All for Joomla The Word of Web Design

Dinler Arası Diyalog Safsatası ve Fetö

ABD’nin efsane dış işleri bakanı olarak anılan Henry Kissenger “Gerçeğin ne olduğu önemli değildir. Önemli olan onun nasıl anlaşıldığıdır” diyor. Bu söz aslında Amerika’nın dünyaya, özellikle de İslam âlemine bakış açısını yansıtıyor. Çok gerilere gitmeye gerek de yok. Irakta kimyasal silah var, diyerek bu bölgeyi işgal eden ve kan gölüne çeviren ABD, yıllar sonra “Irakta kimyasal silah yokmuş, pardon!” açıklamasını yapmaktan da utanmıyor. Yani, Irak’a petrol için girerken, büyük bir algı yönetimiyle gerçekleri saptıran ABD, emeline ulaştıktan sonra, Müslümanlarla dalga geçmekten de geri durmuyor. ABD başkanı Trump’ın, Kudüs’ü İsrail’in başkenti yaptığını açıkladığı törende de aynı terbiyesizlik devam etmedi mi? Trump’ın, Kudüs’ün İsrail’in Başkenti olmasının, bölgeye barış getireceğini söylemesi, Müslümanlar ile alay ettiğinin başka bir göstergesi.

Batının “batık kültürü” ve bunun aymaz temsilcileri, Müslümanlar ile dalga geçmek konusunda maalesef sınır tanımıyor. “Dinler arası diyalog” konusu da bunlardan biri.

Dinler arası diyalog safsatasının bizdeki temsilcisi Fetö, gözden çıkarılmış olmalı ki, Papa Francis 3-5 Şubat tarihleri arasında Ebu Dabi Veliaht prensi şeyh Muhammed b. Zaid’in davetlisi olarak Birleşik Arap Emirliklerinde ziyaretlerde bulundu. Papa, bu tarihler arasında “Dinler arası diyalog” toplantılarına katıldı. Bu toplantılara Mısır ve S.Arabistan’dan da katılımlar olduğu söyleniyor. Anlaşılan o ki, Fetö’ye yükledikleri dinler arası diyalog misyonu, ondan alınmış ve başka temsilciler bulunmuş durumda. Türkiye’nin yaşadığı 15 Temmuz gibi acı bir tecrübeden sonra, bu tuzağa başka İslam ülkelerinin yeşil ışık yakması, acı olduğu kadar, aynı zamanda da düşündürücü bir durum.

Siyonistler ve eski adıyla tapınakçılar yeni adıyla da envanjalistler, yapmış oldukları gizli planları, adım adım hayata geçirmek derdindeler. Bunu söylediğimizde, kesinlikle komplo teorisi üretiyor değiliz. Yakın tarihte ve geçmişte bunun örneklerini görmek istersek, emin olun ki zorlanmayız. Bizde ki Fetö yapılanmasının bir benzeri olan Kesnizani tarikatı ile Irak’ı paramparça ettiler. Görünürde, Irakta kimyasal silah var algısı yapılarak, yıllarca besledikleri ve büyüttükleri Kesnizani tarikatı vasıtasıyla, bu ülkeyi kan gölüne çevirdiler. Aynı oyunu, dinler arası diyalog safsatasıyla besledikleri fetö terör örgütünü kullanarak, 15 Temmuz 2016 tarihinde bizim üzerimizde oynadılar. Şükür ki başarılı olamadılar. Ama şurası bir gerçek ki, Kissenger’in söylediği algı yönetimi; din kisvesine bürünerek ve vitrinine Ilımlı İslam ve barış’ı koyarak, dinler arası diyalog vasıtasıyla yapıldı.

Aslında “Dinler arası diyalog” safsatasının tarihi, sanılanın aksine bayağı eski… 1750 yıllarına Benjamin Franklin’e kadar gidiyor. Tarihe bir mucit olarak geçen ve doların üzerinde resmi olan bu şahıs, o dönemde Pensilvanya da faaliyet gösteren sıkı bir Siyonist. (Bu arada dünya üzerinde, Siyonist faaliyetlerin en yoğun olduğu bölgenin Pensilvanya olduğunu tekrar hatırlatmakta fayda var) ABD’nin kuruluş bildirgesinde de imzası olan Franklin, daha o dönemde Pensilvanya da üç din için ayrı ayrı kürsüler oluşturmuş ve bu kürsülerden din adamlarının fikirlerini rahatça açıklayabileceğini söylemiştir.

“Dinler arası diyalog” kavramı ne zaman(!) ortaya atıldı derseniz, 1965 yılını gösterebilirim. Papa 6.Poll bir açıklamasında Türkiye’yi kastederek, üçüncü bin yıl da Asya ve Afrika’nın Hıristiyanlaştırılacağını söylüyor. Aynı yıl içinde de Vatikan’dan bir belge yayınlanarak, “Dinler arası diyalog” kavramı ortaya atılıyor. Yukarıda zikretmeye çalıştığımız örnekler, zannediyorum ki İslam âleminin üzerinde ki oyunun büyüklüğünü gözler önüne seriyor.

Vitrinine “Ilımlı İslam” ve “Barış” olgularını koyan ve kendince bu konuda argümanlar geliştiren Fetö terör yapılanmasının, dinler arası diyalog konusunda referans gösterdiği  “Medine Vesikasına” gelince…  Peygamberimiz (sav)’in hayata geçirdiği bu vesika, dinler arası bir diyalog değil, din mensupları arasında ki iletişimi ve sosyal hayatı düzenleyen bir vatandaşlık anlaşmasıdır. Daha başka bir ifadeyle, Medine İslam devletinin Anayasasıdır.

Aslında bu kavram üzerinden sinsi bir plan hazırlayan Vatikan’a ve temsilcilerine şu soruyu sormak gerekiyor. “Biz Müslümanlar, Hz. Musa (as) ve Hz. İsa (as)’in Allah Teâlâ tarafından gönderilen Peygamberler olduğuna inanıyoruz. Ancak sizler, Tevrat ve İnci’de de belirtilen, adının Ahmet olacağı son peygamber Hz. Muhammed (sav)’in peygamberliğine inanmıyorsunuz. O zaman bu üç din mensupları hangi ortak payda da birleşecekler?”  Kaldı ki, Kuranı kerim de “Allah katında din İslam’dır” (A’li İmran 19) buyruluyor.  Bir başka ayeti kerime ise, dinler arası diyalog safsatasını İslam âlemine yutturmaya çalışanların ipliğini pazara çıkaracak mahiyette. Şöyle buyuruyor yüce Rabbimiz:

“Kim İslam’dan başka bir din ararsa, o din ondan kabul edilmeyecektir. O ahrette de kaybedenlerden (Hüsrana uğrayanlardan) olacaktır” (A’li İmran 85)

1990 yıllarda, gazetelerde yayınlanan bir haber vardı ki, bu haberi unutmamın imkânı yok. Kuranı Kerim, Tevrat ve İncil’den bir kısım ayetler alınarak, ortak bir kutsal kitap oluşturma çabası… İslam düşmanları, oluşturacakları sözüm ona bu kutsal kitabın adını bile düşünmüşler. “Kitab-ül Furkan”. Hakkı batıldan ayıran manasında…  Tabi ki bu fikrin arkasında da Vatikan’ın olduğunu anlamak zor olmasa gerekir.

Papa’nın BAE’ni ziyareti ve bu ziyaret esnasında katıldığı toplantılar, Vatikan’ın Dinler arası diyalog tezinden vazgeçmediğini gösteriyor. Nede olsa üçüncü bin yıl,  Asya’nın Hıristiyanlaştırılması çalışmalarıyla geçecek. Birde Fetö denen hainin 9 Şubat 1998 tarihinde papa ll. John Paul’a yazmış olduğu yalakalık mektubu gibi, Papa Francis’e de mektup yazacak bir yalaka bulunursa, değmeyin Vatikan’ın keyfine.

Dinler arası diyalog safsatasına yeni temsilciler bulunursa; bundan sonraki yıllarda Envanjalist’ler, yine Müslümanların gözüne baka baka dalga geçmeye devam edecekler.

Dünya bir garip; yalan, dolan, riya, ihanet,

İnsanlığı kurtaracak olan Kuran ve sünnet.

Dinler arası diyalog bir oyun, sakın ola inanma,

Sen İslam’a güven, etme kimseye minnet.

Selam, saygı ve muhabbetlerimle…

 

Şaban DOĞAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir