All for Joomla The Word of Web Design

Binali Yıldırım Seçimi Nasıl Kazanabilirdi? Saadet Faktörü

Ekrem İmamoğlu Resmen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı

31 Mart seçimlerinde 4 milyon 169 bin 765 seçmenin oyunu alan Millet İttifakının adayı Ekrem İmamoğlu, 17 gün sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini devraldı. İmamoğlu, görevi devraldıktan sonra yaptığı konuşmada “Artık bu şehrin nimetlerini ganimet yapmak yok” dedi. Birleştirme tutanaklarına göre; Cumhur İttifakının adayı Binali Yıldırım 4 milyon 156 bin 36 ve Saadet Partisi Adayı Necdet Gökçınar 103 bin 364, oy aldı.

Binali Yıldırım Seçimi Nasıl Kazanabilirdi? Saadet Faktörü

Değerli okuyucularım;

Binali Yıldırım, Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak başta mensup olduğu AK Parti seçmeninden olmak üzere İstanbul’da aday çıkartmayan MHP ve BBP seçmenlerinden destek alarak, seçimlere girdi.

Bendeniz son genel seçimlerde talep üzerine Saadet Partisi Sakarya milletvekili adayı olmuştum. Niyetim kendim de KHK mağduru olduğum için, OHAL döneminde yapılan yanlış uygulamaları dile getirmek ve mazlumların hakkını savunmaktı. Her ne kadar hükümetin bu yanlış uygulamalarını tasvip etmesem de Saadet Partisi’nin en üst yetkililerine ittifak konusunda AK Parti ile temas kurulması gerektiğini söylemiştim. Aldığım cevap, Cumhur İttifakının içinde yer alma konusunda teşebbüs edildiği ancak AK Parti’nin şartlarının ağır olduğu yönünde idi. Netice itibariyle Saadet Partisi, yüzde on barajının kaldırılması yönündeki teşebbüsleri de başarılı olmadığından dolayı zaruretin bir gereği olarak kendi logosu ile yani bağımsız bir parti olarak Millet İttifakında yer aldı.

Ne var ki özellikle AK Parti’ye yakın seçmenlerin önemli bir kesimi, bu sebepten dolayı Saadet Partisi’ni adeta aforoz etti. Gergin geçen bir seçim atmosferinde Saadet Partisi’nin CHP (ittifak içinde yer almadığı halde HDP ve hatta PKK) ile işbirliği yaptığı algısı oluşturularak, Saadetli milletvekili adaylarına tabanda bazen tekfir derecesine varan tepkiler gösterildi. Bunu bizzat sahada müşahede ettim.

Yerelde Saadet ve Cumhur İttifakı Arasında Neden İşbirliği Olamadı?

Yerel seçim öncesi Saadet Partisi’nden yine bir teklif aldım. Şunları söylediğimi hatırlıyorum: “Ak Parti’ye şartlı destek verelim, her bir ilde en azından bir ilçede Saadet Partisi adayına karşı aday konulmasın ve buna mukabil Saadet de o ilde başka aday çıkartmasın ve ittifakın tespit edeceği büyükşehir belediye başkanına destek versin. Bu uzlaşma, özellikle AK Partinin İstanbul ve Ankara gibi riskli olan seçim bölgelerinde kazanmasına yardımcı olur. Ayrıca Cumhur İttifakına yakınlaşmanın bir faydası da toplumda meydana gelmiş olan kutuplaşmanın yerine hoşgörü hâkim olur ve KHK mağdurlarının sorununun çözümü kolaylaşır.”

Aldığım cevap yine beni çok şaşırmıştı. Bana denildi ki: “Hocam, bir ilde değil bir ilçe, Türkiye toplamında birkaç ilçe bizim için yeterli dememize rağmen bize yaklaşmıyorlar. Has Parti gibi AK Parti içinde tamamen erimemizi istiyorlar…” Demek ki Ak Parti, kendi gücüne güvenerek, böyle bir işbirliğine ihtiyaç duymuyordu ve işbirliği için, müstakil kimliğini korumak isteyen bir partiye kabul edilemeyecek ağır şartlar koşuyordu. Halbuki demokrasilerde ve özellikle yerel seçimlerde birinci olmak için her bir oyun ayrı bir değeri, anlamı ve önemi vardır.

Doğrusu, Saadet Partisi Cumhur İttifakı içinde yar alma konusunda esnek bir yaklaşım göstermesine karşılık Ak Parti’nin buna karşılık mesafeli duruşuna anlam verememiştim. Bu şartlar altında bendeniz aday olmayı uygun görmemekle beraber Saadet Partisi’nin, hiçbir ittifak içinde yer almayarak, bütün il ve ilçelerde kendi adayı ile demokratik yarışa katılmasını da isabetli bulmuştum.

İstanbul Seçimlerinin Verdiği Mesaj

İstanbul’da ağırlıklı olarak seçim, iki ittifakın adayı arasında cereyan etti. Ne var ki ittifakın dışında Saadet Partisi’nden aday olan Necdet Gökçınar, % 1,21 ile 103 bin oy alabildi. Şimdi İstanbul’da Saadet Partisi de Cumhur İttifakının içinde yer almış olsaydı büyük bir ihtimalle Binali Yıldırım, bu sayısal dağılıma göre en az 100 bin oy daha fazla alacak ve Ekrem İmamoğlu’na göre en az 85 bin oyla fark atıp İstanbul’un yeni belediye başkanı olacaktı. Nihaî sonuç ortada: Binali Yıldırım, bu seçimi İstanbul’da az bir farkla kaybetti. Halbuki İstanbul’un en küçük ilçelerinden birisi Saadet Partisi adayına verilmiş olsaydı, bugün bu enteresan tablo ile herhalde karşılaşmamış olacaktık.

Velhâsıl-ı Kelâm

Aslında samimî dost, acı söylemez ferasetiyle her zaman doğruları söylemeye gayret gösterir ama muhatabının nefsine ağır geldiği için, o sözler acı gelir. Acı da olsa doğru uyarıları dikkate almayanların sonradan nedamet duymaları mukadderdir. Nedamet, hatalarını görebilmek için aslında iyi bir fırsattır.

“Mağrur olma Padişahım, senden büyük Allah var” uyarısı, bilhassa iktidarın zirvesinde olanlar için sarf edilmiş bugün de geçerliliğini muhafaza eden çok manidar bir uyarıdır. Her söze kulak verilmelidir ama akl-i selim sahibi dostlardan gelen makul söz ve önerilere de uyulmalıdır. Artık her şey bitmiştir. Dövünmenin bir anlamı yok. Hadiselere bu hikmet çerçevesinden bakıldığında son gelişmeler de hayra vesile olur inşallah. Mevlana’nın dediği gibi: “Herkes lütfu ve kahrı bilir. Fakat kahırda gizlenen lütfu ve lütufta gizlenen kahrı herkes göremez.”

Son bir hatırlatma. Başkanlık sisteminin doğurduğu partiler arası şu zorunlu ittifak modeli, yerel seçimlerde hiç uygulanmamış ve her parti kendi adayı ile seçimlere girmiş olsaydı en güçlü parti olarak AK Parti adayı Binali Yıldırım, bugün yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı olmuştu. Ak Partili üst yöneticilerine bir tavsiyem olacak: Ya seçmenlerin zihnini zorlayan şu ittifak modelinden vazgeçin ya da illa da ittifak diyorsanız Saadet Partisini de dikkate alın. İttifak modeli ile rayına oturtulmasını arzu ettiğiniz yeni bir sistem, sizi dilediğiniz yere değil, millî iradenin yönlendirdiği noktaya götürür.

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir