17 Ağustos 2018 Cuma
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Cumhurbaşkanı danışmanları arasında kur polemiği

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem, dolar kuru seviyesine düşük denilmesinin yanlış olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı danışmanları arasında kur polemiği
Reuters’a değerlendirmelerde bulunan Ertem, “Dalgalı kur rejimi uyguladığımız için kur seviyesine düşük ve bu seviye tehlikeli demek yanlış” dedi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) bağımsızlığına vurgu yapan Ertem, “Reel sektör, bankalar, TCMB, siyaset herkes düşük faiz istiyor, ancak bizim isteğimiz dışında bir de piyasa gerçeği var. TCMB piyasa gerçeğini bizden ayrı olarak yönetmesi gereken tek kurum, TCMB’ye bu yönetme hakkını ve iradesini vermemiz gerektiğini düşünüyorum” dedi.


Cumhurbaşkanının iki ekonomi danışmanı arasında kur polemiği yaşandı.

Bülent  Gedikli, Cemil Ertemi kast ederek, bazı çevreler döviz kurunu daha da aşağı çekmeyi hedefliyor dedi.

Cemil Ertem, dolar kuru seviyesine düşük denilmesinin yanlış olduğunu söyledi.

Bülent Gedikli, arkadaşımız biraz tecrübesiz dedi.

 Cemil Ertem, dalgalı kur sistemini uyguluyoruz. Bundan dolayı buna kur düşük demek yanlıştır. Dolayısı ile, bu kur politikası ile  dolar kurunu yüksek buluyor ve daha da düşebileceğini  söylüyor.

Bülent Gedikli buna itiraz ediyor,  kur’un daha aşağıya gitmesini riskli görerek, Merkez Bankasını müdahale etmeye davet ediyor.  

Cemil Ertem, Merkez Bankasının sıkı bir para politikası uyguladığını ve tartışılmayacağını söylüyor. Cumhurbaşkanı başdanışmanları arasındaki kamuoyu üzerinden diyalog kısaca bu.

 Kur düşüklüğü ne demektir kimin işine yarar? Kur yüksekliği ne demektir kimin işine yarar?

Mevcut işler ekonomiyi bir tabla olarak düşündüğümüzde, üç temel saç ayağı üzerinde durduğunu görürüz. Bunlardan biri enflasyon olup geçmiş zamanı temsil eder. Biri Kur olup şimdiki zamanı temsil eder. Bir diğeri de faiz olup gelecek zamanı temsil eder. Temel belirleyici bu üçlü içinde öncül kuvvet, çekip çeviren faizdir. Fiyat istikrarını sağlamak adına  Merkez Bankası  enflasyonu düşük tutmayı görev olarak  üzerine almış. 

 Merkez Bankası Para politikaları ile aldığı kararlarla, sıcak para ihtiyacını faizleri yükselterek giderir. Faizleri yükselttiğinde dışarıdan dövizler getirip Türk Lirasına dönen yabancı ve yerli sermaye, yüksek faiz elde ederken Merkez Bankası zamanı gelmiş hazine borçlarını  yüksek faiz  ödeterek yapar. Her  ödettirilen yüksek faiz, milletin boynuna takılmış yeni bir kölelik zinciridir. Faizciler faizlerini elde ettikten sonra, devlet iç borçlanma senetlerinden (DİBS) çıkar, bu kez düşük kur’da olan getirdiği dövizi alır. Bu kez  döviz talebinden dolayı kur yükselir. Kur’un yükselmesinden de  kazanan iç ve dış faizci sermaye olur.  

 Kuru kontrol altına almak için, Merkez Bankası önce  piyasayı döviz  fonlar. Bu döviz çıkışını faizciler piyasadan emer. Bir nebze kur düşürülmüş olur. Durdurulamayan kur yükselişi, faizlerin yükselmesi için  baskı aracı olarak kullanılarak; faizcilere yüksek faizle DİBS  ihalesi yapılır. Ekonomiyi  özetle bu üç ayak üzerinde sürdürürler. Faizciler Tahterevalli gibi bir dövizi yükseltir,  sonra  faizi yükseltir. Her iki durumda da kazanan faizciler  olur. Bu borçlanmalardann dolayı  2047 yılına kadar da bugün borçlanma yapılmıştır.

 Danışmanların kur  üzerinde  örtülü girdikleri polemiğe konu olan kur’un  arka tarafındaki ana  işleyiş biçimi bu şekilde. Gediklinin  kur’a müdahale edilmeli  demesindeki ihracat’a etkisini dışarıda tutarsak, söylemlerin temeli burasıdır. Şimdi siz danışmanlar olarak ülkeyi yöneten milli iradeye özünde bu kısır döngüyü öneriyorsunuz. Kurulu yapının değişimi için yeni bir model çalışması içerisine girmiyor, başka  çare yok der gibi, çaresizliğinizi  yönetime danışman statüsü ile taşıyorsunuz. Ekonomiye bakan bakanların bu düşünceden farkı yok.

Diş ticaretinizi yeni  iktisadi modellerle, ticaret yaptığınız ülkelerle geliştirme yönünde çözüm önerileri sunmuyorsunuz. Dış ekonomik tetikçilerin kontrol ettiği bir ölçüyle, sürekli  değiştirdiği bir  değerleme ile, siz sağlıklı ticaret ve  yatırım üretim yapamazsınız. Ölçünün faizle sürekli değişkenliği hiç bir yatırımcı için cazip değildir. Danışmanların öğretileri aynı olduğu halde bu çelişkili açıklamalar, iplerin ucu başkasında olduğu için daha çok  yapılır.

Danışmanların finansal sistem içinde, kendisini yakın hissetmiş olduğu kesime göre yaptığı açıklamalar, aslında sistemin kendilerine sunduğu iki yanlıştan birinin tercihidir. Kapital sistemin kanuni altyapısı ile öğreti şekline dönüştürdüğü yanlışların çokluğundan tercihler oluşturulması çözüm önerisi değildir. Denilebilir ki bu açıklama ekonominin genel işleyiş kuralları ile ilgili olmayıp kur politikaları ile ilgilidir.  Oysa biz öyle düşünmüyoruz. Ekonomik temel dengeler kurları etkileyen faktörler dahil faize bağlanmıştır. Keşke Cumhurbaşkanı danışmanlarının yaptığı açıklamalar, faize bağımlılığı kaldıracak, yeni bir iktisadi modellemeye zemin hazırlayacak çalışmaların izlerini taşısaydı. Maalesef iki açıklamada faizci yapının sürdürülmesine yönelik iki farklı yaklaşımdır.

Danışman sadece danışıldığında konuşan değildir. Size en üst  devletin makamından güvenilmiş, danışılma liyakat verilmişse, mevcut  sistem içerisinde çizilmiş senaryoları ezberleyip; göreviniz bazen birini bazen bir diğerini söylemeniz değildir. Cumhurbaşkanı danışmanı, bir paradigma/değersayım değişimi ile,  öğretilmiş senaryoların dışına çıkarak, kendi kültür ve müktesebatının izleri olacak kendi doğrularını ortaya koyabilmesi gerekir. Yöneticilerin başarısı da buradan geçer.

 Selam ve dua ile...

Yunus EKŞİ
http://www.mirathaber.com/cumhurbaskani-danismanlari-arasinda-kur-polemigi-3-1805h.html


Back To Top