13 Aralık 2018 Perşembe
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Cari Açık ve Ödemeler Dengesinde Durum Ne?

Eylül ayına ait ödemeler dengesi verisi açıklandı.
Cari Açık ve Ödemeler Dengesinde Durum Ne?
Ödemeler dengesi, geniş anlamıyla, bir ekonomide yerleşik kişilerin diğer ekonomilerde yerleşik kişiler (yurtdışında yerleşikler) ile belli bir dönem içinde yapmış oldukları ekonomik işlemlerin sistematik kayıtlarını elde etmek üzere hazırlanan istatistiki bir rapordur.Özetle bir ülkenin başka ülkeler ile para alışverişini gösterir.Bu üç ana kalemden oluşur:

1)Devletlerarası ithalat ve ihracat
2) Hizmetler hesabı: taşımacılık, turizm, sigortacılık vb. hizmetler ticareti
3)Transferler hesabı. (yurtdışında çalışan ülke vatandaşları ve ülkede çalışan yabancı ülke vatandaşlarının getirdiği döviz giriş çıkışıdır.)

Bu 3 kalem ülkeye döviz giriş çıkışını sağlar. Ve bunların neticesinde cari açık veya fazla meydana gelir.

Bütün bu işlemlerin nasıl finanse edildiği de ödemeler dengesine girer.Örneğin o yıl cari denge açık verdiyse bu açığın nasıl finanse edildiğini ödemeler dengesinden görebiliriz.Ödemeler dengesinde ülkeye nereden para geldiği,nereden para çıktığı görülür.Örneğin

 1)Sıcak para (yabancı kurumsal yatırımcıların ülkede hisse senedi,tahvil ve diğer menkul kıymetleri satın alması)

2)Yabancı doğrudan yatırım (yabancı şirketlerin o ülkede fabrika kurması veya satın alması)

3)Yurtdışından borç (kredi veya bono-tahvil ihracı)

4)Yabancıların ülkede aldığı gayrimenkuller

5)Net hata noksan,(kaynağı bilinmeyen para giriş-çıkışı.Temmuz 2018 döneminde ülkemize yıllık bazda 18 milyar dolar bu şekilde para girişi vardı) Bu kalem merkez bankası açıklamalarına göre yurtiçi yerleşiklerin yurtdışındaki birikimlerini yurtiçine getirmelerinden kaynaklanıyor.

Bütün bu işlemlerin sonucunda kalan açık var ise Merkez Bankası rezervlerinden karşılanır.

Açıklanan son veride ülkemizde nadiren yaşanan bir durum gözlemledik;Eylül ayı içerisinde 1milyar 830 milyon ABD doları cari fazla verdik.Yani ihracatımız ithalatımızı geçti. Bir önceki yılın Eylül ayında 4milyar 441 milyon ABD doları açık vermiştik.Bunun sonucu olarak yıl içerisinde bir ara 58 milyar dolara kadar çıkan yıllık cari açığımız 46 milyar dolara geriledi.

Cari açık konusunda yapılan Türkiye enerji kaynaklarına sahip olmadığı ve bunları yurt dışından ithal etmek zorunda olduğu için dış ticaret açığı verdiği yorumu doğru değildir.Örneğin Güney Kore'nin, Tayvan'ın ve Japonya'nın enerji kaynakları açısından bizden farkı olmadığı halde ciddi boyutlarda ticaret fazlaları var ve cari fazla verirler.Aramızdaki fark verimliliktir.Verimsizliğin sebeplerine örnek vermek gerekirse fabrikalarımız yeterince yeni makine kullanmıyor olmalarını ve işçilerimizin yeterince eğitimli olmadıklarını söyleyebiliriz.Dolayısı ile katma değerli ürün üretemiyoruz ve ihracatımız düşük kalıyor.Bunun sonucu olarak ticaret açığı veriyoruz ve bunun sonucu olarak cari açık veriyoruz.

Bunun yanında hizmetler kalemine baktığımız zaman genellikle fazla verdiğimizi görebiliriz.Bunun en önemli sebebi turizm endüstrimizin güçlü olması.En son istatistiklere göre ülkemize bu yıl Ocak-Eylül döneminde 32 milyon turist geldi ve 16.5 milyar dolar gelirimiz oldu.Bu cari açığımızı finanse etmek için sevindirici bir haber.Ancak Türkiye'ye gelen turistler kişi başına 650 dolar gibi bir harcama yapıyorlar.Benzer ülkelerde ise turistler kişi başı 1500-2000 dolar harcıyorlar.Ülkemize yüksek harcama yapan turist çekemiyoruz ve gelen turistlerinde daha fazla para harcamaları için gereken tesislerimiz yok.

Ödemeler dengesi bir ülke açısından önemli bir göstergedir.Bu veride olabilecek bir dengesizlik döviz kurlarında oynamaya yol açar ve devalüasyona bunun sonucu olarak enflasyona sebep olur.

Cari açık sonuç itibarı ile ancak dış borçla finanse edilebilecek bir sorundur.Uzun süre cari açık üreten ülkelerin dış borçları birikerek rahatsız edici boyutlara ulaşır.Türkiye'nin 3. çeyrek net borç stoku 300 milyar dolar seviyesinde ve bunun GSYH'ya oranı %34 seviyesinde.Bunun sonucu olarak biz her yıl 175 milyar dolar dış borç ödemek zorundayız.Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok içinde kamu sektörünün % 18,1, Merkez Bankası’nın % 0,9,  özel sektörün ise % 81 oranında paya sahip olduğu gözlenmektedir.Bu borçları yeniden borçlanarak ödemenin maliyeti ise oldukça yüksek.Şu an sendikasyon borçlanmalarında ödediğimiz faiz LIBOR+2.75 seviyesinde.Bu oran geçen yıl LIBOR+1.4 seviyelerinde idi.LIBOR faiz oranlarındaki artışa  bizim risk primimizdeki artışı da eklersek 250 baz puan (%2.5) bir artış söz konusu.

Sonuç: Son açıklanan veriye göre cari fazla verdik.Ancak sorunlarımızın bittiğini söylemek için henüz erken.İhracatımız artıyor bu çok güzel ancak ithalatımız çok büyük bir hızla azalıyor.Bu bize içerde üretim ve tüketim yapamadığımızı gösteriyor.İthalatımız sadece ithal tüketim malları alamadığımız için düşüyor olsaydı bunu çok olumlu olarak değerlendirmek mümkündü.Ticaret bakanlığının açıkladığı öncü verilere baktığımız zaman ara malları ithalatının  %16,yatırım malları ithalatının %30 daraldığını görüyoruz.Yani cari açıktaki olumlu seyir üretmediğimiz ve fabrikalara yeni makine-teçhizat alamadığımız için görülüyor.Bu durumun kalıcı olmayacağı malum.Bir noktada ekonomimiz toparlayacak ve yeniden üretmeye başlayacağız.Bütün bunlar olduğu zaman yine cari açık vermeye başlayacağız ve dolayısıyla tekrar dış borç sorunu konuşulmaya başlanacak.

Bu problemi aşmanın yolu milli ve yerli üretim,teknoloji ürünleri imal etmek ve yüksek katma değerli ürünler üretmekten geçiyor.İhracatımızın içinde yüksek katma değerli ürünlerin payı %5 seviyesinde.Bu çok düşük bir oran.Teknoloji ürünleri ve yüksek katma değerli ürünler üretebilmenin yolu  ARGE çalışmalarına önem vermekten geçiyor.Ülkelerin ARGE harcama puanlarına ve buna göre oluşturulan global bir istatistiğe göre ülkemiz Ürdün ve Azerbaycan gibi ülkelerin arkasında 79. sırada geliyor.

Çok basit bir örnek vermek gerekirse endüstriyel narenciye ürünler (meyve suyu, marmelat, reçel,konserve) pazarı dünyada 8.5 milyar dolar büyüklüğünde.Türkiye'nin bu katma değerli pazardan aldığı pay ise 40 milyon dolar.Halbuki narenciye üretiminde Avrupa'da 2.,dünyada 8. sıradayız.

Tüm bunları düzeltilmenin en basit ve birinci yolu eğitim kalitemizi artırmak ve böylece insanlarımızı iyi eğitmek.Bunun dışında tarım ve turizm gibi çok güçlü olduğumuz alanlarda katma değeri yükseltmemiz gerekiyor.

Cari açık ve finansmanı çok önemli bir sorun.Şu an cari açığımızı finanse edebiliyoruz ama bu gittikçe zorlaşacak ve maliyeti artacak.Bunun sebebi cari açık verdiğimiz her sene dış borcumuzun artması ve genel olarak dünyadaki ekonomik koşullar.Borcumuz ne yazık ki milli gelirimizin artma hızından daha hızlı artıyor.Bu sorun ise ekonomi ile alakalı olmayan politik sıkıntılarda bile şu an karşı karşıya olduğumuz durumla karşılaşmamıza sebep oluyor.Paramızın değeri hızla değer kaybetti ve bunun sonucu olarak enflasyonumuz yükseldi.Çok borçlu olan şirketlerimizin bilançoları bozuluyor ve hatta konkordatolar başlıyor.

Cari açıktaki düşüş ancak ithalattaki düşüşten değil ihracattaki artıştan kaynaklanıyorsa ya da ithalattaki düşüşten kaynaklanıyor ama yatırım ve ara malı değil tüketim malı ithalatındaki düşüşten kaynaklanıyorsa bu iyi bir haber olur.Bunların dışındaki cari açıkta düşüş ekonomide küçülme demektir.

Yapılması gereken şu an milli gelire oranı 5-6 seviyesinde olan cari açığımızı milli gelirin %3'ünün altına indirmek için gerekenleri yapmak ve bu açığın finansmanını borçlanma yerine yabancı doğrudan yatırım yolu ile karşılamak.


Ömer Mahmut KUZANLI
http://www.mirathaber.com/cari-acik-ve-odemeler-dengesinde-durum-ne-3-5768h.html


Back To Top