18 Kasım 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Diyanet’e karşı gerçekçi olalım

Diyanet’in yaşadığımız şartlarda varlığının yokluğuna tercih edilebilir olduğunu beyanla söze başlayalım.
Diyanet’e karşı gerçekçi olalım
Diyanetin Laik Yapısı

“Diyanetin Niçin Toplumsal Bir Ağırlığı yoktur?” başlıklı makalelerimin birinde şöyle bir tespit yapmıştık:

Yaklaşık 120 000 kişilik kadrosuyla Diyanet ve binlerce akademik ünvanlı öğretim üyesiyle İlahiyatlar dünyamızın/ülkemizin hiçbir sosyal, ekonomik ve hukuki problemiyle ilgilenmedikleri ve çözüm üret(e)medikleri ve öğrenip öğretmek yolunda gayret göstermedikleri için tabii olarak hiçbir ağırlıkları yoktur. Cemaatler ve tarikatler de aynı durumdadır.”

Diyanet kurucu iradenin belirlediği ve yürürlükteki anayasanın 24. Maddesiyle pekiştirdiği çizgide Kur’ân ve Sünnet’in belirlediği İslâm’ı değil, baskıcı, dışlayıcı ve ötekileştirici laikliğin sınırlarını belirlediği toplumsal hayattan büyük ölçüde kopuk Sistem İslâm’ını temsil etmektedir.

Bu sebeple yöneticileri kişisel olarak İslâm’ı bir hayat düzeni olarak tanısalar bile – ki tanıyanları az değildir-mevcut bilgi birikimleri ile  ülkemiz problemlerine çözüm getirecek atılımları yapamazlar. Ama Kur’ân’ın İman esaslarına ve sosyal adalet ilkelerine ağırlık veren Mekkî surelerin içeriği çizgisinde kültürel devrim nitelikli büyük hizmetler de yapılabilir. Ama gereğince yapıl(a)mıyor. Yapılabilseydi ülkemizin kalkınmasına daha bir katkı verilmiş olurdu.

Yanan ve medyaya yansıyan olaylardan bağımsız olarak yukarıda değinilen ana sebep doğrultusunda ifade etmek isteriz ki Diyanet kendi kadrolarıyla da çelişip çatışabilir.

Kendimden Biliyorum

1970-1982 yılları arasında Süleymaniye Camiinde İmam-Hatiptim. Zekâttan faize, spordan trafiğe, İşveren görevlerinden işçi vazifelerine, Tağut’tan Cumhuriyet’e, cihaddan estetiğe pek çok konuyu Kur’ân ve Sünnet çizgisinde hutbeler halinde sundum. Bu hutbeleri yayınladım. İmam- Hatip mezunu imam hatiplerin büyük çoğunluğu camilerde hutbelerimi okumaya başladılar. Ülke genelinde cami içinde bir kültürel devrim yaşanır oldu. Konular düzeni sarsıcıydı. Ama insan doğasıyla örtüşür nitelikteydi, ifade örgüsü sağlamdı. O kadar ki şeriat karşıtları bile hutbelerimize övgüler yağdırabiliyorlardı.

Yazının devamı için »»


Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.mirathaber.com/diyanete-karsi-gercekci-olalim-14-2235h.html


Back To Top