11 Aralık 2018 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Hz. Peygamberi anlama ve yaşama sanatı

Lütfen gelin biraz zaman ayıralım; Alemlerin Rahmeti’ni (sav) tanımaya, anlamaya ve yaşamaya çalışalım.

Hz. Peygamber’i anlamak ve yaşamak demek, Onun ahlakıyla ahlaklanmak, yaşama biçimini hayata taşımak demektir.

Hz. Peygamberi anlamak ve yaşamak demek, kibri ve enaniyeti külliyyen bırakmak, tevazu ve mahviyetin doruk noktasına çıkmak demektir.

Hz. Peygamber’i anlamak ve yaşamak demek, cömertlik demektir, cömertlikten, açları ve açıktakileri düşünmekten dolayı kimi zaman karnını doyuracak bir şey bulamamak, açlıktan karnına taş bağlamak demektir.

Hz. Peygamber’i anlamak ve yaşamak demek, Onun hasırda yattığını, iki kişinin zor sığabileceği kulübemsi hücrelerde bir ömür boyu yaşadığını anlamak ve takdir edebilmek demektir.

Hz. Peygamber’i anlamak ve yaşamak demek, Kur’an’ın ifadesiyle “öfkeyi yutmak, insanları affedebilmek” demektir.

Hz. Peygamber’i anlamak ve yaşamak demek, ırkçılığın, bölgeciliğin belini kırmak demek, kendin için istediğini, kardeşin için, hatta bütün insanlık için istemek demek, Allah ile nefes almak, Allah ile nefes vermek demek, geceleri ve gündüzleri ibadetle, fikirle, zikirle ve şükürle geçirmek demektir.

Hz. Peygamberi anlamak ve yaşamak demek, eliyle, diliyle kimseye eziyet etmemek demektir, hilim, merhamet sahibi olmak demek, şiddetten, hiddetten, uzak durmak demektir.

Peygamberi anlamak demek, yaşatmak için yaşamak demek, ihlas demek, isar demek, İslam demek, barış demek, kardeşlik demek, vifak demek, ittifak demek, ittihad demek, şefkat demek, muhabbet demek, adalet demek, masumlara zulüm etmemek, haksızı kayırmamak demektir.

Peygamberi anlamak demek, iyilikleri unutmamak, kötülükleri unutmak demek, medeniyet demek, ilahî ahlakla ahlaklanmak demek, ilahî ahlaka ve ahkâma bağlılıkta peygamber teslimiyeti demek ve her hususta Peygambere benzemek demektir…

İslam âlemi böyle olabilseydi Yahudi ve Hıristiyanların kahir ekseriyeti, gayr-i Müslimlerin çoğu şimdiye çoktan Müslüman olmuştu.

Bediüzzaman, bir asır önce Şam’da verdiği hutbede bu hakikatin altını çizmiş ve şöyle demişti:

“Eğer biz İslam (Peygamber) ahlakının ve iman hakikatlerinin güzelliklerini davranışlarımızla ortaya koysaydık, diğer dinlerin mensupları elbette cemaatler halinde İslâmiyet’e gireceklerdi; belki dünyanın bazı kıtaları ve devletleri İslâmiyet'i kabul edeceklerdi.”[1]

Gelin Yeni Bir Sanat Kolu İhdas Edelim

Demek isterim ki, öyleyse gelin yeni bir sanat kolu ihdas edelim. O sanat kolunun adı:“Hz. Peygamberi Okuma, Anlama ve Yaşama Sanatı!”olsun.

Okuduğumuz, tanıdığımız ama, yaşamadığımız bir peygamberi değil, okuduğumuz, tanıdığımız ve yaşadığımız bir peygamberi tanıtmak ve anlatmak için halkın ve dünyanın karşısına çıkalım.

İmanımız onun imanına, ahlakımız onun ahlakına benzesin. Siyasetimiz onun siyasetine, ticaretimiz onun ticaretine, çevreciliğimiz onun çevreciliğine, halkla ilişkilerimiz onun halkla ilişkilerine, ibadetimiz ve dualarımız onun ibadet ve dualarına, hukukumuz ve adaletimiz onun hukuk ve adaletine, sevincimiz onun sevincine, hüznümüz onun hüznüne, ciddiyetimiz onun ciddiyetine, şakalarımız onun şakalarına, sözlerimiz onun sözüne, özlerimiz onun özüne, işlerimiz onun işine benzesin. Bu benzemeyi, yaşama biçiminde ve ahlakta, Onu örnek almayı[2] ve Ona uymayı[3] Allah istiyor.

Bakın o zaman size iltihak etmeyen, katılmayan, katılmasa da takdir etmeyen, hayran olmayan bir gayr-i müslim kalır mı?

Helaket ve felaket asrını saadet asrına dönüştürmenin yolu budur. Anarşi ve terörü bitirmenin, bölücülük ve ayrımcılık belasından kurtulmanın, şiddetten ve hiddetten uzak kalabilmenin, gerçek anlamda emniyet ve huzuru tesis etmenin, sağlıklı ve sağduyulu yaşamanın yolu budur.

Güneşe itiraz eden bir insan var mı? Hayır. Neden? Çünkü güneş ısı, güneş ışık, güneş güzel, güneş sıcak, güneş ihtiyaç. Peygamberimiz ondan daha güzel, ondan daha sıcak, ondan daha büyük bir ihtiyaç.

Eğer biz, Peygamberimizin önündeki perdeleri ve bulutları aradan kaldırabilsek veya biz onun önünde perde ve bulut olmazsak inadından ve hasedinden inanmayan Ebucehil gibiler hariç, Avrupalısı ve Asyalısı herkes Peygamberimizin güzelliklerine hayran olacak, “ballar balını buldum, kovanım yağma olsun” diyeceklerdir. Güneşe ve ışığına kavuşan, muma ve mumun ışığına ihtiyaç duyar mı?

Hz. Peygamber’e Uymayı Nasıl Anlamalıyız?

İstanbul’da verdiğim konferansların birinden sonra sordular:

-Hocam, herkes, “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun. (Bana uyun) ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.”[4]meâlinde ki âyeti okuyor, ama bu uyma nerde, nasıl, hangi konularda olacaktır, meselesini kimse pek açıklamıyor. Sizce bu ittiba yani Allah’ın Rasûlüne uyma nerde olacaktır, açıklar mısınız?

Bu soruyu soranlara verdiğim cevabı bugün siz değerli okurlarımız ve takipçilerimizle de paylaşmak istiyorum.

Muhatabım öncelikle nefsimdir.

Allah’ın Rasûlü’ne uyma hayatın her alanında olacaktır. Kullukta, tebliğde, imamlıkta, eğitimde, siyasette, ticarette, sanatta, memurlukta, işcilikte, işverenlikte, aile reisliğinde, ailenin bir ferdi olmakta, karada, havada, denizde, yurt içinde ve yurt dışında her yerde ve her zaman olacaktır. Bu mümkün mü? Mümkün. Allah Teala bize öyle bir peygamber göndermiştir ki ölçü alamayacağımız, benzeşemeyeceğimiz hiçbir alanı yoktur. Allah boşuna mı yeminle söylüyor: “Andolsun! Allah’ın Resûlü’nde sizin için (uyulacak) güzel bir örnek vardır.”[5]

Tebliğ makamında olanlar, tebliğin ölçülerini Allah Resûlü’nden almalı ve baş ucuna asmalıdır. İmamlar imamlığın, eğitimciler eğitimin, siyasetçiler siyasetin, ticaretciler ticaretin, sanatcılar ve sanatkârlar sanatın, işçiler ve işverenler, iş alan ve işveren olmanın, yöneticiler yönetimin, edipler edebin, memur olanlar memurluğun ölçülerini ve ahlakını Ondan almalı ve Ona uymalıdırlar. Bu alma[6]ve uyma[7]Allah’ın emri olarak farzdır.

----------------------
[1] Orijinali için bakınız: Nursî, Said, Hutbe-i Şamiye, 28-33
[2]Bkz. Ahzab, 33/21; bkz. Haşr, 59/7
[3] Bkz. Al-i İmran, 3/31
[4] Al-i İmran, 3/ 31
[5] Ahzab, 33 / 21
[6] Bkz. Ahzab, 33/21; bkz. Haşr, 59/7
[7] Bkz. Al-i İmran, 3/31

Dr. Vehbi KARAKAŞ
http://www.mirathaber.com/dr-vehbi-karakas-hz-peygamberi-anlama-ve-yasama-sanati-118-2450y.html


Back To Top