28 Mayıs 2018 Pazartesi
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Asanı taşa vur

Yüce Rabbimiz Bakara Suresinin 60’ıncı ayetinde şöyle buyurmuştur: 

وَإِذِ اسْتَسْقَى مُوسَى لِقَوْمِهِ فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَ فَانْفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا قَدْ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍ مَشْرَبَهُمْ كُلُوا وَاشْرَبُوا مِنْ رِزْقِ اللَّهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ 

“Hani Musa (susuzluktan kırılan) kavminin su ihtiyacını gidermek için bize dua etmişti, biz de kendisine: ‘Elindeki asânı şu taşa vur’ demiştik. Bunun üzerine o taştan on iki pınar fışkırmıştı. Her kabile hangi pınardan ve ne zaman su alıp içeceklerini öğrenmişti. Biz de onlara: ‘Allah'ın size lütfettiği bu nimetlerden yiyin, için fakat bu topraklarda fitne fesat çıkararak memleketi birbirine katmayın’ dedik.” 


Ayet-i kerimede dikkatimizi çeken bazı hususları açıklamak istiyoruz:

1- Hz. Musa, kavmi Sina Çölünde susuzluktan kırılacak hale gelince Allah’a dua edip su istemiştir. Biz de darda kalınca Allah’a yalvarıp O’nun yardımını istemeliyiz.

2- Musa (a.s) asâsını taşa vurmadan da yüce Allah kayayı yarıp su çıkartmaya kadirdir. Fakat böyle yapmamış, onun esbaba tevessül etmesini, bunun için de asâsını taşa vurmasını emretmiştir.

Biz de önce elimizden geleni, yapabileceklerimizi yaptıktan sonra Allah’a dua etmeliyiz. Demek ki hareket olmadan bereket olmuyor. Onun için “önce hareket, sonra bereket” denilmiştir.

3- Hz. Musa, “asâyı taşa vurmakla ne olacak” demedi, emri yerine getirdi. Bize düşen de Allah’ın emrine ittiba etmek, neticeyi O’na bırakmaktır.

4- Allah dilerse kayadan da su çıkarır, O’nun yapamayacağı, gücünün yetmeyeceği bir şey yoktur. Zira O, her şeye kadirdir. Mümin bunun idraki içerisinde olmalı, Allah’tan ümit asla kesilmemelidir

5- Allah kayadan on iki göze/pınar fışkırmıştı. İsrail oğullarının da on iki kabilesi/ boyu vardı, her boya bir su kaynağı düşüyordu. Bunun hikmeti, her halde aralarında kavga çıkmaması ve ihtiyaç duydukları suyu rahatlıkla temin etmeleri için olmalı. Allah verirse böyle bol verir. Kul da başkalarına yardım hususunda elinden gelen imkanları kullanmalıdır.

Mevdudi’nin belirttiğine göre: “Bu kaya, bugün de Sina Dağı yakınlarında üzerinde on iki deliğiyle görülebilir” (Tefhîmü’l-Kur’an, I).

6- Bu, bir mucizedir, Allah Peygamberlerini desteklemek ve risaletlerini tasdik etmek için onlara mucizeler verir. Mucizelerin de her çağa bakan yönleri vardır, insanlar mucizelerden de ders almalıdır.

7- Ayette dikkatimizi çeken hususlardan biri de “Külû ve’şrabû: Yiyiniz, içiniz” emridir. Kendimiz ve ailemizin ihtiyaçlarını karşılamak ve Rabbimize karşı kulluk görevlerimizi yapabilmek için sağlıklı olmamız gerekir. Sağlıklı olabilmek için de yiyip içmeliyiz.

8- Ayette dikkatimizi çeken diğer bir husus “min rızkıllâh: Allah’ın vermiş olduğu rızıktan” ifadesidir. Her canlının rızkını veren Allah’tır, bize düşen ise çalışmaktır.

9- Diğer bir husus, yüce Rabbimizin onlara: “yiyin için ama nankörlük etmeyin  وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ   bu topraklarda fitne fesat çıkararak memleketi birbirine katmayın’ uyarısıdır.

Ayetteki ‘ta’sev” lafzının kök manası; fena halde bozgunculuk yapmak, ortalığı birbirine katmak, aşırı böbürlenmek, şiddetli inkârcı olmak anlamındadır.

‘Müfsidîn’ sıfatının mastarı olan ‘ifsâd’ ise bir şeyi bozmak, berbat etmek, yıkmak, zarar vermek demektir.

‘el-ard’ kelimesine gelince bununla o zaman üzerinde bulundukları, yaşadıkları toprak kastedilmiştir, buna göre mana: “Üzerinde bulunduğunuz topraklarda komşularınızla sulh, sükûn içerisinde yaşayınız, azgınlık, taşkınlık yapmayınız.” demek olur.

Ayetin bu son bölümü yani  وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ   dört surede daha aynı lafızla zikredilmiştir. (’raf, 7/74; Hûd, 11/85; Şuarâ, 26/183; Ankebût, 29/36)

Doç. Dr. Durak PUSMAZ
http://www.mirathaber.com/doc-dr-durak-pusmaz-asani-tasa-vur-26-3247y.html


Back To Top