All for Joomla The Word of Web Design

BİZİM EĞİTİM İLKELERİMİZ

Her millet kendi ilke ve idealleri ile yaşar. İnandığı değerleri askıya alıp yabancı sistemle düzen kurmaya kalkışan hiçbir toplum hedefe varamaz. Biz tanzimat döneminde kroki duruma düştük, cumhuriyet döneminde bin yıllık şanlı ve medenî tarihimize rağmen toplama değerlerle sistem kurmaya kalkıştık. Toplama su ile değirmen çevirmeye özendik.

Medenî kanunu İsviçre’den ithal ettik. Yine  İsviçre’den Borçlar Kanunu getirttik. Almanya’dan Ticaret kanunu ve İtalya’dan Ceza kanunu ithaline devam ettik. Eğitim ve öğretim Kanunu ise tam bir ucubedir. Nedenini sorarsanız, İlköğretim kanunun birinci maddesini, sonra da dördüncü maddesini beraberce okuyalım. “Madde 1–İlköğretim, kadın erkek bütün Türklerin milli gayelere uygun olarak bedeni, zihni ve ahlaki gelişmelerine ve yetişmelerine hizmet eden temel eğitim ve öğretimdir. Madde 4–Türk vatandaşı kız ve erkek çocuklar ilköğrenimlerini resmi veya özel Türk ilköğretim okullarında yapmakla mükelleftir.” Daha girişte bu iki madde sürekli olarak su kaçağı veren maddelerdir. Diğerlerini siz düşünün.

Her hangi bir ifadenin kanun olabilmesi için; evrensel, objektif, bilimsel, âdil ve tarafsız olmalıdır. İlköğretim kanununda geçen iki maddede iki kavrama dikkatle bakalım ve birazcık düşünelim. Birinci maddede ki “kadın erkek bütün Türkler” derken Kırgız türkleri, Kırım türkleri, Gagavuz türkleri, Azeri türkleri, Ahıska türkleri vb. bütün türklerin ayni kategoriye tabi tutulmaları, kanunun ne kadar tutarsız olduğunu göstermiyor mu? Dördüncü maddedeki, “Türk vatandaşı kız ve erkek çocuklar.” ifadesi ile birilerini köşeye sıkıştırma kasdî var. Ülkemizde bunca etnik gruplar vardır. Bu vatanda ayırımcılık olmamalıdır.

Bu, doğrudan doruya etnik kökenli insanları biribirne takma ve zıtlaştırma taktiğidir. Burada yabancı eli olması ihtimali kendini göstermektedir. Bin yıl beraber kardeşçe yaşamış bu insanları, birbirlerine karşı zıtlaştırmanın kanunu olmaz. Şu maddenin içeriğine yoğunlaşıp bir daha düşünelim: “İlköğretim, kadın erkek bütün Türklerin milli gayelere uygun olarak bedeni, zihni ve ahlaki gelişmelerine ve yetişmelerine hizmet eden temel eğitim ve öğretimdir.” Bu “temel eğitim ve öğretim” sayesinde neler olduğuna hep beraber şahidiz.

Devlet görevlilerinin kimileri, görevini çiftlik ağası gibi kullanıyor ve devletin nakdî değerleini hoyratça kullanıyorlar. Her köşe başında gaspçı haydutlar cirit atıyorlar. Aile cinayetleri trajedik manzaralar sergiliyor. Fuhuş ve uyuşturucu madde bağımlılığı ilkokul öğrencilerine kadar yayılmış. Hırsızlar kahramanlar gibi devlet güvenlik görevlilerine direniyorlar. Kırk senedir, elli bin insanımız teröre kurban gitmiş. Nice vatandaş, nice emekli gariban, çektiği kredinin altında inlemekte ve hatta niceleri intihar etmiş, haneleri sönmüş. Faiz ve vergiler hayatı çekilmez hale getirmiş. İcralar vatandaşın korkulu rüyası olmuş. Davalar, deden torunlara intikal eder olmuş. Pekiyi, ”Bu “temel eğitim” ne verdi bize?

Bizim eğitim ilkelerimiz temel değerlerdir: Kur’an’da ki evrensel ilkeleri gözden geçirip değerlendirelim. Oğluna eğitim ve öğretim görevi yapan Lokman aleyhisselam onu hikmet düzeyinde eğitiyordu. Hikmet, Allah Teâlâ’ya şirk koşmaya izin vermez. Hikmet, hakikatin özüdür. Hikmet, haksızlığa, zulme, isyana ve teröre yol vermez.

Lokman aleyhisselam özenle eğitim umdelerini oğluna telkin ediyordu. “Sakın Allah’a şirk koşma, Şirk büyük zulümdür.  Küfre kapılma. Ana ve babana sahip çık. Allah’a şükret ve ana babana müteşekkir ol. Annen baban seni şirk koşmaya zorlarsa onlara itaat etme. Amma dünya hayatında onlara iyi davran. Allah’a yönelenlerin yoluna tabi ol. En küçük yapacağın bir amel, gizli kalmaz, o karşına çıkar. “Namazı kıl ve iyiliği emret ve kötülükten menet ve sana isabet eden musibete sabret. İnsanlara yüzünü çevirme ve yeryüzünde çalımla yürüme. Allah’ın sevmediği biri olma, büyüklük taslayıp öğünen mağrur olma. Yürüyüşünde ölçülü ol ve sesini ayarla. Seslerin en ayarsızı, elbette eşeklerin sesidir.

Evet, burada mükemmel insanın modeli sahnelenmektedir. Bizim eğitimimizin modeli, bu modeldir. İsmail aleyhisselamın, babasına gösterdiği teslimiyet ise insanlık tarihinde zirvedir. Allah Teâlâ emrinin ifası, Kurban edilmekten daha çok tercih edilen bir ahlâkî ve itikadî terbiyedir! Eğitim, işte budur! Esselamu aleykum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir