16 Kasım 2018 Cuma
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Ceza niteliği taşıyan orantısız tedbirler yeni toplumsal huzursuzluklara sebebiyet verir


Diyanet de OHAL uyguluyor: İlahiyatçı Dr. İhsan Şenocak açığa alındı!

Yaptığı sivil toplum çalışmalarının yanında Samsun'da Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı olarak vaizlik de yapan İhsan Şenocak, talihsiz açıklamalarından dolayı açığa alındı.
Ceza niteliği taşıyan orantısız tedbirler yeni toplumsal huzursuzluklara sebebiyet verir
Şenocak konuyla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "Allah'ın (cc) âyetlerini okumaktan daha onurlu bir vazife ve bu yolda bedel ödemekten daha büyük bir şeref tanımıyorum." ifadelerini kullandı. Sosyal medyada kısa sürede yayılan görevden alma bilgisinin ardından ise Şenocak takipçilerine itidal çağrısı yaparak "Bu hadise, kalem ve kelam zaferleriyle dolu tarihin akışı içerisinde küçük bir nokta bile değildir. Kardeşlerimi itidâle davet ediyorum." ifadelerini kullandı.


CEZA NİTELİĞİ TAŞIYAN ORANTISIZ TEDBİRLER YENİ TOPLUMSAL HUZURSUZLUKLARA SEBEBİYET VERİR

Değerli okuyucularım;

İlahiyatçı Dr. İhsan Şenocak, büyük bir ihtimalle "Kız Babası Olmanın Mesuliyeti" başlığıyla paylaştığı bir sohbetin yol açtığı tepkiler üzerine Diyanet tarafından açığa alındı. Şahsen hafızlık ve ilahiyat alanında doktora eğitimi de yapmış bu hocamızı ben tanımam ama biyografisini incelediğinizde yıllardan beri olağanüstü bir efor ile yayın dünyasında dâhil aktif ve velut çalışmalarıyla din hizmetlerinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Her hoca/hatip, sohbet esnasında bazen içine girdiği o duygu atmosferi içinde bilerek veya bilmeyerek, maksadı aşan bazı talihsiz ifadeler kullanmış olabilir. Böyle durumlarda ihlâs ve takva ehli kişiler, samimî bir dilde aldıkları uyarılar karşısında çoğu zaman hatalarını anlar ve bir açıklama ile gerektiğinde özür de diler.

Bu minval üzere değerli hocamız Ali Rıza Demircan, “Hepimizin Üslup Hataları Olabiliyor” diyerek, Dr. İhsan Şenocak dâhil ilahiyatçı kardeşlerimizin ismini vermeden, çok nazik bir yaklaşımla aşağıdaki ifadelerinde de okuyabileceğiniz gibi, yapıcı bir uyarıda bulunma ihtiyacı duymuştur.

“Bir diğer hoca kardeşimizin daracık kıyafetlere sokaklara çıkan ve gençleri peşinden sürükleyen kızların ana babalarını yerici ve yaralayıcı bir dille karalayan konuşması gündeme geldi. Yaşadığımız gayr-ı İslâmî düzen ve eğitim sistemi içinde kaç tane ana-baba çocuklarına söz geçirebiliyor. Kaldı ki ana babaların bilgileri ve bilinçlerinin yeterli olduğu söylenebilir mi? Ergenlik öncesi ve sonrası döneminde görevlerini gereğince yapmamış ana-babaları şefkatli bir dille uyaralım. Uyaralım da çocuklarının isyanlarından da onları sorumlu tutmayalım. Çünkü Rabbimiz çocukların günahlarından ötürü ebeveynleri sorumlu tutmayacağın Kur’ân’ında beyan ediyor. (Lükman 33).”

http://www.mirathaber.com/ali-riza-demircan-islama-zarar-veren-hocalari-kim-elestirecek-1-2166y.html

Ali Rıza Demircan hocamız, aileler açısından çocuk eğitiminin laik/Kemalist bir sosyal ve siyasî sistemdeki zorluğuna işaret ederek, meseleyi sosyolojik boyutlarıyla da ele alarak, bu olumsuz çevresel şartları gözetmeden aileleri peşinen ‘suçlu’ ilan ermenin tümüyle doğru olmadığı yönünde bir uyarıda bulunmuştur. Aynı çarpıcı uyarıları resmi ideolojiye sahip bir devletin kurumu olan Diyanet belki yapamaz, ama en azından hedef tahtası haline getirilen Dr. İhsan Şenocak’a üslup yönden bir ihtarda bulunabilir ve böylece hocaya hatasını anlama fırsatı verilebilirdi.

Diyanet OHAL Mevzuatına Başvurmak Suretiyle Radikal Bir Karar Almıştır

Diyanet, disiplin cezaları açısından prosedür gereği ilk önce Uyarı, Kınama gibi tedbirlere başvurmadan bunun yerine OHAL’ın katı düzenlemelerine müracaat ederek, hocayı Devlet Memurlar Kanunu’nun 137. maddesine göre bir çırpıda görevden uzaklaştırdı. Bu tedbir ancak “görevi başında kalmasında sakınca görülecek devlet memurları hakkında” alınabilir. Genelde devletin “sakıncalı” gördüğü memurlar, rejimle uyumlu bir dünya görüşü sergileyemeyen vatandaşlarımızdır. Öyle anlaşılıyor ki Diyanet, Dr. İhsan Şenocak’ın o talihsiz ifadesini fırsat bilerek, geçmişteki hayırlı hizmetlerini tümüyle göz ardı ederek, onu toplum nezdinde itibarsızlaştırmaya yol açabilecek aynı türde talihsiz bir karar almıştır. Ağır bir disiplin kovuşturmasıymış gibi algılanabilen bu kararla Diyanet, Müslüman toplumun parçalanmasına sebebiyet verecektir. Daha şimdiden “Oh Olsun” diyenler de var Diyanet Hıyanet” diyenler de var.

Diyanet Disiplin Uygulamalarında Sünnette Görüldüğü Üzere Ceza Yerine Nasihat Mekanizmasını Tercih Etmelidir

Peygamberimizin (sav) yaşadığı dönemde de Müslümanlar arasında kültür/bölge/ırk/mizaç/üslup farklılığına bağlı olarak bazı sorsunlar yaşanmaktaydı. Örneğin bir meseleden ötürü Bilal-i Habeşi, kendisine öfkelenen Ebu Zer tarafından “siyah kadının oğlu” gibi talihsiz ifadelerle alenî olarak hakarete uğramıştı. Konu, Peygamberimize (sav) intikal edince Allah’ın Resulü (sav) Ebu Zer’e şöyle bir uyarıda bulundu:

“Onu anasının zenci olmasıyla mı ayıpladın? Sen öyle bir adamsın ki sende hala cahiliyet kokusu var. Bak, sen takva ile daha üstün olmadığın takdirde, beyaz veya siyah derililerden daha hayırlı değilsin.” (Müsned; 1313; V: 158.)

Bu olayda sonra Ebu Zer, hatasını öyle dehşetli bir şekilde anlamış olacak ki hayatı boyunca bu ihtarı aklından hiç çıkaramamış ve başta siyahîler olmak üzere herkese karşı herkesten daha çok alçak gönüllü davranmıştır. Bilmiyorum ama Diyanet, bu kısa anekdottan bir ders çıkartabilir mi? İsterseniz ben kısaca nihaî  bir yorumda bulunayım.

Velhasıl

Din görevlilerine hüsnü zan besleyerek ve idarî işlemlere normatif yaklaşarak, yani böyle olması gerektiğine inanarak, Peygamberimizin (sav) ve sahabe-i kiramın yolundan gidenlerin başında ilahiyatçılarımızın geldiğini düşünüyorum. Nasıl ki sahabiler, Allah’ın hoşnut olmadığı ve Peygamber Efendimiz’in (sav) kınadığı olumsuz bir şeyi yaptıklarında tereddütsüz olarak onu derhal terk edip, işledikleri günahlarına tövbe ettilerse bugünün iyi niyetli ve ihlaslı din görevlileri de yaptıkları hatalarını anlayacak şuurdadır. Peygamberimiz (sav), hata yapan sahabilerine sadece uyarı yapmakla yetinmiş, onlara güvendiği için, hemen ceza vermekten kaçınmıştır. Diyanet de peygamberimizin (sav) bu ıslah edici Sünnetine uymalı ve personeline yönelik olarak toplumsal dalgalanmalara yol açabilecek orantısız tedbirler almaktan vazgeçmelidir.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/ceza-niteligi-tasiyan-orantisiz-tedbirler-yeni-toplumsal-huzursuzluklara-sebebiyet-verir-7-2186h.html


Back To Top