Deprem Rastlantı Değil Uyarıdır

Kitap Yüklü Yaratıklar Anlayamaz

Tasarımcısı, yazılımcısı, üreticisi ve kullanıcısı olmayan bir uçak veya uzay aracı düşünülebilir mi?

Kendi mihveri etrafında saatte 1670 ve güneş çevresinde saatte 105 000 kilometre hızla seyreden muhteşem bir uzay aracı gibi olan yeryüzünün de  yaratıcısı vardır. Yüceler yücesi olan Rabbimizin yarattığı ve yaşattığı varlıklar da  Onun ihtişamının izlerini taşır.

İçindekilerle birlikte bütün yeryüzünü bizim için yaratan Rabbimiz sarsıntı geçirmememiz için dağları kazık gibi yer yüzüne çakmıştır:

Sizinle beraber sallanmaması, çalkalanmaması için yeryüzünde, yerinden oynatılmaz dağlar ve gideceğiniz yeri bulmanız için, nehirler ve yollar da yaratmıştır. ( Nahl 16/15)

Deprem, yeryüzünün, mihverinde ve güneş çevresinde dönüşü sırasında vaki olan rastlantısal bir olgu mu yoksa bilinçli bir uyarı mıdır? Rastlantı görüşü akla ve bilime aykırıdır.

İman esaslarımız arasında yer alan ve evreni etkileyecek olan Kıyamet bile ansızın geleceğine göre onu hatırlatıcı olan depremlerin de bilinemez oluşuşu doğaldır. Nitekim bilinememektedir.

Hoş bilsek ne olacak?

Geleceğini ve şiddetini tahmin edebildiğimiz depremlere karşı nasıl önlem alacağız? Evet dinimizce de görevimiz olduğu üzere sağlam zeminlerde ve kurallarına göre binalar yapalım, korunma tedbirlerini alalım ve ilk yardım konusunda bilinçlenelim.

Peki deprem 20 şiddetinde gelir ve 1 saat sürerse ne yapacağız?

Nitekim böyle de geldi, insanların inkârları ve zulümleri sebebiyle nice ülkeler ve medeniyetler helâk edildi. Tarih ve Kur’ânımız bunun örnekleriyle doludur:

Semûd ve Âd (kavimleri) o başa çarpacak Kıyameti yalanladılar.

Bu yüzden Semûd (kavmi) azgın bir (ses veya sarsıntı) ile helak edildi

Âd kavmine gelince; onlar da uğultulu, azgın bir fırtına ile helak edildiler.” (Hakka 4-6)

Deprem kuşağındaymışız. Bilimsel tespit yapmakta sakınca yok. Yapılmalı da. İyi ama tetiğe basılmadıkça tabancanın kendiliğinden patlamayacağı da bir gerçektir. Deprem gibi oluşumlar rastlantı olarak gerçekleşseydi yeryüzü varlığını koruyabilir miydi?

Problem sadece depremler de değil ki? Kasırgalar, hortumlar ve seller de dünyamızı kasıp kavurmaktadır. Saatte bilmem kaç kilometre hızla gelmekte olduğunu bildiğimiz kasırgalara/hortumlara karşı insanlık ne yapabilmektedir.

Rastlantı yok uyarı var? Uyarıları alıp da kendimize çekip düzen vermemiz gerekmez mi?

Onlara darlık ve sıkıntı geldiği zaman, yalvarıp yakarsaydılar ya. Ama nerede, kalpleri katılaşmış ve yapageldikleri şeyleri, şeytan onlara süsleyip çekici duruma getirmiştir.

Ne vakit ki, kendilerine yapılan hatırlatmayı göz ardı edip unuttular. Biz de, bütün güzel şeylerin kapılarını onlara, ardına kadar açtık ve kendilerine bağışlanan şeylerden, şımararak zevk alıp haddi aşarak yararlanmaya devam ederlerken, onları apansız yakaladık. İşte o anda bütün ümitlerini kaybettiler.”  (Enam 6/43-4)

Allah’ı dışlayan ve insanlık adına zalimlerin tanrılaştığı dünyamızda insanlık belasını bulacak. Biz de iç ihtilaflarla, Amerika vs. ile, piçleşen hayat tarzımızla ve doğal afetlerle bulacağız. Bizim ayrıcalığımı yok.

Önlemler

  1. Maddi önlemleri geciktirmeden alalım, ama yetmez.
  2. Kişi ve toplum olarak bedenimiz, ruhumuz, mallarımız ve yaşam düzenimizde Allah’ın egemenliğini tanıyalım.
  3. Zulum faiz ve zina gibi haramları terkedelim.
  4. Ana babaya, akrabaya, komşulara, dullara, yetimlere, mültecilere adil, merhametli ve yardımcı olalım.

Hiç şüphe etmemeliyiz ki, Allah’a iman- güven, tövbe, adalet ve cömertlik doğal afetleri de rahmete dönüştürür:

“Eğer o peygamberlerin gönderildiği ülkelerin halkı, inanmış olsalar ve yollarını Allah’ın kitabıyla bulmuş olsalardı, onların önüne yerin ve göğün bereketlerini açardık; ama gerçekleri yalanlamaya kalktılar ve biz de kendi yapıp ettiklerinden dolayı onları kıskıvrak yakaladık. “ Araf 7/96)

Ali Rıza DEMİRCAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir