20 Ocak 2018 Cumartesi
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

İslam'da evlenme yaşı

İslam dini evlenme konusunu hayatın olmazsa olmazı olarak kabul etmiştir. Çünkü insan neslinin devamı, evlenme ile mümkün olmaktadır.

İslam dini evlenme konusunu hayatın olmazsa olmazı olarak kabul etmiştir. Çünkü insan neslinin devamı, evlenme ile mümkün olmaktadır. Evlenme işleminin tamamlanması için de, bir kadın birde erkeğin olması şarttır. Yani evlilik, karşı cinslerle mümkündür. Batıda olduğu gibi, aynı cinsin evlenmesi hem mümkün değil, hemde büyük günahı gerektiren çirkin bir suçtur. Aslında tahrif edilmemiş semavi dinler de, hem cinslerin evliliğini reddetmektedir.

Her şeyin bir mevsimi ve bir zamanı olduğu gibi, evlenmenin de zamanı ve şartı vardır. Cenab-ı Hak, her şeye bir sınır koymuştur. Bu durumu anlatan ayet-i kerime şöyledir. 

وَمَا مِنْ دَابَّةٍ فِى الْاَرْضِ وَلَا طَائِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ اِلَّا اُمَمٌ اَمْثَالُكُمْ مَا فَرَّطْنَا فِى الْكِتَابِ

"Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve (gökyüzünde) iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa, hepsi ancak sizin gibi topluluklardır. Biz o kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık."Denilmektedir.[1]      

Ayetten anladığımıza göre, Tek hücreli canlılardan omurgalılara, sürüngenlerden iki veya dört ayakla yürüyenlere ve kanatlarıyla uçanlara varıncaya kadar bütün canlılar, kendi aralarında birer tür oluşturmaktadır. Ancak insanoğlu bu türlerin en şereflisi ve en mükemmelidir. 

Her tür canlının kendine mahsus ortak özellikleri vardır. Yani Yüce Rabbimiz, yarattığı canlıların hayatlarını, hem tek olarak, hem de toplu olarak kontrol etmekte ve ihtiyaçlarını karşılamaktadır.

Evlenmekte bir ihtiyaç olduğuna göre, her şeyi düzenleyip kontrol eden yüce Allah(c.c.) insanların evlenme yaşını da tespit etmiş ve zamana yaymıştır. Yani bir günle sınırlı değildir.

Günümüzde evlenme yaşını tespit eden kanunun 124. maddesinde, "Erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça evlenemez " denildikten sonra, ebeveynin muvafakati ve hâkim kararı, ile on altı yaşını dolduranların da evlenebileceği belirtilmektedir.

Yani on sekiz yaşından gün almamış kişiler, kayıtsız ve şartsız olarak, kimseye danışmadan evlenme yetkisine sahip değildirler. Benim anladığıma göre on yedi yaşını doldurmaya bir günü kalanlar, kendi iradesi ile evlenemez, ama bir gün sonra on sekiz yaşına girdiği zaman evlenebilirler.

İslam bu durumu, buluğ çağına erme olarak sınırlamıştır. Ancak buluğ çağı demek, biyolojik olarak, ergenlik çağının başlaması, çocukluk döneminden çıkıp, yetişkinler topluluğuna adım atılması demektir. Bu durum, derhal evlenilmesi gereken çağ demek değildir. Çünkü buluğ çağı çocuğun biyolojik, psikolojik ve fiziki şartlarına göre değişebildiği gibi, iklim şartlarına göre de değişmektedir.

Ergenlik çağının net olarak bilinmesi, erkek çocuklarda ihtilam olma, kız çocuklarında da adet görme ile başlamaktadır.  Bu durum her insan için aynı olmadığından dolayı, yaş ile sınırlanması da doğru olmayabilir. Onun için bu zaman dilimi, İslamî anlamda alt ve üst sınır olarak iki şekilde belirlenmiştir.

Alt sınır, kızlarda dokuz, erkeklerde on iki olarak belirtilmiş, ama bu yaş gurubu evlenme çağı olarak kabul edilmemiştir. Çünkü bu yaş gurubundaki insanlar, korunup kollanmaya muhtaç durumda bulunmaktadırlar. Bu durumu, yetimlerle ilgili ayet-i kerimeden anlıyoruz. Şöyle ki

وَابْتَلوُا الْيَتَامَى حَتَّى اِذَا بَلَغُوا النِّكَاحَ فَاِنْ اَنَسْتُمْ مِنْهُمْ رُشْدًا فَادْفَعُوا اِلَيْهِمْ اَمْوَالَهُمْ

"Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri (gözetip) deneyin, eğer onlarda akılca bir olgunlaşma görürseniz hemen mallarını kendilerine teslim edin." [2]

Ayette yetim kalmış ve bir vasi tarafından korunmuş olan çocukların, mallarının verilmesi hususunda, buluğ veya rüşt kelimesi kullanılmamaktadır. Evlenme çağına gelinceye kadar deneyin, aklî yönden malını idare edecek şekilde olgunlaştığını görürseniz, malını teslim edin. Aksi halde bir müddet daha korumanız altında bulundurun denilmektedir.

Öyle ise, malını idare edemeyecek çağda olan bir erkek çocuk, evlendiği kadını nasıl idare edecektir. İdare etme kabiliyetine sahip olmadığı için, işkence etmeye başlayacak, bunun neticesi olarakta yuvada çatlaklar meydana gelecektir. İdare kabiliyeti gelişmemiş bir kişiye, kendi malının teslim edilmesini istemeyen Yüce Mevla, bir canın teslim edilmesine olacak mı?

Bunun tersi olarakta, aklen olgunlaşmamış bir kız çocuğu, aile sorumluluğunu nasıl üstlenecek, eşini ve çocuklarını nasıl idare edecektir. Öyle ise Rüşd kelimesi, aklen ve bedenen olgunlaşma ve kendini idare etme çağına ulaşma anlamına gelmektedir. Bundan dolayı evlenen kadınlar, kız çocuğu olarak değil, kadın olarak vasıflandırılmıştır. Bu durumu anlatan ayet-i kerime şöyledir.

يَا اَيُّهَا النَّبِىُّ اِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ

"Ey Peygamber! Kadınları boşamak istediğiniz zaman onları iddetleri içinde boşayın. Denilmektedir." [3]

Ayetteki nisa kelimesi,  rüştüne ermiş, olgunlaşmış ve ne yaptığını bilecek duruma gelmiş bir kadını tarif etmektedir. Eğer bir kız çocuğu dile getirilmiş olsaydı, benât kelimesi kullanılırdı. Farzedelim ki bir kadın evlendi, zifaftan sonra boşandı ise, yine de olgunluk çağında bir kadın demektir.

 Başka bir ayette de bu durum şöyle anlatılmaktadır.

هُنَّ لِبَاسٌ لَكُمْ وَاَنْتُمْ لِبَاسٌ  لَهُنَّ

"Onlar sizin için birer örtü siz de onlar için birer örtüsünüz denilmektedir."[4]

Evlenecek çiftlerin birbirine örtü görevi yapabilmesi için, her çeşit sorumluluğu üstlenecek çağa gelmesi lazımdır. Çünkü evlenecek kişilerin, birbirinin ırzını, namusunu, malını ve çocuğunun sorumluluğunu üstlenecek eğitime ve sorumluluğa erişmiş olması gerekir. Aile yönetimindeki eğitimin okuldan öğrenildiğini düşünmekte meseleyi halletmez. Zira evlilik hayatında lazım olacak eğitimin önemli bir kısmı, aileden, yani ana-babadan öğrenilmektedir.

Temizlik, giyim,  yemek yapma ve mutfak ihtiyaçlarını temin etme gibi bilgiler, aile içinde pratik olarak bellenmektedir. Bunlar, evlilik hayatında lazım olan en önemli eğitimlerdir. Çünkü okul,  bilgi ve görgüde insanın olgunlaşmasını sağlar, ama aile hayatında lazım olacak pratik bilgilerin, mahrem yerlerini öğretemez.

Kadın hastalıkları uzmanlarından yüz tane doktor toplayıp, dokuz yaşındaki bir kız çocuğunu evlendirmek istediğinizi söyleyecek olsanız, bu evliliğe bir tanesinin onay vermesi mümkün değildir. Onun için, İmam-ı Azam Ebu Hanife'de buluğ çağını kızlarda on yedi, erkeklerde de on sekiz yaş olarak tespit etmiştir. [5]

Sağlıklı bir evliliğinde buluğ çağından önce gerçekleşmesi uygun değildir. Yani evlenme yaşı tahdid edilmiş olmasa bile, cinsel birleşmenin sağlıklı olması için, tarafların buluğ çağını geçmiş ve olgunluk çağına ulaşmış olması gerekir. Bununla beraber, huzurlu bir ailenin kurulabilmesi için, evlenecek kimseler arasındaki yaş farkının da çok fazla olmaması lazımdır. Çünkü evliliğin mutlulukla devam etmesi için, denklik konusu da son derece önemlidir. 

Evlilik sıradan bir olay değildir. Her iki taraf için de hayatın bir dönüm noktasıdır. Onun için, akıl olgunluğunun yanında, bedenen de olgunlaşmayı gerektiren bir birleşmedir. Evlenme akdine kendi iradesi ile imza atma çağına gelmemiş çocukları evlendirmek, hayırlı bir başlangıç olamaz. Bundan dolayı eşlerin olgunluğa ermesi ve kendilerini yönetecek hale gelmesi lazımdır.

Çocuk yaştaki kızlarını evlendirmek isteyenler, Hz. Aişe validemizi de paravana olarak kullanıp, kendilerine zemin hazırlamaya çalışmaktadırlar. Aslında onların bildirdikleri yaş doğru değildir. Bu durumu tarihi vakıa olarak açıklayan, Diyanet İşleri Başkanlığının yayınlarından aldığım bir paragrafı aynen kaydediyorum.  

"Hz. Ayşe'nin evlendiği zaman yaşının büyük olduğunu, ablası Esma'nın biyografisinden kesin olarak anlıyoruz. Eski biyografi kitapları Esma'dan bahsederken diyorlar ki: "Esma yüz yaşındayken, Hicretin 73. Yılında vefat etmiştir. Hicret vaktinde yirmi yedi yaşındaydı. Hz. Ayşe ablasından on yaş küçük olduğuna göre, onun da hicrette tam on yedi yaşında olması icap eder. Demek ki evlenecek çağda bir kızdı." [6]

Hz Ebu Bekir (r.a.), 611 yılında Müslüman olmuştur. Müslüman olduktan sonra davranışları değişmiş olan babasının, tavır ve hareketlerine, Aişe validemiz, aklının erdiğini söylemektedir. Bu duruma göre o zaman 5 veya 6 yaşlarında olması gerekir.  Efendimiz peygamberlik görevini aldıktan sonra, 13 yıl  Mekke'de yaşadı, sonra (622 yılında)  Medine'ye hicret etti. Hicretten iki yıl sonra evlendiğine göre, Hz. Aişe validemizin o zamanki yaşı,18 civarındadır.

İslam tarihi ile ilgilenenler, birçok arap adetlerini öğrenirler, Onlardan biride, cahiliye Araplarında kız çocuklarının yaşı, buluğ çağından sonra sayılmaya başlanırdı. Bu hesaba göre de Aişe validemizin yaşı on sekizi göstermektedir. Ancak, bazı çevreler, bu gerçekleri bilmeden veya bildikleri halde, kasıtlı olarak, İslam'a hücum etmek için, Hz. Aişe validemizin evlenme yaşını dokuz olarak dillendirmektedirler.

Çocuk yaştaki kızlarını evlendirmek isteyen zavallı ebeveynlerin, Aişe validemizin evliliğini istismar etmeleri meşru bir sebep değildir. Evlenecek şahıslar, kendi iradeleri ile karar vermelidirler. Ana baba istedi diye çocukların zorla evlendirilmesi, İslam'ın onayladığı bir evlilik şekli değildir.

DİPNOTLAR

[1] EnamSuresi6/38
[2] Nisa Suresi 4/6
[3] Talak Suresi 65/1
[4] Bakara Suresi 2/187
[5] Fetevayı Hindiye 10/345
[6] Hatemü'l Enbiya Hz. Muhammed ve Hayatı, Ali Himmet Berki, Osman Keskioğlu, s. 210

Emekli Müftü Ali KARA
http://www.mirathaber.com/emekli-muftu-ali-kara-islamda-evlenme-yasi-63-669y.html