17 Ağustos 2018 Cuma
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Cenazeye saldırıyı devletin kınaması ve çağrışımlarımız

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, HDP'li Tuğluk'un annesinin cenazesinde yaşanan çirkin olayı kınadı
Cenazeye saldırıyı devletin kınaması ve çağrışımlarımız
Kocaeli Kandıra F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan HDP'li Aysel Tuğluk, hayatını kaybeden annesinin cenazesine özel izinle katılmıştı. Ankara Batıkent'teki bir cemevinde yapılan törenin ardından cenaze, İncek Mezarlığı'na getirilmiş, mezarlık çevresinde toplanan bir grup, “Burada şehit cenazesi var, buraya terörist cenazesi gömdürmeyiz. Burası Ermeni Mezarlığı değil” diyerek törene katılanlara saldırmıştı. Saldırının ardından Hatun Tuğluk'un defnedilen cenazesi ailenin kararıyla mezardan çıkarılmış, cenazenin Tunceli'de toprağa verileceği duyurulmuştu.

Bu olay üzerine Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, “Olayı kınıyorum, yapanları lanetliyorum. Yaşanan olay çok çirkin.” dedi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalınise şunları ifade etti: “Cumhurbaşkanlığı adına bu hadiseyi en net şekilde kınadığımızı ifade etmek isterim. Bu gayri insani tutumu kabullenmek mümkün değildir. Bu, bizim inanç değerlerimizle, kültür ve medeniyet değerlerimizle asla bağdaşmayan bir tutumdur, çirkin bir yaklaşımdır. Ölüye saygı bizim inancımızın, medeniyetimizin en temel unsurlarından bir tanesidir. Bir cenaze töreninde bu tür hadiselerin yaşanmasını telin ettiğimizi ifade etmek isterim.”


İNSANA VE ÖLÜYE SAYGI MÜSLÜMANIN ŞİARINDANDIR

İslâm dini, hangi dinden veya inançtan olursa olsun, (zalim olanlar hariç) her insana, hem hayattayken, hem de öldükten sonra azami derecede saygı gösterir. Bütün insanlar, ihtiramı (saygıyı) hak eder. Çünkü Allah, kitabında açıkça şöyle buyurmaktadır:

“And olsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık.” (İsrâ: 70).

Peygamberimiz (sav) de bir gün yanından geçen bir cenazeyi gördükten sonra hemen ayağa kalkmasından sonra sahabilerin kendisine bunun bir Yahûdî cenazesi olduğunu haber vermeleri üzerine bütün insanlık için şöyle bir sosyal mesaj vermişti:

“O da bir insan değil mi?” (Müslim; Cenaiz: 78/1596).

Multi-kültürel bir toplumda değişik din ve(ya) mezheplere mensup insanların birlikte barış içinde yaşayabilmelerinin tek yolu işte bu hadis-i şerifte gizlidir. Her halükârda bizden olsun veya olmasın merhametin bir gereği olarak eşref-i mahlûk olan insana saygı. Yaşadığı müddetçe ve vefatından sonra da istisnasız her insana saygı, dinimizin sosyal hayata dair belirlemiş olduğu en önemli temel esaslarından birisidir. Toplumsal bir kural (adab-ı muaşeret) gibi görülebilen bu tutum ve davranışın arkasında ayrıca öze doğru bir manevî hatırlatma da vardır. Nitekim Peygamberimiz (sav), yabancı bir cenaze merasimi esnasında ayağa kalktığı gibi şu sözleri de sarf etmiştir:

“Şüphesiz ölüm, korkunç bir şeydir. Cenazeyi gördüğünüzde hemen ayağa kalkınız.” (Müslim; Cenaiz: 78/1593).

Evet; Bir Müslüman, bir hamlede, hem vefat edene ve cenazeye katılanlara hiçbir önyargıda bulunmadan insanlık adına saygı gösterecek, hem de ölüm gibi olağanüstü bir olay karşısında kendi uhrevî akıbetini düşünerek, ruh dünyasıyla içsel bir muhasebe yapacak. İşte, Müslümana yakışan budur. Peki, haberde geçen olayı nasıl yorumlamak gerekir?

Cenazeden haberdar olan gözü kararmış kişiler, bırakın vefat edenin yakınlarına taziyede bulunmayı veya en azından cenazeye saygılı davranmayı, tam tersine cenazenin mezarlığa defnedilmemesi için, çılgınca her türlü engelleyici girişimlerde bulunma cesaretini gösterebiliyor. A be gafiller; cenaze sahiplerinin dünya görüşlerini benimsemeyebilirsiniz, ama bu cahilce tutumumuz ve eyleminizle Alevi-Sünni veya Türk-Kürt gerginliğine yol açtığınızın farkında değil misiniz? Kimler sizi bu şekilde tahrik etti? Nedir sizin hedefiniz? Öbür dünyada kimin cennetlik, kimin cehennemlik olduğunu bırakın da Allah karar versin. Bu yaptığınız Kuran’a ve Sünnete açıkça aykırı olduğu için, gayretullaha dokunur. Her ölen, öbür dünyada kendi hesabına kendisi verecektir. Sizin müdahaleleriniz boşunadır. Bakınız Peygamberimiz (sav) ne buyuruyor:

Ölülere sövmeyin! Çünkü onlar, önceden ahirete göndermiş olduklarının neticeleriyle baş başadır.” (Buhârî; Cenâiz: 97).

Görüldüğü gibi, ruhunu teslim etmiş olan bir insanın arkasından belki de onda hiç olmayan bazı yakışıksız vasıflarla konuşmak ve bu şekilde halkı kışkırtırcasına hakarete varan iddialar yaymak, toplumsal düzeni alt üst eder. Kaldı ki her ölen zaten öbür dünyada ceza veya mükâfatıyla karşı karşıyadır. Henüz ölmemiş olanların buna şu veya bu şekilde ne müdahale hakları, ne de gücü var. O halde, ey şeytanın tahrikine kapılmış olan saldırgan güruh; İlle de birilerini lanetlemek mi istiyorsunuz? İşte size küfür üzere öldüğü kesin olan birkaç isim vereyim: Firavun, Ebû Cehil ve Ebû Leheb.

Velhasıl

Hükümet yetkilileri ile Cumhurbaşkanlığının bu korkunç olay karşısında sessiz kalmayıp olaya tepki göstermeleri yerinde olmuştur. T.C. vatandaşlarının arasında yeni husumetlere ve yeni etnik/dinî/mezhebî bölünmelere yol açabilecek her türlü tahrip edici eylemlerinin vukuu bulmaması için, başta yöneticilerimiz olmak üzere herkes, birbirine saygı duymalı ve hayra davet eden yumuşak ve mutedil bir dil kullanmalıdır.

Ali Fuat AKÇAPINAR
http://www.mirathaber.com/cenazeye-saldiriyi-devletin-kinamasi-ve-cagrisimlarimiz-7-1807h.html



Back To Top