20 Ekim 2018 Cumartesi
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Doğru sözlülük İslâm’ın gereğidir

Bismillahirrahmanirrahim

Bizleri en güzel kıvamda konuşma yeteneği ile yaratan yüce Allah'ımıza hamd ederim. Güzel konuşmanın bir diğer anlatımla dosdoğru konuşmanın en etkili örneklerini bizlere sunan aziz Peygamberimiz; biricik mi biricik hayat önderimiz Hz. Muhammed'e salât ve selam ederim.
Doğru sözlülük İslâm’ın gereğidir
Sevgili kardeşlerim! Bilmemiz Gerekenler genel başlığı altında yaptığımız sohbetlerimizi sürdürüyoruz. Bu sohbetimizde; doğru konuşmanın gerekliliğini açıklamaya çalışacağız.

Bilimsel tahminlere göre yeryüzünde yaklaşık on milyon kadar canlı türü var. Bu canlı türleri arasında konuşma yeteneği ile yüceltilmiş canlı türü yalnızca biz insanlarız.

Konuşma Yeteneği Büyük Bir Nimettir

Bu yetenek aziz kardeşlerim; mucizevî bir nimettir. Nitekim yüce Mevla'mızRahman sûresinin 4. âyetinde bizlere ihsan buyurduğu konuşma nimetine değinirken, Rum suresinin 22. ayetinde de şöyle buyurmaktadır:

“Göklerin ve yerin yaratılması ve de dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu Yüce Rabbinizin kudretine delalet eden belgelerdendir. Bütün bunlarda özelde bilginler için deliller vardır.”

Güzel Kardeşlerim! Nimet büyük olunca büyüklüğü ile mütenasip şükür de gerektiriyor. Bu nimetin şükrü güzel konuşmaktır. Bunun içindir ki; yüce Mevla'mız, bizi güzel konuşmaya yönlendirerek Kur'an-ı Kerim'inİsra sûresinin 53. âyetinde şöyle buyurmaktadır:

“Ey Peygamber! Kullarıma ‘Sözün en güzeli ile konuşmaları’ öğütle…”

Güzel Söz Nedir?

Güzel Kardeşlerim! Güzel söz, bir diğer anlatımla sözün güzeli, Kur'an-ı Kerim'de bizlere Kavl-i Leyyin, Kavl-i Belîğ Kavl-i Sedîd, Kavli Kerîm, ve Selam sözcüğü ile örneklendirilir.

a. Rabbimiz Hz. Mûsa ve Harûn'a"Azan firavuna gidiniz. Ona Kav-li Leyyin / yumuşak sözler söyleyin, belki düşünür, öğüt alabilir." buyurur. ( Tâhâ 63-64)

b. Rabbimiz iç dünyalarında İslam'a inanmamış olan insanlara yönelik olarak da Peygamberimize;"Onlara öğüt ver ve Kavl-i Belîğ / Etkili bir dille apaçık bir şekilde konuş." buyurur.(Nisa 63)

c. Yüce Mevla'mız! Anne babalarımızla nasıl konuşacağımızı bize öğretirken de İsra sûresinin 23. ayetinde; onlara karşı“Kavli Kerîm/ etkili, mutlu edici sözler söyleyin” buyurmuştur.

d. Ve Rabbimiz inanan ve inanmayan tüm insanlara karşı ise Selam sözcüğü ile hitap etmemizi, yani barışı içeren sözler kullanmamızı emir buyurur. (Zuhruf 89)

e. Güzel söz Kur'an'da bu açıkladığımız şekilde örneklendirilirken bir de Kavl-i Sedîd / doğru konuşma ile örneklendirilir. Rabbimiz bize şöyle emir buyurur:

Ey inananlar! Allah'ın emir ve yasaklarına aykırılıklardan korunun ve de dosdoğru konuşun.” (Ahzab 70)

Sevgili Kardeşlerim! Özetlersek konuşma büyük bir nimettir, bu nimetin şükrü güzel konuşmadır. Güzel konuşmanın bir türü de Dosdoğru Konuşma’dır.

Rabbimizin emri olan Güzel Konuşma gereğince önemsenmelidir, asla basit bir konu olarak değerlendirilmemelidir. Kaldı ki faydalı olan hiçbir söz, davranış, iş ve ilişki basite indirgenmemelidir. Bunun içindir ki Peygamberimiz bizleri şöylece uyarmaktadır:

Marûf olan/İyi güzel, doğru olan, dinî, aklî ve ilmî olan hiçbir şeyi küçümsemeyin. Tatlı bir çift söz de olsa önemseyin.”

Güzel/Doğru Söz Olmazsa Olmazdır

Başta doğru söz olmak üzere güzel söz; ailevî, sosyal, siyasî, ekonomik, ahlâkî ve kültürel hayatımızın olmazsa olmazıdır. İnsanların beğenisini kazanmanın ve başarılı olmanın ana yoludur. Rabbimizin sevgisine ermenin de temel sebeplerindendir.

Sevgili kardeşlerim! Sözün burasında mutadımızın dışına çıkalım ve sizi fikir ayaklarımızla bir yolculuğa çıkaralım. Buyurunuz, geliniz, aziz Peygamberimizin Veda Haccı için Medine'den Mekke'ye giderken abdest almak üzere konakladığı yere gidelim.

İşte Aziz Peygamberimiz, O'nu güzel yüzlü peygamber olarak niteleyen sahâbileri etrafını çevirmişler, Peygamberimiz abdest alıyorlar ve sahâbiler de ellerini uzatmışlar, abdest uzuvlarından dökülen suları kapışmaya ve yüzlerine sürmeye çalışıyorlar.

Peygamberimiz; abdestini bitirir ve sorar: Niçin böyle yapıyorsunuz? Onlar da "Ey Allah'ın Peygamberi! Size olan sevgimizden ötürü böyle davrandık/davranıyoruz," derler.

Aziz Peygamberimiz de, asırların ötesine, Kıyamet Günü’ne kadar yankılanacak şu sözleri söyler: Kim Allah'ı ve Peygamberini sevmek istiyorsa, kim Allah ve Peygamberi tarafından sevilmek istiyorsa, dosdoğru konuşun,çevresindeki insanlara maddî ve manevî ikramlarda bulunsun, bir de kendisine bırakılan (söz, sır, mal ve görev gibi) emanetlere sahip çıksın.

Güzel kardeşlerim! Peygamberimizin dilinde dosdoğru konuşmak Allah'ı sevmenin, yüce Rabbimiz tarafından sevilmenin ana yoludur. Allah severse insanları da sevdirir mi sevdirir.

Allah Severse Sevdirir

Allah Vedüd'dür, sevginin kaynağıdır. Severse sevdirir. Özel bir propaganda yapmaya da gerek yoktur. Rabbimiz sevdi mi, sevdirir. Sevdireceğini Meryem sûresinin 96. âyetinde şöylece vaat etmektedir:

“İman eden ve dosdoğru konuşmak gibi güzel ameller yapanlar için Rahman olan Allah, kalplerde sevgi yaratacak/kullarına sevdirecektir.”

Doğruluk Peygamberler İçin de Önemlidir

Aslında doğru sözlülük olan doğruluk son derecede önemlidir. Biz insanlar için gerekli olduğu kadar, Rabbimizin örnek şahsiyetler olarak sunduğu ve izlerini sürmemizi emrettiği peygamberler için de gereklidir. Nitekim yüce Mevla'mız, biz müminlere dosdoğru konuşarak dosdoğru olma emrini vermedenbu emri Peygamberimize vermiştir.(Ahzab 70) Şûra suresinin 15. âyetinde şöyle buyrulur:

“İşte böyle; Sen (Rabbinin dinine ve bu dinin kurallarını uygulamaya)çağır. Sana emredildiği gibi dosdoğru ol. (Allah ve âhiret yokmuş gibi yaşamak isteyen)kişilerin arzularına da uyma. Ve şöyle de: Ben Rabbimden indirilen buyruklara inandım ve bu buyruklarla aranızda adalet yapmakla emredildim. Allah sadece bizim Rabbimiz değil, sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımızdan biz, sizin de yaptıklarınızdan siz sorumlusunuz. (Hak apaçık ortada olduğu için)aramızda aslında tartışılacak hiçbir konu da yoktur. Ama bilin, Allah bizi huzurunda toplayacak, Sorgulanıp yargılanmak üzere dönüş O’nun dönüş onun huzurunadır.”

Görüldüğü gibi yüce Rabbimiz önce evrensel elçisi kıldığı Hz. Muhammed'e dosdoğru olma emrini vermiştir.

Doru Sözlülükte Örnek Olmalıyız

Yeri geldiği için bir hakikate daha değinelim. Siyasi liderler, sivil toplum önderleri, yöneticiler, öğretmenler, analar, babalar ve bizler gibi hocalar; bizler dosdoğru konuşmanın, güzel mi güzel örneklerini bu topluma ve çevremizdeki insanlara, çocuklarımıza ve öğrencilerimize vermek konumundayız. Toplumun önünde olan insanlar alacakları sevaplar bakımından ve de üstlenecekleri veballer yönünden diğer insanlardan daha bir sorumludurlar.

Sevgili Kardeşlerim! Peygamberimiz efendimiz, Rabbinden dosdoğru olma, bir diğer anlatımla dosdoğru konuşma emrini aldığı için, kendisinden öğüt isteyen sahâbilerine de daima bu öğüdü verirlerdi:

"Sahâbi Sübyan İbn Abdullah şöyle anlatıyor:

Hz. Peygamberin huzuruna geldim ve ‘ Ya Resûlellah! Uyguladığımda beni Rabbimin Cennetlerine sokacak bir ameli bana öğretir misiniz,’ dedim. Peygamberimiz de bana; ‘Rabbim Allah'tır de ve dosdoğru ol” şeklinde öğüt verdi. Bu öğüdü alınca ‘Ya Rasûlellah! Benimle alakalı olarak en ziyade endişe buyurduğunuz şey nedir, diye sordum. Aziz Peygamberimiz de ’kendi dilini tuttu ve dilin için endişe ederim’ buyurdular.”

Dil Saparsa Organlar da Sapar

Güzel kardeşlerim; farkındaysanız doğruluk ile doğru sözlülük ve doğru sözlülük ile doğruluk ifadelerini ard arda kullanıyoruz. Çünkü ikisi arasında kopmaz, koparılamaz bir bağ vardır. Doğruluk varsa doğru sözlülük, hele hele doğru sözlülük varsa doğruluk vardır. Aziz Peygamberimiz bu konuda bizleri şöylece bilgilendirmektedir. Ebu Said el-Hudri'nin açıklamasına göre Peygamberimiz şöyle buyurur:

“Her sabah insanın organları lisan-ı hal ile diline şöyle der: Ey dil; bizim hakkımızda Allah'tan kork. Bizim aleyhimize olacak şekilde konuşma. Bak biz sana tabiyiz. Ey Dil! Eğer sen doğru olursan biz organlar da doğru oluruz. Sen saparsan bizi de saptırmış olursun.”

Evet, Aziz Kardeşlerim! Doğruluk doğru sözlülük, doğru sözlülük de davranışta ve işte doğruluk anlamına geldiği içindir ki güzel konuşun emrini veren Rabbimiz bu emrini işlerin doğruluğu ile irtibatlandırmıştır:

Ahzab sûresinin 70 âyetinde şöyle buyrulmaktadır:

“Ey iman edenler! Rabbinizin emirlerine aykırılıktan korunun ve dosdoğru konuşun.

Bu ayet indirildiğinde bir öğle vaktiydi. Peygamberimiz öğle namazını kıldırdıktan sonra, erkeklere ve kadınlara kalkmamalarını işaret ettikten sonra erkekler tarafına geldi bu ayeti tebliğ etti, kadınlar tarafına gitti bu ayeti tebliğ etti ve şöyle dedi:

“Rabbim bana dosdoğru konuşmamı emretti, size de emretme görevini yükledi.

Tebliğ Kadınlara da Yapılıyordu

Bu arada bilvesile işaret edelim sevgili kardeşlerim! İslam'ın ilk dönemlerinde, yani Mekke ve Medine dönemlerinde kadınlar toplumun aktif unsurlarıydı. Onlar vakit namazlarına katılırlardı. Çocuklu kadınlar sabah namazına dahi gelirler ve Peygamberimiz, kendisine inen Kur'an âyetlerini ve sûrelerini hem erkeklere hem de kadınlara tebliğ ederdi.

Ssık sık ifade ediyoruz, Yüce Rabbimiz bizlere pek merhametli olan bir Rab'dir. Bize verdiği emirler fayda sağlayıcı emirlerdir. Yasakları da bizim lehimize olan yasaklardır. Bir diğer anlatımla Rabbimiz emirleri ve yasaklarıyla bizi denemeye uğratırken bizim maddî ve manevî bakımdan yükselmemizi sağlayacak, hem dünyamıza hem de ahiretimizi mesut edecek emirleri vermekte, yasakları koymaktadır. Doğru sözlülük de böyledir sevgili kardeşlerim.

Rabbimiz doğru sözlü olmamız emrini verdiği Ahzab sûresinin 70. ayetinden hemen sonra 71. âyetinde şöyle buyurmaktadır:

“…Dosdoğru konuşun ki, Rabbiniz sizin işlerinizi düzene soksun/işlerinizde sizi başarılara erdirsin ve de günahlarınızı bağışlasın…”

Güzel kardeşlerim; burada aziz Peygamberimizin bir sözlerini aktardıktan sonra tekrar bu âyete dönmek istiyorum. Peygamberimiz şöyle buyururlar:

“Aman doğruluğa/ doğru sözlülüğe yapışın. Doğruluk /doğru sözlülük sizi Birr’e/hayırlara, hayırlar da Cennet”e götürür.”

Güzel kardeşlerim; Kur'an ve Sünnet’te “iyi, güzel ve doğru olup bize yarar sağlayacak ve de Rabbimizin rızasını kazandıracak olan sözler, işler ve davranışları” ifade etmek üzere kullanılan temel kavramlardan biri de Birr'dir. Birr kavramı özellikle de Bakara sûresinin 177. âyetinde inanç esaslarımız dâhil her türlü İslâmî erdemleri ifade eden bir kavramdır. Aynı âyette bu İslâmî /insanî erdemlere sahip olanlar “ Onlar doğrulardır” şeklinde nitelenmektedir

Özetlersek doğruluğa / doğru sözlülüğe yönelmek, İslâmî /insani değerlere açılmaktır. Siz İslâmî/insanî değerlere-erdemlere açılırsanız elbette ki Rabbimiz de yardımını vaat eder. İşte yukarıda anlamının sunduğumuz Ahzab 71 bu yardıma işaret etmektedir;

“…Dosdoğru konuşun ki, Rabbiniz sizin işlerinizi düzene soksun/işlerinizde sizi başarılara erdirsin ve de günahlarınızı bağışlasın…”

Siz sebeplere yapışırsınız, yapışırsınız da sebepler sonuca götürecek diye bir kural yoktur ama Yaradan bunu vaat ediyor; doğruluğu ve doğru sözlülüğü başarılara erdireceğini vaat ediyor.

İşlerimizin Düzene Sokulması ve Meleklerin Moral Desteği

Güzel kardeşlerim; doğru sözlülüğü dünya hayatımızda ilgili ilk sonucu değindiğimiz üzere Rabbimizin yardımını celbederek başarıya erdirecek şekilde işlerimizin düzene konulmasıdır.

İkinci önemli sonucu da melekler aracılığıyla moral desteği almamızdır.

Bu gerçek Fussilet sûresinin 30-31. âyelerinde bakınız nasıl açıklanmaktadır:

“Melekler, Rabbimiz Allah'tır deyip de sonra dosdoğru olup dosdoğru konuşan kişileri sık sık ziyaret ederler ve onlara şöyle derler:

Siz korkuya düşmeyecek, üzülmeyeceksiniz. Size vaat edilen Cennetlerle sevininiz.Sizi ziyaret eden melekler olarak bizlerdünya hayatında sizin dostlarınızız, âhirette de dostlarınız olmakta devam edeceğiz…”

Doğruluk Günahlarımızı da Bağışlatmaktadır

Güzel Kardeşlerim! Sık sık değiniyoruz: ilahi emir ve yasakların ahiret hayatımızla ilgili faydası da vardır. Asıl olan da âhiret faydasıdır. Bu gerçeği burada da görüyoruz. Âyette bize “refakat eden rahmet meleklerinin, dünya hayatında olduğu gibi ahirette de dostlarımız “olacağı” açıklanmaktadır.

Doğruluğunn/dosdoğru konuşmanı âhirete yönelik bir faydası da Ahzab 71‘de açıklandığı üzere günahlarımızı bağışlatmasıdır.

Bağışlanmak, Cehennem’den kurtulmaktır. Ama yeter mi, yetmez. Cennetlere de ermek lazım. Yukarıda Peygamberimizin bir hadisini açıklarken doğruluğun hayırlar aracılığı ile Cennet’e götüreceğini beyan etmiştik. Ahkaf suresinin 13 ile 14. âyetleri bu gerçeği şöylece pekiştirmektedir.

“Rabbimiz Allah'tır deyip de dosdoğru olanlara korku yok. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Onlar imanları ve doğruluklarının armağanı olarak Cennet’e girecek olanlardır ve onlar orada ebedî olarak kalacaklardır.”

Güzel kardeşlerim; doğru olmak, doğru sözlü olmak erdemini hayatın belirli bir bölümlerinde değil ölünceye kadar sürdürmek konumundayız. İtibar sonadır. Uhud savaşında 70 kadar sahâbi şehit olmuştur. Peygamberimiz şehidlerin definleri sırasında onlara şöylece dua etti:

“Allah'ım! Ben bu sahâbilerimin imanına, güzel kulluklarına şahidim. Peygamberimizin bu şahidliğini duyan ve imrenen Hz. Ebubekir şöyle der: -Ya Resûlallah! Biz de bu kardeşlerimiz gibi inandık, biz de onlar gibi namaz kıldık, biz de onlar gibi cihad ettik. Bizim hakkımızda da böyle tanıklık yapar mısınız? Peygamberimiz şöyle buyurdular: Ben bundan sonra sizin ne yapacağınızı bilmiyorum. Dolayısıyla şahitlik yapamam.”

Bu ışık tutucu olayı erdemlerimizi ölüm gelinceye kadar sürdürmemiz gereğini beyan etmek için dile getirdim. Şimdi de Rabbimizin bize öğütlediklerinden bir demet sunacağım.

aa.Doğrular/doğru sözlülerden olmakta devam edebilmemiz için doğru sözlülerle birliktelik olmalıyız. Tevbe sûresinin 119. âyetinde Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Rabbinizin emirlerine aykırılıktan korunun ve doğrularla /doğru sözlülerle, birlikte olun.”

Aziz kardeşlerim; kendimizle birlikte toplumumuzu da iyiliklere yönlendirebilmek için, mutlaka iyilerle birliktelik halinde olmamız gerekir. İyiler birleşmelidirler ki, kötüler kötülüklerini yapma ve yayma fırsatını bulamasınlar.

bb.Doğruluk/doğru sözlülük erdemini sürdürebilmemiz için bilmediğimiz işlerin ardından gitmemeli, bilmediğimiz konularda konuşmamalı ve eylem de yapmamalıyız. Bu yöntem bizi doğruluk/ doğru sözlülük üzerinde yaşatır.

İsrâ suresinin 36. âyetinde Rabbimiz şöyle buyurur:

“Bilmediğin işin ardından gitme; konuşma ve eylem yapma. Zira kulak da, göz de, diğer organlar da yaptıklarından sorumlu tutulacaklardır.”

cc.Sevgili kardeşlerim; “Peygamberimiz: Acı da olsa, aleyhine de olsa dosdoğru konuş” buyurarak doğruluğu/ doğru sözlülüğü sürdürebilmek için üçüncü bir görev tavsiye etmişlerdir.

Cennetlerini kazandıracak erdemler aziz kardeşlerim; fedakârlık ister, risk ister. Geçici olarak menfaatlerimizin üstünü örtmeyi gerektirir. Bazen da hakkı haykırmayı gerektirir. Nitekim Peygamberimiz: “Cihadın en faziletlisi doğruları haykırmaktır”buyururlar.

Ha eğer gerçeği söyleyemiyor, hakkı konuşturamıyorsak ne yapılmalı, susulmalı mıdır? Yardakçılığa düşmeden, halk tabiriyle dalkavukluğa bulaşmadan susulabilir. Çünkü Peygamberimiz: Kim Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsa ya faydalı konuşsun ya da sussun.”buyuruyor.

Kur'ani İfadeyle Susma Orucu Tutulabilir.

Sevgili kardeşlerim; Müslümanız, Müslüman olmanın gereği dosdoğru olmaktır, dosdoğru konuşmaktır. Doğruluk bizi Allah'ın sevgisine, insanların sevgisine, dünya hayatında başarıya ve ahiret hayatında da Cennetlere götürür. Götürür mü götürür. Çünkü Ahzab suresinin 35. ayetinde Rabbimiz; “..Doğru erkekler ve kadınlara büyük mükâfatlar ve Cennet nimetlerini vaat etmektedir…”

Güzel kardeşlerim; sizlere bizi doğruluk üzerine durmada, doğru sözlülükte berdevam olmada katkı verecek, enerji sağlayacak olan, olmazsa olmaz görevimiz namazı bir daha hatırlatıyor, hepinize doğruluk ve doğru sözlülükle yücelmiş ömürler niyaz ederim. Allah'a emanet olunuz.


Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.mirathaber.com/dogru-sozluluk-islamin-geregidir-35-1791h.html


Back To Top