21 Haziran 2018 Perşembe
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Sayın Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş bey

Diyanet İşleri Başkanlığı gibi çok önemli, sorumluluğu çok ağır, vebali çok büyük bir göreve getirildiniz. Şimdiye kadar sekiz bin kişinin duası ve desteği size yeterken, şimdi seksen milyonun desteğine ve duasına ihtiyacınız var. Çünkü seksen milyonu ilgilendirecek hizmetler yapacaksınız. Allah yardımcınız olsun, muvaffak eylesin. Sizin başarınız, iyi ve adil yönetiminiz hepimizin ve ülkenin başarısı olacaktır.

Devletimizin dine ve din eğitimine karşı algısı, olumlu istikamette değişmekte ve gelişmektedir. Bu değişim ve gelişimin en güzel ve en süratli şekilde tamamlanması için eğitim kurumlarımızla ilgili bazı teklif ve temennilerimizi kısaca arz etmek istiyoruz.

TEKLİF VE TEMENNİLERİMİZ:

1-Kur’ân kurslarının ismi, statüsü ve müfredatı değişmelidir. Kur’ân kursları, ya “Kur’ân Eğitim Kurumları” ya da“Kur’ân okulları” olarak adlandırılmalı, her bir Kur’ân kursuna daKur’ân Kursu yerine, ilmi ve bilimi çağrıştıran “Kur’ân Okulu” adı verilmelidir.

2-Bu okullarda hafızlık birimininyanında sarf ve nahiv gibi alet ilimleri, tefsir ve hadis gibi yüksek ilimler, Beyan, Bedi’ gibi Mantık ilimleri eskiden medreselerde olduğu gibi Arapça kitaplar takip edilerek öğretilmelidir. Bu düzenlemeler neticesinde bu okullardan mezun olan bir öğrenci, aynı zamanda alim bir muallim olarak mezun olmalıdır.

3-Kur’ân okullarında öğrenciler, din ilimlerinin yanında fen ve Kur’ân’la barışık felsefe ilimlerinide beraber tahsil etmelidir. Çünkü aklın nuru medeniyet fenleri, kalbin ziyası din ilimleridir. İkisinin kaynaşmasından hakikat tecelli eder. Ayrıldıkları vakit, dinde taassub, fende hile ve şüphe ortaya çıkar.

4-Kur’ân kurslarının ismi değişince bu kurumlarda öğretmen konumunda olan elemanların statüsü de değişmeli, “Kur’ân kursu öğreticisi”statüsünden çıkarılıp, “öğretmen”statüsüne alınmalıdır.

5-Kur’ân kursları, Kur’ân okullarına dönüştürüldükten sonra mahiyetleri de değiştirilmeli, yani bu okullarda sadece Kur’ân’ın lafzını ezberlemeye yönelik kuru bir eğitim vermenin ötesinde Kur’ân’ın lafzını ve manasını tahsile yönelik bir eğitim tarzı esas alınmalıdır. Diğer bir ifade ile sadece ezbere dayalı “hafızlık sistemi”yerini, “manaya dayalı ezber”sistemine bırakmalıdır. İslam’ın alimi ve amili olmanın yolu, bu tarz olsa gerek.

6-Bu okullardan mezun olanlar, sadece hafız olarak değil, aynı zamanda hafız-alim veya alim-hafızolarak mezun olmalıdır. Kürsülerimizin, mihraplarımızın ve minberlerimizin her birinde talimli, tecvitli, muhabbetli, tefekkürlü, bilgili, şevkli, hüzünlü, ümitli, liyakatli, kısaca peygamber ahlaklı, peygamber misyonlu ve vizyonlu alimler, öğretmenler, müftüler, vaizler, imamlar ve hatipler bulunmalıdır.

7-Eğitim tarzı, icbara değil; ikna ve irşada, sevgi, saygı ve şefkate  dayanmalıdır.

8-Kur’ân kurslarından başlatılan bu düzenlemelerin belki İmam-Hatip Liselerinin ve İlahiyat Fakültelerinin de gözden geçirilmesine, gelişmelere uygun bir şekilde dizayn edilmesine vesile olacağına inanıyoruz.

9-İmam-Hatip Liselerinin ve İlahiyat Fakültelerinin artması önemlidir, ancak bundan daha önemli olan bu okulların keyfiyeti ve kalitesidir. Kalite olmadıktan sonra artışın da bir anlamı olmayacaktır. Bugün ilahiyat fakülteleri, öğrenci mezun ediyor, diploma veriyor, ama mezun olanların birçoğu kaybettikleri zamana karşılık istenilen kıvamda müftü, öğretmen, âlim, mütefekkir, kâri’ veya kurra’ olamıyor. Müstesnaların affına sığınıyorum.

10-Kur’ân Eğitim Kurumlarının birinci basamağı Kur’ân ana okulu, ikinci basamağı Kur’ân okulu, üçüncü basamağı İmam-Hatip Lisesi, dördüncü ve son basamağı  İlahiyat Fakülteleri olmalıdır.Her bir basamak, bir öncekinin noksanını tamamlamalı, İlahiyat Fakültesinden mezun olan öğrenci kıvamını bulmuş ve kemale ermiş, ihlas ve takvayla zirve yapmış, taassuptan uzak, ilim ve hilimle müzeyyen bir şekilde mezun edilmeli ve göreve gönderilmelidir.

11-İnsanlar fanidir, Allah’ın davası ise bakidir. Baki bir dava fani insanların omuzuna yüklenmez, umuduna bırakılmaz. Biz beşeriz, bugün var, yarın yokuz. Ama sistemler kalıcıdır. Sistem güzel olursa, kim gelirse gelsin, kim giderse gitsin, çark güzel döner, güzel eserler ve ürünler verir.

12-İlahiyat fakültesinden mesai arkadaşınız olarak son bir temennim de şudur: Yurt içi ve yurt dışında birçok konferanslara, özellikle Kutlu Doğum Konferanslarına konuşmacı olarak katılmış bir kardeşiniz olduğumu bilirsiniz. Bu hususta acizane bir söz sahibi olduğum kanaatiyle demişimdir ve diyorum ki: Peygamberimizi anlatmaya bir hafta yetmez; her zaman, her yerde Peygamberimiz anılmalı ve anlatılmalıdır. Kutlu Doğum Haftasının tarihi değiştirebilir, ama hafta bir güne, bir günde iki saate indirilmemelidir. Kutlu Doğum Haftası da şekil ve merasimlerden ibaret kalmamalı, anlaşılan ve yaşanan peygamber anlatılmalı, herkes kendisini ona uymaya zorlamalıdır. Çünkü Allah, beşer bazında sadece Onu ve Onun ahlakını model olarak göstermiş ve Ona uymamızı istemiştir.

13-Bu teklif ve temennilerimiz eksik olabilir. Bunları geliştirmek, değiştirmek ve tamamlamak değerli birimlerinize aittir.

Muhterem Başkan!

Aynı fakültede çalıştık. Değişik vesilelerle az da olsa hoş beraberliklerimiz oldu. Beraberliğimiz nisbetinde Zât-ı âlinizi tanırım. Lafzen yükselme trendinizin manen yükselmenize engel olmamasını ve başarılarınızın devamını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.Yanlışlarınızı size söyleyecek olgunlukta ve takvada danışmanlar ve yardımcılar seçtiğiniz, onların uyarılarından istifade edecek enginlikte ve zenginlikte olduğunuz kanaatindeyim. Allah’ın sevgili ve başarılı kulu olmanız dileklerimle Zât-ı âlinizi ve teşkilatınızı Allah’a emanet ediyorum.

Dr. Vehbi KARAKAŞ
http://www.mirathaber.com/dr-vehbi-karakas-sayin-diyanet-isleri-baskani-prof-dr-ali-erbas-bey-118-2126y.html


Back To Top