12 Aralık 2017 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Ekonomi kurmayları Ak Parti’nin ayağını mı kaydırıyor?

Maliye Bakanı Naci Ağbal, 2018-2020 Orta Vadeli Programı'nın (OVP) açıklandığı toplantı sonrası önemli açıklamalarda bulundu.
Ekonomi kurmayları Ak Parti’nin ayağını mı kaydırıyor?
Açıklanan orta vadeli programda, 2018 bütçesinin kolay bir bütçe olmadığını söyleyen Ağbal  “Bütçe disiplinine kararlılıkla devam ettiğimizi özellikle belirtmek isterim. Yıl sonu bütçe açığını yüzde 2 seviyesinde tutuyor olmamız son derece önemli. Bu yıl bütçe açığının 61 milyar TL’nin daha da altında kalabileceğini düşünüyorum. KGF uygulamalarının bütçeye yansımaları devam edecek. Artan kamu harcamaları üzerinde tasarruf yapmak istiyoruz. Bugün çok kapsamlı bir torba yasayı Meclis’e göndereceğiz. Vergi gelirlerini artıracak kalıcı düzenlemeleri bu torba yasa ile Meclis’e gönderiyoruz” dedi.
Ekonomi ile ilgili bugüne kadar ki eleştirilerimiz ve önerilerimizin hedefi ‘’Emrolunduğun gibi dost doğru ol’’ prensibine bağlı olarak;  iyiye iyi kötüye kötü deme erdemidir. Bu temel erdemden hareketle milletimizin menfaatine eleştirilerimizi ve önerilerimizi sürdüreceğiz.

Öncelikle şunun altını net biçimde  çizelim; mevcut ekonomik yapı ve alınan kararla hem hükümlete olumsuz yansıyacaktır hem millete. Bu kararlar milletle hükümletin arasını açacak  kadar  kaypak bir zemindedir.  OVP alınan kararların  olumsuz yansımaları  olacaktır.  Öngörülere dayanan, ayakları yere basmayan  kararlar, vergi arttırıcı, gelir daraltıcı  günü kurtarıcı faiz sistemini besleyici ekopolitik açıklamalardır.

Bakan Ağbal; vergileri arttırarak bütçe disiplininden bahsediyor.  KDV % 8 den % 18’e, Özel tüketim vergisinin ‘’0’’ dan 6.7 yükselterek, milletin  cebinden alınarak mı mali disiplin sağlanacak? Vergileri arttırarak, genel talebi kısarak mı yıl sonu hedeflenen enflasyona ulaşılacak?

150 m2 üzeri konutlarda % 8’den % 18 yükselterek konut fiyatlarını arttırıp,  talep daralmasına ve issizliğe neden olmayacak mı? Satılamayan konutlar, ödenemeyen kredilere neden olup konut  üreten fırmaları sıkıntıya sokmayacak mı?  Bu verhi artışları,  ticaret daralması ile vergi üretmesine de ayrıca bir darbe olmayacak mı? İnşaat sektörünü etkileyecek tapu harçlarını da artması, motorlu taşıtlar vergisine % 40 zam yapılması,  vergilerin arttırılması ile tabandaki ekonomiye  olumsuz yansımayacak mı?

Vergileri arttıracaksanız, lüx tüketimden,  tabana, ücretliye yansıtmadan tamamen var olandan alın. Kobilere 2017 yılında toplam kredi üzerinden  486 milyar TL aktarılarak, aradaki faiz ödemeleri bu vergilerle çıkartılıyor. Bu vergiler kobilerin faizinin ödenmesi için olup aynı zamanda faizden kaynaklanan  yüksek bütçe açığını engellemek içindir. Ağbal’ın KGF bütçeye yansımaları devam edecek dediğide budur.

Bunlar, mevcut  borca dayalı para sisteminin uygulanmasından kaynaklanan  çaresizliklerdir.  Şiddetle eleştirdiğimiz, ve milletimizin iktisadi kurtuluşu için olmazsa olmaz gördüğümüz mevcut uygulanan para kredi sisteminin 2002-2016 yılları arası, uygulanan bu faizci borç yapıcı para kredi sistemi bakalım nasıl bir gösterge önümüze koyuyor.

Milyar TL

2002

2008

2010

2015

2016

Toplam Hazine Borç Stoku

242,7

380,3

473,5

677,6

759,6

İç Borç Stoku

149,9

274,8

352,8

440,1

468,6

Dış Borç Stoku

92,8

105,5

120,7

237,5

291,0

KİT Borçları

27,6

69,0

64,3

37,0

38,0

İç Borçları

15,8

62,6

55,9

31,5

31,8

Dış Borçları

11,8

6,4

8,4

5,5

6,2

Belediyelerin Banka Borçları (2016 verisi tahmindir)

1,3

7,6

5,9

13,6

15,0

KAMU KESİMİ TOPLAM BORÇ STOKU

271,6

456,9

543,7

720,1

803,8

ÖZEL KESİM TOPLAM KREDİ BORÇ STOKU

87,8

396,4

507,5

1.428,5

1.709,5

hane halkının BANKALARA BORCU

6,6

118,0

174,3

401,2

439,8

ÖZEL SEKTÖR + hane halkı BORÇ TOPLAMI

94,4

514,4

681,8

1.829,7

2.149,3

TOPLAM

366,0

971,3

1.225,5

2.549,8

2.953,1



Kaynak: Hazine, TCMB, BDDK  Mühesebat Gen. Müd

Bu tablo  2002 de ekonomide toplam borçlar 366 Milyar TL iken  2016 yılında  sekiz kat artarak 2 trilyon 953 milyar TL olmuştur. Borcun değerlendirilmesi milli gelire göre değerlendirilir.  Evet milli gelirimiz 200 milyar dolardan 800 milyar dolara çıkmıştır. Dört  kart  milli gelir artarken  borç  sekiz kat artmıştır. Enkötüsü de  borç uygulanan para kredi sistemi ile halka yani tabana yayılmıştır. 2001 krizinde ki  borç yükümüzün milli gelire  oranı %102 iken  bugün  %118 yükselmiştir. Yani 100 TL gelirin varken 102 TL borcun vardı. Şimdi  100 TL gelirinde bu kez 118 TL borcun var.

Tabloya baktığımızda  sürekli bir borçlanmanın olduğunu, bunun nedeninin  itiraz ettiğimiz borca dayalı para sisteminin ısrarla uygulanmasında  görüyoruz. Hane halkının borcunun artmasındaki sürekli yükselen yapısı, toplumsal bir çöküşün işaretidir. Uygulanan faize dayalı politikalar, mevcut  faizci  borçlanma sistemine bağımlılığını gösteriyor.

Maliye bakanının bu programa bağımlı olarak 27-28 milyar  vergilerin arttırılmasına yönelik açıklamaları,  2018 bütçesinin faizci  yapıya teslim olmuşluğun devamını göstermektedir. Maalesef ekonomide yapısal değişime  gidilmiyor ve durum gittikçe artan borç oranı ile daha kötüye gidiyor.

Büyüme hedeflemesinde GSYH büyümesinin 2017-2020 arasındaki istikrar diye yapılan açıklamaların,  büyümenin ortalama 5.5 de tutulacağı iddiası bugün kurtarma açıklamalarıdır. Büyüyen bir şey varsa  oda borçlardır. Mevcut ekonomi kurmayları yeni bir ekonomik modeli neden düşünmüyor?  Faizsiz bu işin olabileceği gerçeğini neden kabul etmiyor?

 Ekonomi bakanı Mehmet Şimşek  2018-2020 OVP(orta vadeli plan)  adı altında somut olarak gördüğümüz borçlanarak büyümeyi hedefliyor.  Dış  ödemelerin geldiği dönemlerde, sıcak para politikaları ile,  yüksek faiz düşük kur politikalarını devam ettireceğini anlıyoruz. Borçlanarak büyümeye mahkum müyüz?

Soruyoruz; bunu dayatan ekonomik politik anlayış,  Ak parti’nin ayağını kaydırmış olmuyor mu?

Bakan Şimşek  “Küresel düzeyde borçluluk artmakta ve bu durum küresel ekonomi üzerinde bir kırılganlık oluşturmaktadır. Yakın dönemde bu risklerin dengeli olduğunu düşünüyoruzve küresel büyüme ile ilgili şu an itibariyle olumlu bir görünüm söz konusu” diyor. Şimşek, Türkiye’de kişi başına gelir seviyesinin önemli oranda iyileştiğini ve Türkiye’nin sınıf atladığını söylüyor.  Sayın bakanın bu ifadesi, dünyadaki krizi nasıl algıladığını gösteriyor. Ayrıca  sürekli borçlanma ile büyümeyi olumlu gördüğü  anlaşılmaktadır.

  6.6 milyar TL den  439.8 milyar TL borca çıkan hane halkının durumunu  sayın Mehmet Şimşek Türkiye’nin sınıf atlaması olarak mı görüyor?

Mehmet Şimşeğin kaynak diye yastık altındaki tabanda duran altınları, ekonomiye taşıma  diye tavana taşıma çalışmaları hedefe ulaşsın diye;  Ekim ayında ihracına başlanacak  altın dayalı tahvil ve altına dayalı kira sertifikalarından elde edilen faiz gelirleri  vergilendirilmeyecek. Bu altın tahvilleri ile faiz geliri elde edecek olan faizcileri,  vergilendirmeyeceksin tabana yansıyacak vergi arttırımları ile milleti vergilendireceksin.  Mevcut  ekonomi yönetimi millete mi çalışıyor faizcilere mi?

Bankalarda gerçek kişilerin mevduatı 931 milyar TL dir.  GSMH % 54.5 sahip olan nüfusun % 1 kısmının servetinden  servet vergisi alacağına;  vergiyi geliri olmayan tabana yayarak; işçiden, memurdan, işsizden mi toplayacaksınız?

Sözün özü şudur; uygulanan maliye politikaları, parayı kontrol eden ve  politikalarını uygulayan paranın sahibine, bağımlıdır. Paranın sahibi olmayan bir devletin hükumeti; bağımlı olan bir ekonomi yönetimi olarak,  aynı borca dayalı para kredi sistemini uyguladığı sürece;  ücretliler, memurlar, emekliler  düşük ücret almaya mahkumdur.  İssizlerin sayısının  artması, milli gelirdeki adaletsizliğin daha da artması kaçınılmazdır.

Güçlü dış siyaset, güçlü bir ekonomiye bakar. Ekonomik olarak çökerseniz siyasi gücünüzde çöker. Krizlerin bir fırsat olduğunu görüp yeni iktisadi modelin önü artık açılmalıdır.

Selam ve dua ile...

Yunus EKŞİ
http://www.mirathaber.com/ekonomi-kurmaylari-ak-partinin-ayagini-mi-kaydiriyor-3-1933h.html