşturulmasında bu projeler ülke kalkınmasına yönelik orta ve uzun vadeli programlarla gerçekleştirilebilir.

Belediyelere yeni bir misyon yükleme diyebileceğimiz bu süreçte, yerel, bölgesel ve ülke çapında bir bütünlüğe taşıyıcı çalışma içinde projeler yapılandırılırken, yeni doğal yaşam alanları oluşturulmalıdır.

80 milyon nüfusu 5 milyon köylü mü besleyecek?

Bu soruyu sorduğumuzda gıda sektöründeki tekelleşme, küresel finansın gıda sektöründeki egemenliği ve fiyat istikrarsızlığının enflasyona katkısını düşündüğümüzde; enflasyonla gerçek mücadelenin belediyelerin eliyle tekel kırıcı olarak; tabanda üretim modellerinin kurulması ile sağlanabilir.

Burada demek istediğimiz şey özünde şudur; her belediye bölgesinin dışında hem özel sektörle hem kamuyla hemde vatandaşla iş birliği içerisinde bölgeye hizmet edecek nitelikte, bölgenin öncelikli ihtiyaçları göz önüne alınarak üretim yapabilir.

Üretim için gerekli olan sermaye kıtlığı çok rahatlıkla önerdiğimiz Taban Ekonomisi modeli ile aşılabilir. Yerel yönetimin üretim kabiliyetlerini arttıracak olan bu model, prototip bir uygulama ile ülke ekonomisine direk katkı sağlayacak olup, borçlanmadan yeni bir kalkınma modelinin kuramsal uygulamasına dönüşebilir.

Belediyeler sadece çöp toplayan, inşaat harçları alan, çevre temizlik vergisi alan, zabıtaları sokak satıcılarının peşine koşturtan kurumlar olmamalıdır. Çalışanından başkanına kadar her belediye, sorumluluğunu aldığı halkın birincil sorunlarını çözmelidir. Seçili milli iradeyi temsil eden Başkan gibi halkın sorunlarıyla sadece ilgilenmek değil, çözüm üretmek zorundadır.

Yetki kısıtlığı gibi bahaneler ileri sürmek hiç bir şey üretmemek demektir. Mevcut yasalarda dahi belediyelerin bahsettiğimiz minvalde halka hizmet edebileceği yeni kalkınma modelini destekleyecek bir çok projeler gerçekleştirilebilir.

Yeni belediye anlayışında bize göre Beled Süresinde öne çıkan 4 temel unsuru olmalıdır.

1.Açı doyurmak, 2.Yetimi kollamak, 3.Yoksulu korumak, 4.Düşmüşü kaldırmak. Şimdi diyebilirsiniz ki belediye bu tip hizmetleri zaten yapıyor. Bizim kast ettiğimiz şu anda geçici yapılanlar değildir. Bunların nasıl yapılacağı başlı başına bir zihniyet değişimidir.

Bir belediye başkanı beldesindeki halkın sorunları ile ilgilenmeyi, çöp almak olarak göremez. Başkanı olduğunuz insanların evlerinde çorbası kaynıyor mu? kaynamıyor mu? bilmek ve çözmekle mükelleftir. Sokaklarında yatan evsizler, o belediyenin utanç sebebidir. Evine bir ekmek getirmek için alın teri ile sokakta bir şeyler satmaya çalışanların tezgahlarını zabıtaların devirmesi, alıp götürmesi o belediye başkanının utanç vesilesidir.

Sözün özü; yeni siyasal sisteme katkı sunmak için; yerel yönetimlerde hizmet anlayışlarını değiştirmek zorundadır.

Büyük küçük 1397 belediyemizin üretime endeksli modellerikullanıp, üretimi tabanda halk ile buluşturarak ekonomik büyümenin borca dayalı olmadan da yapılabileceğini gösterebilir.

Selam ve Dua ile...


Yunus EKŞİ
http://www.mirathaber.com/belediye-yonetiminde-yeni-paradigmayla-yeni-hizmet-modeli-3-5618h.html


Back To Top