18 Ekim 2017 Çarşamba
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube

Kırmızı üniformalı komutan

Dünyada hızla değişen güvenlik dönüşümü, askeri güçlerimizi sadece kara, deniz, hava olarak değil, gelişen diğer ortamlarda yeniden tanımlayacak kuvvet komutanlıklar düzeyinde yeniden ele almamızı gerektiriyor.

Prusya askeri sistemine benzer olarak oluşan ve sonra NATO’dan da esinlenen silahlı kuvvetler organizasyonumuzda geleneksel olarak Kara, Deniz, Hava yer alır. Buna ilaveten iç işleriyle ilgili Jandarma da bulunuyor. Amerika'da ilaveten işgal ordusu olan Deniz Piyadeleri ve okyanus sahillerini koruyan Sahil Güvenlik kuvvet komutanlıkları da bulunmaktadır.

Günümüzde artık kara, deniz ve hava ayrımından farklı boyutlar da gelişmiştir. Örneğin Çin'de çok büyük ağırlığı bulunan Çin Halk Kurtuluş Ordusu, yani silahlı kuvvetler, aynı zamanda Roket Kuvvet Komutanlığını da içerir. İpekböceği füzelerinden kıtalararası balistik ICBM'lere kadar balistik ve güdümlü füzeleri yöneten, aynı zamanda Çin'in hızla gelişen uzay programıyla da iç içe olan bu komutanlığın Çin ordusu içindeki ağırlığı giderek artmaktadır.

Roketlerle havacılığın fazla ilgisi yoktur, farklı yaklaşım tarzlarıdır. Türkiye'nin de çok geride kaldığı bu roketler konusunda artık hem sanayisini ilerletmesi hem de kuvvet komutanlığı kurmasında yarar bulunmaktadır. İçine füzeli hava savunma sistemlerini de alarak, 1944 yılında geliştirilmiş olan güdümlü füze V1 ve balistik füze V2'den bu yana geçen 73 yılda artık bizim de buradayız dememiz, birkaç kilometre değil birkaç bin kilometrelik füzeler geliştirmemiz gerekmektedir.

Bu gelişirken bir yandan da füze savaşlarının askeri düşüncesini ve yaklaşımlarını da benimsemeli ve üretmeliyiz. NATO bizi korur tembelliği bitmelidir. NATO sıkışınca 1962’de bizi satıp füzeleri sökmüştür. Hele bu günlerde yeniden bizi yalnız bırakması an meselesidir. Can havliyle roketlerimizi geliştirmeli, Roketsan’ı korkulan bir sanayi unsuru haline getirmeliyiz. Buna bir ülkenin bütün elektronik sistemlerini yok eden EMP konusunu ona karşı müdafaayı da eklemek gerekir.

Kırmızı üniformalı bir kuvvet komutanını MGK'ya ekleyelim.

Bunun yanısıra en büyük savaş alanı artık giderek siber uzay haline gelmiştir. Giderek siber saldırılar bir ülkeye verilebilecek en ağır tahribatı getiren en büyük askeri unsur olmaya başlamıştır. Yakın zamanda düzenlenen bir konferansta uzmanlar Türkiye'nin asgari 21 bin personelli bir siber güvenlik gücüne ihtiyacı olduğunu belirtmişlerdir.

Siber güvenlik sadece suçlarla mücadele değil, savaş zamanı veya savaşa hazırlıkta da kullanılır. Adli ve suçla mücadelecilerle askeri siber güvenlikçilerin yaklaşımları, öncelikleri, teknolojileri farklıdır. Bir kuvvet komutanlığı olarak siber güvenlik komutanlığı kurulmalı, askeri düşünce felsefede ikincil öncelikte ve yardımcı kuvvet olarak değil, bir ana unsur olarak ele alınmalıdır.

Bu nedenle sarı üniformalı bir kuvvet komutanını da MGK'ya eklemenin zamanı gelmiştir.

Müslüman dünyasının ayakta kalan yegane gücü Türkiye'nin hızla kendini 21. yüzyıldaki tehlikelere karşı hazırlaması gerekmektedir. Bunu yolu da 21. yüzyıldaki iki ana askeri konuda uzmanlaşmış kuvvet komutanlıklarının kurulması hazırlıkları olacaktır.

Genelkurmay başkanlığında haki, beyaz, mavi, yeşilin yanısıra kırmızı, sarı ve belki bordo da gerekmektedir.

C. Ufuk BAKIRÇAY
http://www.mirathaber.com/c-ufuk-bakircay-kirmizi-uniformali-komutan-42-2027y.html