22 Ekim 2018 Pazartesi
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

MÜSTEHCENLİK DEPREMİ, AFET EKİPLERİ VE MÜSTEHCENLERE ŞEFKAT!

Eleştiri oklarına hedef olacağımı bile bile bu yazıyı kaleme almış bulunuyorum. Eleştirecek olanlar, kim bilir belki de vicdanlarının sesini dinler, beni değil, kendilerini eleştirirler.

Bu yaz, Temmuz ayında üç-dört, saatliğine yolum bodruma uğradı.

Öylesine açılma-saçılma vardı ki, Türkiye’de miyim, yabancı bir ülkede miyim fark edemiyordum. Yoksa biz çıplaklar kampına mı geldik, dedim kendi kendime. Hayır hayır, burası ne yabancı bir ülke idi ne de çıplaklar kampı. Burası Türkiye idi. Türkiye’nin bir köşesi Bodrum’du. Birkaç gün sonra yolum, Tuzlanın marinasına düştü. Günlerden cumartesi idi. Baktım Tuzla Marina’nın da nerdeyse Bodrumdan farkı yoktu.

Ne acıdır ki müstehcenliğin uğramadığı yer, artık yok gibi bir şey. HALBUKI MÜSTEHCENLIK, YANI TOPLUMUN UTANMA VE EDEP DUYGUSUNU KÖRELTEN, ŞEHVET DUYGUSUNU UYANDIRAN AÇIK SAÇIKLIK,[1] [1] BIR DEJENERASYONDUR, BIR SAPMADIR VE YÖRÜNGEDEN ÇIKMADIR, AHLAKTA BIR DEPREMDIR, AYNI ZAMANDA BIR MUSIBETTIR.

Fakat bu musibet, doğal depremlerden daha dehşetli ve daha şiddetlidir. Çünkü doğal depremin içinde Müslüman kişiler için rahmet ve cennet saklıdır. Doğal depremde Müslüman ölse şehit olmakta, malı telef olsa, telef olan mal, zekât ve sadaka olarak verilmiş sayılmakta, sahibine zekât ve sadaka sevabı kazandırmaktadır. Müstehcenlik depreminin içinde ise cehennem saklıdır. Müstehcenlik depreminin tahribatı içinde telef olanlara ise günah yazılmakta ve ne yazık ki tevbe edip bu günahtan dönmeyenlere, müstehcenliğin anaforuna ve tsunamisine yakalananlara soluğu zinada ve masumları kirletmede alanlara ise cehennemde yer hazırlanmaktadır.

Bunun içindir ki: “ASIL MUSIBET VE MUZIR (ZARARLI) MUSIBET DINE (VE AHLAKA) GELEN MUSIBETTIR.”[2] [2] denilmiştir.

Onun için biz, müstehcenliği, açık-saçıklığı, yatak kıyafetiyle görünümleri, dine, imana ve ahlaka musallat olmuş en zararlı bir musibet olarak görüyoruz. Yukarda ifade ettiğimiz gibi normalde hangi musibet olursa olsun o musibete sabreden sevap kazanır.

Ama bu müstehcenlik musibetine sabreden sevap kazanamaz, bu musibet hoş görülemez. Bu musibeti hoş gören, hatta savunan dinden çıkar, imandan mahrum kalır. Çünkü müstehcenlik, ahlaka ve dine gelen bir musibettir. İslâm alemi, özellikle de Türkiye bu illetten, bu musibetten güzel nasihatle, demokratik yollarla, ikna ve irşad yoluyla bir an önce kurtulmalı ve kurtarılmalıdır.

ÖRTÜ, MEDENIYETTIR; MÜSTEHCENLIK ILKELLIKTIR. ÖRTÜ ALLAH’IN EMRIDIR, MÜSTEHCENLIK ŞEYTANIN TELKINI VE NEFS-I EMARENIN TERCIHIDIR.

Bir yerde deprem olduğu zaman nasıl herkes yardıma koşuyor ise biz de müstehcenlik depreminin altında kalmışları kurtarmak için manevî afet ekiplerini ihlaslı tebliğ ve davet ehlini göreve davet ediyoruz.

MÜSTEHCENLİK DEPREMİNİN ETKİLERİ VE SARSINTILARI

MÜSTEHCENLIK DEPREMININ ZARARLARI HER YERDE FARKLI FARKLI GÖRÜLMEKTEDIR. KIMI YERDE TACIZ VE TECAVÜZ OLARAK GÖRÜLÜR, KIMI YERDE ALDATMALARA SEBEP OLUR, EVLILIKLERI BITIRIR, YUVALARI YIKAR, AILE PARÇALANMALARINA, ÇOCUKLARIN ANNE-BABA SEVGI VE ŞEFKATINDEN YOKSUN BÜYÜMELERINE NEDEN OLUR. KIMI YERDE ŞIDDETE, GASPA, DÖNÜŞÜR, INTIHARLARA KAPI AÇAR. KIMI YERDE DE ÇOCUK ISTISMAR VE CINAYETLERINE SEBEP OLUR.

Türkiye’nin bu hale gelmesinde vebali olan, bu ahlakî dejenerasyondan kurtulmak için tedbir almayan, almakta geç kalan yönetimlerin günahına kimse yetişemez. Toplumun ar ve haya duygusunu koruma niyetiyle bu münkere karşı çıkanların, buna karşı tedbir alan yönetimlerin de sevabına kimse yetişemez.

Tercih sizin. İsterseniz aldırmayın, hesabını veremeyeceğiniz büyüklükte günahlarla ahirete göçün; isterseniz müstehcenliğin tahribatına engel olacak bir çare bulun, arkanızdan hayırlı bir eser bırakmanın sevinciyle uçun, cennete gidin.

BIR ERKEĞIN HELALI OLMAYAN BIR KADINA ŞEHVET NAZARIYLA BAKMASI, HARAM OLDUĞU GIBI, BIR KADININ KENDINI MÜSTEHCEN HALE GETIRMESI VE KENDINE BAKTIRMASI DA HARAMDIR. AÇIK VEYA KAPALI BIR BAYANA BIR ERKEK DIKKATLI BAKINCA ADI “SAPIK” OLUYOR. ERKEĞIN BU EYLEMINE DE TA’CIZ DENIYOR. PEKI, MÜSTEHCEN HALIYLE ERKEKLERI TACIZ EDEN, ŞEHEVÎ DUYGULARINI HAREKETE GEÇIREN, YOLDAN ÇIKMALARINA SEBEP OLAN BAYANA NE DENILECEKTIR?

MÜSTEHCENLİK HAKKINDA NEDEN KİMSEDEN SES ÇIKMIYOR?

Sigara içen örtülü hanımları eleştirenler, her nedense müstehcenler hakkında bir kelime dahi etmiyorlar. Etmişlerse af ister özür dilerim. 24 saat terörü konuşanlar, her nedense eşleri birbirinden ayıran, yuva yıkan, cinayetlere, taciz ve tecavüzlere, çocuk istismarlarına sebep olan müstehcenler hakkında bir söz dahi söylemiyorlar. Söylemişlerse af ister, özür dilerim. BAYAN OLSUN-ERKEK OLSUN SIGARA IÇENLER, KENDILERINI ZEHIRLIYORLAR. ONLARA DA ACIYOR VE YANIYORUM. LAKIN GIYINDIKLERI HALDE GIYINMEMIŞ GIBI DURAN KADINLAR ISE, BU HALLERIYLE HERKESIN, ALI’NIN, VELI’NIN, VELI GIBI GENÇLERIMIZIN RUHLARINI, MANEVIYATLARINI, DINLERINI, IMANLARINI VE AHLAKLARINI ZEHIRLIYOR, HATTA BONZAI GIBI UYUŞTURUYORLAR. NE HAZINDIR KI BU TAHRIBATA KARŞI DA KIMSENIN KILI KIPIRDAMIYOR. İLAHIYAT VE DIYANET ERBABININ SESI ÇIKMIYOR, MEDYATIK HATIPLERIN, BILGINLERIN VE ÜSTADLARIN SESI ÇIKMIYOR. ÇÜNKÜ MÜSTEHCENLIK BONZAISIYLE UYUŞMUŞ HERKES.

BONZAI ILE UYUŞMUŞ VE YOLUN ORTASINA DÜŞMÜŞLERE ACIYAN ÇOK. AMA MÜSTEHCENLIK BONZAISIYLE UYUŞMUŞLARA, UYUŞTURULMUŞLARA, IMANI VE AHLAKI MÜSTEHCENLIK ALEVLERI IÇINDE YANANLARA ACIYAN YOK.

Hani biz, Allah’ın bir emri, Rasulullah’ın (sav) bir sünneti olarak BIR MÜNKER GÖRDÜĞÜMÜZ ZAMAN ONU USULCA VE USULÜNCE DÜZELTECEKTIK?[3] [3] Ne oldu bize? Nerde kaldı bu hassasiyetlerimiz?

Hani biz, ayetin ifadesiyle BÜTÜN INSANLIK IÇIN ÇIKARILMIŞ IYILIĞI EMRETMEK VE KÖTÜLÜKTEN SAKINDIRMAKLA GÖREVLI EN HAYIRLI BIR ÜMMETTIK?[4] [4] Bize ne oldu?

“KARŞIMDA MÜTHIŞ BIR YANGIN VAR, ALEVLERI GÖKLERE YÜKSELIYOR, IÇINDE EVLADIM YANIYOR, IMANIM TUTUŞMUŞ YANIYOR”[5] [5] diyen, iman ve ahlak yangınlarını söndüren manevî İtfaiye Kahramanı’nın hassasiyeti nerde? Yoksa bu hassasiyetleri miras alan kimse kalmadı mı?

Tebliğ hayatım boyunca hemen hemen her makalemde, her konuşmamda ve her kitabımda bu tehlikeye dikkat çektim.

“ORMANLAR DEĞIL, IMANLAR YANIYOR” başlıklı makalemde bunlara işaret ettim. İmanlar yanmasaydı, ormanlar yanmayacaktı, dedim.

Öyleyse önce iman yangınlarını söndürmek için koşmak lazım, dedim.

“SIZ SADECE PARA VE ÇANTA KAPKAÇÇILARININ YAKASINA YAPIŞIYORSUNUZ, IMAN VE AHLAK KAPKAÇÇILIĞINI GÖRMÜYOR VEYA GÖRMEZLIKTEN GELIYORSUNUZ”, dedim. Müstehcenliğin, bir iman ve ahlak kapkaççılığı olduğunu söyledim.

“SIZ SADECE BONZAI ILE UYUŞMUŞLARA ACIYORSUNUZ, MÜSTEHCENLIK BONZAISIYLE UYUŞTURANLARA VE UYUŞTURULANLARA ACIMIYORSUNUZ”, dedim.

“KADIN ATEŞE BENZER. ATEŞ SOBANIN, (KADIN ÖRTÜSÜNÜN) IÇINDE OLURSA RAHMET OLUR, DIŞINA TAŞARSA HER TARAFI YAKAR”, dedim.

“KADIN GÜNEŞ GIBIDIR. GÜNEŞ YÖRÜNGESINDEN ÇIKAR, (KADIN VE ERKEK KUR’AN VE SÜNNETIN ÖLÇÜLERINDEN SAPARSA) KIYAMETLERI, KIYAMETIMIZ KOPAR”, dedim.

İSLAM’A GÖRE KADIN, AYAKLARININ ALTINDA CENNET OLAN ELI ÖPÜLESI ANAMIZDIR, SAYGIDEĞER EŞIMIZDIR, ALNINDAN ÖPÜLESI, BAĞRIMIZA BASILASI KIZIMIZDIR, BIR ELMANIN YARISI KIZ KARDEŞIMIZDIR, ANA MAKAMINDA TEYZEMIZDIR, BABA MAKAMINDA HALAMIZDIR, KIZIMIZ MAKAMINDA GELINIMIZDIR, AMA O HIÇBIR ZAMAN RAKI MEZESI, REKLAM MALZEMESI, ŞEHVET MAKINESI DEĞILDIR, KULLANILIP ATILACAK NEFSIN EĞLENCESI BIR EŞYA HIÇ DEĞILDIR, DEDIM. ŞU ANDA BU MAKALEMLE DE YINE BUNLARI SÖYLÜYORUM.

ŞEHVETLE DEĞİL, ŞEFKATLE BAKMAK

Yörüngelerinden çıkmış müstehcenlere ve çaresizlikten yanlış yollara düşmüş ve düşürülmüş, açılıp saçılmaya mecbur edilmiş kadınlarımıza şehvet gözüyle değil, şefkat gözüyle bakalım, onları yörüngelerine alalım ki kıyametleri ve kıyametimiz kopmasın, iman ve ahlak yangınına alet olmasınlar.

Kendilerine bakan sayısız gözün vebalini omuzlamasınlar. Ne kendilerinin ne de başkalarının ateşlere düşüp yanmasına sebep olmasınlar.

MÜSTEHCEN HALLERIYLE KENDILERINE BAKTIRANLAR, BAKANLAR SAYISINCA GÜNAH IŞLEMIŞ OLMAKTADIRLAR; AMA BU, BAKANLARIN GÜNAHSIZ OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ. BAKANLAR, “NE YAPAYIM, AÇILMASAYDILAR BEN DE BAKMAZDIM” GIBI MAZERETLERIN ARKASINA SIĞINAMAZLAR, MAZUR SAYILMAZLAR. İLK BAKIŞIN GÜNAHI YOKTUR, LAKIN ONDAN SONRAKI KASITLI BAKIŞLARIN GÜNAHI VARDIR.[6] [6]

HERKESIN AÇILIP SAÇILDIĞI SAHNEYE, SAHILE VE SOKAĞA DÖKÜLDÜĞÜ BIR DEVIRDE, ZÜLEYHALARIN DAVETINI ELININ TERSIYLE ITEN, “BEN ALEMLERIN RABBI ALLAH’TAN KORKARIM” DIYEN YUSUFLARA VE KENDILERINI HARAMDAN KORUYANLARA DA AŞK OLSUN. BIN BAREKALLAH, BIN MAŞALLAH OLSUN.

BÖYLE BIR DEVIRDE IFFETINI KORUYAN, ALTIN DEĞERINDEKI TESETTÜR AMBALAJI IÇINCE PAHA BIÇILMEZ SAKLI INCILER VE MÜCEVHERLER GIBI DURAN HAYA VE HAYSIYET ABIDESI HANIMEFENDI VE KIZLARA DA BIN MAŞALLAH, BIN BAREKALLAH. ÜMMETIN BOZULUP ÇÖZÜLDÜĞÜ BÖYLE DEVIRLERDE BÖYLE OLANLARA, IFFETINI KORUYAN DELIKANLILARIMIZA VE KIZLARIMIZA, ERKEĞIMIZE VE KADINIMIZA YÜZ ŞEHIT SEVABI VE MÜKÂFATI VERILECEĞI[7] [7], böyle kimselerin dünyada Allah’ın koruması altında oldukları,[8] [8] mahşer gününde de Allah’ın özel koruması altına alınacakları[9] [9] müjdesi de unutulmamalıdır.

Derim ki, madem bugün müstehcenlerin günahına keffaret olacak bir ceza yok. ÖYLEYSE KALEMI VE KELAMI OLANLAR ELLERINE FIRSAT DÜŞTÜKÇE NEZAKETLE BU KONULARI IŞLESIN. İŞLESINLER DE MÜSTEHCENLERIN TEVBE ETMELERINI SAĞLASINLAR, GÜNAHLARININ CEZASI BÜTÜN BÜTÜN AHIRETE KALMASIN. ÜÇ KURUŞLUK DÜNYA MENFAATI, ÜÇ SANIYELIK ŞEHVET LEZZETI YOLUNDA DÜNYA HUZURUMUZ, MUTLU YUVAMIZ, EBEDÎ SAADETIMIZ VE CENNETIMIZ YANIP KÜL OLMASIN.

Asr-ı saadette iman öylesine gönüllere hâkim olmuştu ki, kolay kolay günah işlenmiyordu. Kazara biri nefsine hâkim olamayıp bir günah işlediğinde de gidip kendisini Peygambere ve onun adil mahkemesine şikâyet ediyordu. Herkes biliyordu ki şeriatın kestiği parmak acımaz. Onlar, Allah’ın cezasında adalet, aynı zamanda rahmet ve cennetin saklı olduğuna yürekten inanıyorlardı. Ama maalesef şimdi ne böyle bir mahkeme, ne de böyle şefkatli bir merci var. Ya samimi bir şekilde tevbe edip Allah’a döneceksiniz, Ondan af isteyeceksiniz, ya da yığın yığın günahlarınızla göçüp ahirete gideceksiniz ve mahkeme-i kübraya çıkarılacaksınız. Tercih sizin. Bana kalırsa çare, Allah’tan kaçmak değil, Allah’a kaçmaktır.

Öyleyse en iyisi, çok değerli hanımefendi ve beyefendi kardeşlerim, günahlara yaklaşmayalım, günaha alet ve malzeme olmayalım. Allah, helali olmayana hain gözle bakmayı da baktırmayı da haram kılmıştır.

KADIN OLSUN-ERKEK OLSUN HERKES, KARŞI CINSI TAHRIK EDEN, BAŞTAN ÇIKARAN MÜSTEHCENLIKTEN, KIŞKIRTICI KOKU, SES, TAVIR, MESAJ, JEST VE MIMIKLERDEN UZAK DURMALI. GIYILECEK ELBISE:

1-BEDENIN HATLARINI BELLI EDECEK KADAR INCE OLMAMALI,

2-İÇINI GÖSTERECEK KADAR ŞEFFAF VE TRANSPARAN OLMAMALI

3-KOL VE BALDIRLARI DAHI IÇINE ALACAK UZUNLUKTA OLMALIDIR.

BU TESETTÜR ŞEKLI KADINLARA FARZDIR, ERKEKLERE DE FARZ DERECESINDE SÜNNETTIR.

Kadın olsun-erkek olsun herkes kendisini, cilvesini ve cazibesini sadece kendisine helal olan eşine açmalı. “HELAL DAIRE KEYFE KÂFIDIR, HARAMA GIRMEYE LÜZUM YOKTUR.”[10] [10] Birkaç saniyelik lezzet hevesi, insanın iki dünyasını da ateş haline getirebilir.

Unutmayalım: “DÜNYA ÇOK GADDARDIR, MEKKÂRDIR ( HILEKÂRDIR).

“BIR LEZZET VERSE BIN ELEM (ACI) TAKAR ÇEKTIRIR. BIR ÜZÜM YEDIRSE YÜZ TOKAT VURUR.”[11] [11] “CENNET UCUZ DEĞIL, CEHENNEM DE LÜZUMSUZ DEĞILDIR.”[12] [12]

SONUÇ

EY ALLAH’IN TESETTÜR KURALLARINI BİLMEYEN VEYA BİLE BİLE BU KURALLARA UYMAYAN KARDEŞLERİM!

KUSURA BAKMAYIN, BENI BAĞIŞLAYIN. BENIM BU SITEMKÂR UYARILARIM SIZE OLAN ŞEFKATIMDEN DOLAYIDIR. TÖVBEKÂR OLUR, ALLAH’IN ÖLÇÜLERINE DÖNERSENIZ, ALLAH’IN SIZI BAĞIŞLAYACAĞINI, CENNETINE ALACAĞINI, CENNETTE EN BÜYÜK LEZZET, KONFOR VE LÜKS IÇINDE EBEDIYYEN TATIL YAPACAĞINIZI ALLAH’IN AYETLERINDEN[13] [13] öğreniyoruz. Cennet, bu dünyada Allah’ın, razı olduğu şekilde yaşayan kullarına hazırladığı ebedî bir tatilin adı ve diyarıdır.

Bana kızacağınızı bile bile zaman zaman bu tip yazılar kaleme alıyorum, alacağım. Benim derdim sizi dünya ve ahiret ateşinden korumak, ikinci bir derdim de müstehcen manzaralardan başı dönen nefislerin cehenneme düşmesine engel olmaktır. Sizin ateşlerden kurtulmanıza vesile olmakla, aynı zamanda kendimi de o ateşlerden kurtarmış olacağım.

Şimdi bana kızsanız da ahirette bana teşekkür etmek için beni arayacaksınız. Keşke herkes senin gibi bizi uyarsaymış, diyeceksiniz, ama oradaki pişmanlığınız bir şeye yaramayacak. Sizi uyarmayanlar, sizin bu halinizden memnun olanlar da ahirette görecekleri azaptan dolayı pişman olacak, ama onların pişmanlıkları da işe yaramayacak. Şimdiden lütfen uyanın, yörüngenize girin, elbisenizi giyin, tahrikkâr biçimlerden uzak durun. Allah sizi çok güzel, çok süslü yaratmış, bir de helalinize karşı bakımlı ve temiz oldunuz mu cennet hurileri de size gıpta edecektir. Sabredin. Helal daire ile yetinin, harama ve günaha girerek kendinizi çirkinleştirmeyin, dünyanızı ve ahiretinizi cehennemleştirmeyiniz. Müstehcen halinizle, (ev içi ve yatak

kıyafetlerinizle) gözler önüne çıkarak harama kapı açmış oluyorsunuz. Harama açılmakla eşinize ve çocuklarınıza ihanet etmiş oluyorsunuz, yuvanızın temeline dinamit koymuş oluyorsunuz.

Kendinizi ve ailenizi havaya uçuruyorsunuz. Başkalarının yuvalarının yıkılmasına sebep oluyorsunuz. Bu ağır vebalin altına girmeyiniz, Kur’an’ın ve Peygamberimizin ölçüleri içinde kalınız lütfen lütfen lütfen!!!

NOT: BIR SONRAKI YAZIMDA AYET VE HADISLERDE TESETTÜRÜN ÖLÇÜLERINI ARZ EDECEĞIM. SELAM VE HÜRMETLERIMLE.

-------------------------
[1] [14] Açık-saçıklık ve edebe aykırı giyinmek. (https://www.turkcesozlukler.com/müstehcen-nedir-ne-demek. Müstehcenin tanım da şu: Ahlaka aykırı bulunan, utanç duygusunu hiçe sayan, cinsel dürtüleri harekete geçirmeyi amaçlayan” demektir.(Özel, Cevat, Müstehcenlik Kavramı, http://www.toplumdusmani.net/modules/wordbook/entry.php?entryID=1075/mustehcen-nedir+mustehcen-ne-demek,)
[2] [15] Lem’alar, İkinci Lem’a, Beşinci Nükte.
[3] [16] Bkz. Müslim, Îmân 78; Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân, 17
[4] [17] Bkz.Al-i İmran, 3/110
[5] [18] Nursî, Tarihçe-i Hayat, 523
[6] [19] Bkz. Tirmizi, Edeb, 2777; Ebu Dâvud, Nikâh, 2149; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V/353,
[7] [20] el-Bağavi, Hüseyin b. Muhammed eş-Şafi, Mesabihu’s-Sunne, I-II, Beyrut, ty. I, 40, no: 130; el-Munavi, Abdurra‘uf, Feyzu’l-Kadir, I-VI, Beyrut, ty. VI, 261. (no: 9171-9172).
[8] [21] Bkz. Ahzab, 33/59
[9] [22] Buhari, Ezan 36, Zekat 16, Rikak 24, Hudüd 19; Müslim, Zekat 91. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 53; Nesaî, Kudat 2)
[10] [23] Sözler.
[11] [24] Lem’alar, 17. Lem’a.
[12] [25] Mektubat, 472
[13] [26] Bkz. Nisa, 4/110; Hicr, 15/49-50; Zümer, 39/53; Furkan, 25/70

Dr. Vehbi KARAKAŞ
http://www.mirathaber.com/dr-vehbi-karakas-mustehcenlik-depremi-afet-ekipleri-ve-mustehcenlere-sefkat-118-4956y.html


Back To Top