18 Ağustos 2018 Cumartesi
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Çığ’ın tanrısı gök tanrısıymış!

Osmanlı’nın son yıllarına, iki dünya savaşına ve Cumhuriyet’in her dönemine şahitlik eden 104 yaşındaki ünlü Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, Posta Gazetesinden Oya Çınar'a konuştu. 
Çığ’ın tanrısı gök tanrısıymış!
Çığ'ın Çınar'ın “En çok nelerden rahatsız oluyorsunuz?” sorusuna verdiği cevap şöyle:

“Kindar bir nesil yetişti. Ona üzülüyorum. Gazeteleri okurken deliye dönüyorum. Nasıl bu hale geldik? Deli olacağım. Bunun dinde de yeri yoktur. Eski Türklerin inancı sevgi üzerine. Gök Tanrı ‘Sev’ demiş; otu, böceği, hayvanı... Benim Tanrım Gök Tanrı. Sevecensen Gök Tanrı sıkıntını alıyor, işin gücün rast gidiyor. Değilsen de seni kendi haline bırakıyor. Öyle cezası, ateşlerde yakması yok.‘Aaa bayıldım vallahi ben bu Tanrı’ya’ dedim okuyunca. Vallahi bayıldım!”


ALLAH, KALBÎ AKLINI KULLANMAYANA ZİHNÎ MURDARLIK VERİR

Sümerce'de ‘Tingir’ olarak geçen Tanrı kelimesi, gökyüzü ve şafak anlamlarına gelen ‘tan’ kelimesinden türemiştir. Eski Anadolu uygarlıklarının bir kısmı tabiata/şamanizme inanan topluluklardı. Buna bağlı olarak da tabiatperestler, dağ, ağaç gibi ulu gördükleri her şeye ‘Tengri’ derlerdi. İslâm öncesi Orta Asya Türk boylarının önemli bir kesimi de ‘Tengri’ inancı doğrultusunda ecdatlarının ruhlarını vesile kılarak, Gök-Tanrılarından yardım dilerdi. Çok tanrılı inanç sistemlerinde, gayri ihtiyari olarak hemen canlı/cansız varlığa bir kudret ve kuvvet atfedilerek, tanrılaştırılır (İlâhlaştırılır). Dolayısıyla Tanrı, ilahlaştırılan nesnelerden veya putlardan birine verilen bir isimdir. Tanrı, insan aklıyla kurgulanmış ilahlardan sadece bir tanesidir. Tanrı, bazen ilah ile eş anlamlı olabilir ama asla âlemlerin Rabbi olan Allah manasına gelemez.

Bununla birlikte Kuran-ı Kerim, insanlara/Müslümanlara, “En güzel isimler (Esmâü'1-Hüsnâ), (yine de) Allah'ındır. Allah’a bu isimlerle dua ediniz” (Araf Sûresi, 180) buyurmaktadır.

Peygamberimiz (sav) Esmâü'1-Hüsnâ’nın sayısal açılımı yaparak, Müslümanlara şu tavsiyede bulunmaktadır:

“Şüphesiz, Allah'ın doksan dokuz, yüzden bir eksik ismi vardır. Muhakkak Allah, Tektir, Tek olanı sever. Kim o doksan dokuz ismi (anlayarak bilinçli olarak) sayarsa veya ezberlerse Cenab-ı Hak onu Cennetle mükâfatlandırır.” (Tirmizî; Dua: 83. İbni Mâce; Dua: 10).

Allah’ı (c.c.), Kuran’da veya Sünnette geçmeyen ‘Tanrı’ gibi İslâm öncesine ait uydurma bir isim ile anmak veya O’nun (c.c.) dışında başka bir tanrıya veya tanrılara tapmak, küfür ve(ya) şirktir.

Hz. Yusuf’un bu bağlamda hapishanedeki arkadaşlarına söylediği sözler, önem arz etmektedir:

“Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı ilâhlar mı daha iyidir, yoksa mutlak hâkimiyet sahibi olan tek Allah mı? Siz Allah’ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere (düzmece ilâhlara) tapıyorsunuz. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm, ancak Allah’a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din (İslâm) budur. Fakat insanların çoğu bilmez.” (Yusuf: 39, 40).

Velhâsıl-ı Kelam

Evet, dünya insanlarının birçoğu bu hakikati maalesef bilmediği/öğrenmediği içindir ki hâlen Allah’ın dışında başka bir tanrıya veya tanrılara inanmaktadır. Bu durum aynen bu topraklarda yaşamış büyümüş ünlü sümerolog Muazzez İlmiye Çığ için de geçerlidir. Ne gariptir ki ömrünü ilimle (aslında pozitivist bilimle demek gerekir) geçirmiş bu bilim kadınımız, kullarına çık lütufkâr olan Allah’ın varlığına inanmasına engel teşkil eden rasyonalist aklı olmuştur.

Allah’ın tevhit inancı doğrultusunda mutlak anlamda vaz ettiği namaz, oruç ve zekât gibi kulluk vazifelerini yerine getirmeden hesapsız sualsiz olarak cennete götürecek bir tanrıyı hayal etmek ve ona ‘bayılarak’ inanmak, olsa olsa geçmişten kalma ama postmodern dünyada da halen etkisini gösteren şeytanî/nefsanî aklın ürettiği hayalî bir ilahtır. Öyle kurgusal bir ilah, ancak sanal âlemde olabilir. Halbuki Allah, mutlak anlamda her daim vardır. Aklı, vahye ve kalbe kapalı şamanizm, rasyonalizm, pozitivizm, pragmatizm ve konformizm ile sınırlarsak olacağı da budur. Madem ahiret ve mahşer var o halde bu bâtıl inançla ölen bir insanın uhrevî akıbeti ne olur acaba?

Biz şu mübarek Ramazan ayında Muazzez İlmiye Çığ için yine de hidayet diliyoruz. Sümerleri öğrenmek ve anlamak, ibret kıvılcımları keşfetmek adına faydalıdır. Ama İslâm varken, İslâm’ın fıtrata uygun manevî mesajlarını öğrenmeden, eski Bâtıl inançlara hayran kalmak, onları taklit etmeye uğraşmak, akıl dışı bir girişimdir. Allah, kalbî aklını kullanmayana kalıcı zihnî murdarlık verir. Kalp akletmez ise, akıl da tefekkür edemez ve hakikati bulamaz. İslâm, merhametli bir dindir, şuurlu Müslümanlar da manevî boşluk içinde olan insanlara merhametle yaklaşır ve onların hidayeti için dua eder. Muazzez İlmiye Çığ’ın kendisini yaratan Allah’ını bulması dileği ile…

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/cigin-tanrisi-gok-tanrisiymis-8-4324h.html


Back To Top