19 Haziran 2018 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Cinsel istismarı ihbar etmeyen anneye hapis cezası verildi


Ahlâksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır

Edirne’de 2'si 15 yaşından küçük, 3 kızına cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla yargılanan T.G. toplam 168 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılırken, T.G.'nin eski eşine de kızlarına yapılan cinsel istismarı bilmelerine rağmen gerekli yerlere bildirmedikleri gerekçesiyle 1 yıl 6 ay hapis verildi. Ancak verilen ceza, hükmün açıklanması geri bırakılarak 5 yıl süreyle ertelendi.
Cinsel istismarı ihbar etmeyen anneye hapis cezası verildi
Edirne 1'nci Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı hâkim Bülent Çelik, baba T.G.'yi ise öz kızlarına nitelikli cinsel istismarda bulunmak suçundan 56'şar yıl 3'er aydan toplam 168 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdı. Kanunen bir suçun cezasının 30 yılı aşamayacağı için babanın cezası 90 yıla düşürüldü.


AHLÂKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR

Değerli okuyucularım;

Nefis taşıyan her insan, ruhunu manevî reçetelerle temizlemediği müddetçe her an şehvetin kurbanı olup ahlâksızlık batağına sürüklenebilir. Ahlâksızlığa yelken açmış bir kişi de farkında olsun veya olmasın şeytanın bilfiil arkadaşı olur. Şeytanın en büyük özelliklerinden birisi de manevî yönden kendini ihmal etmiş kişileri kandırmak ve onlara yanlış işler yaptırmak değil midir? Şeytan, hiç kendi başına cehenneme gitmek ister mi? Öyle ise şeytan, kendisine cehennem arkadaşları seçip bulmak için her fırsatı değerlendirecektir. Şeytanın tuzağını düşen insanlar da zamanla şeytanın bütün karakteristik hususiyetlerini taşımaya başlar.

En büyük demagog yani profesyonel yalancı olan şeytanı taklit eden gafiller, nefislerine hoş gelenleri şeytanî zekâ ile meşrulaştırarak, her türlü azgın işler yapma cüretini gösterebilir. Bu azgınlıkları sebebiyle kendi öz evlatlarına dahî haksızlıklar yapabilir, onları maddî ve manevî yönden istismar edebilir. Aslında şeytan, takva ehli mümin kullarını hiçbir surette tesir altına alamaz (Sebe: 21), ancak mahşerde hesap verileceğini unutan cahil ve sapkın bir Müslümanı kolayca aldatabilir ve suça sürükleyebilir. Nitekim Kuran, bu tehlikeye işaret etmektedir:

“(Ey Şeytan); Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hâkimiyetin yoktur. Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesna.” (Hicr: 42).

“... Şüphesiz biz şeytanları, inanmayanların dostları kıldık.” (A'raf: 27).

“(Şeytanların) dostlarına gelince, şeytanlar onları azgınlığa sürükler. Sonra da yakalarını hiç bırakmazlar.” (A'raf: 202).

Görüldüğü üzere şeytan, cahil insanları Hak yoldan ayırıp, küfür ve dalalet gibi yanlış yollara ve haram davranışlara sürüklemek için, başarılı bir şekilde her tülü sinsi girişimde bulunur.

Ahlâksızlık Karşısında Sessiz Kalanlar Şeytanla İşbirliği Yapmış Olur

Şeytan, genelde iki kesimi aldatabilir. Birinci kesim, şeytanın direkt olarak tuzağına düşüp, onun emri altında sapık icraatlarda bulunan aktif eylemcilerden oluşur. İkinci kesim ise, gizli veya alenî olarak şeytanî fiiller işleyenleri görüp de bazı dünyevî kaygı ve(ya) beklentiler sebebiyle görmezlikten gelen pasif seyircilerden meydana gelir. Bu bağlamda birinci kısma girip de şeytanı aratmayan sapık aktivistler ne kadar sorumlu ise, onlara göz yumarak veya onları görmezlikten gelerek dolaylı da olsa yaptıklarını onaylayanlar da sorumludur. Müdahale etmek, önlemek, kınamak veya ilgili yerlere haber vermek yerine susmak, o sapık fiile rıza göstermek anlamına gelir.

Ne var ki mezkûr haberde de görüldüğü üzere en yakın çevrelerinde kötülüklere şahit olan bazı anneler, sorumluluklarını yerine getirmek yerine sessiz kalmayı tercih ediyor. Bir keresinde böyle bir konu, görüş ve önerilerimden yararlanmak adına bir avukat aracılığıyla bana da intikal etmişti. Babası tarafından sürekli olarak gizlice cinsel istismara uğrayan engelli bir kızın yıllar sonra bu nahoş durumu annesine ifşa ettiğinde annesi kızına şunları söylemiş: “Bundan haberim var. Ama ne yapayım? Babandan boşanmamı mı istiyorsun? Boşanırsam ben nasıl geçineceğim? Aramızı lütfen bozma. Oku ve kendi yuvanı kur…”

Rızık endişesi ile kendi öz kızına yapılan böyle bir cürüme aklınca böyle bahaneler bulmak, yine şeytanın bir marifeti değil de nedir? İnsan, şeytanı göremez. Ama o, bizi görür, gözetler ve ummadığımız zayıf yerlerimizden bize sokulup, nokta atışlarla bazen mantıkî, bazen de maddî gerekçelerle bizleri kandırabilir. Manevî dünyamız ne kadar zayıf ise, ahlâkımızı o nispette bozabilir ve sorumluluğumuzu unutturabilir. Velev ki zarar gören öz çocuğumuz bile olsa.

Ebu Ali el-Dekkak, Kuşeyri’nin Risalesi’nde şöyle anlamlı bir ifade kullanır: “Batıl şeyleri söyleyerek, insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” Dolayısıyla Hakkı söylemeyen, şeytandan bir farkı olmayacağı gibi haksızlığı veya ahlâksızlığı gördüğü halde sessiz kalıp müdahale etmeyen de şeytanın yardımcısıdır. Buna bağlı olarak diyebiliriz ki cinsel istismarda bulunan babaya ağır bir hapis cezası verilmesi ne kadar yerinde ise bu olay karşısında tepkisiz kalan anneye verilen ceza da isabetlidir.

Velhâsıl-ı Kelâm

Şeytan, Müslümanların kalıcı düşmanı olduğu için, şuurlu Müslümanlar şeytanın oyunlarına gelmekten azamî derecede sakınmalı ve nefislerine hâkim olmalıdır. Kur'an-ı Kerim, bu hususta bizleri pek çok yerde açıkça uyarmaktadır:

“Şeytanın peşine düşmeyin; zira şeytan sizin açık bir düşmanınızdır.” (Bakara: 168); “…Muhakkak ki; şeytan, insana apaçık düşmandır.” (Yusuf:5)

Kâfirlerin, ahlâksızların ve İslâm’dan uzak olanların dostu olan şeytan (Zuhruf: 36-38), vazifesinin bir gereği olarak gafil Müslümanlara da akla hayale gelmeyecek en çirkin günahları dahî yaptırabilir. Onun için bu gibi günahlara meyilli olan veya bu çirkin fiilleri işleyen cahil Müslümanların başta en yakın çevreleri tarafından olmak üzere ciddi anlamda uyarılması gerekir.

Başkalarına maddî ve manevî yönden zarar veren bu tarz günahları/suçları ısrarla işlemeye devam edenlerin de derhal adalete teslim edilmesi gerekir. Haberdar olduğu halde ihbar görevini yerine getirmeyenler de bu suçu/günahı işlemiş gibi sorumlu tutulmalıdır. Çünkü zulme/kötülüğe/ahlâksızlığa seyirci kalanlar, aynı fiili işlemiş kadar vebal altında olacakları için, mahşerde de bunun hesabını verecektir. Aşağıdaki ilgili âyetlerden çıkardığım sonuç budur:

“Kim de, zerre miktar bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir.” (Zilzal: 8).

“Bir de sakın zulmedenlere meyletmeyin (susarak onlara ortak olmayın). Yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostunuz yoktur; sonra yardım da göremezsiniz.” (Hud Sûresi: 113)

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/cinsel-istismari-ihbar-etmeyen-anneye-hapis-cezasi-verildi-8-4415h.html


Back To Top