18 Ekim 2017 Çarşamba
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Youtube

Engelli milletvekili intihara teşebbüs eden vatandaşı ikna etti

İntihar etmeye çalışan 35 yaşındaki Berker Filizsoy, tesadüfen aracıyla olay yerinden geçen AK Parti Bursa Milletvekili Bennur Karaburun tarafından ikna edildi.
Engelli milletvekili intihara teşebbüs eden vatandaşı ikna etti
Bursa Setbaşı Köprüsü’ne çıkarak, intihar girişimde bulunan Berker Filizsoy’u, evine giden AK Parti Bursa Milletvekili Bennur Karaburun, aracından inerek, ikna etmeye çalıştı. Bunalıma girdiğini ifade eden Filizsoy, “Annem, babam olmadığı için yaşamak istemiyorum. Benim evim bile yok. Sokaklarda kalıyorum. Ama polisler de yanlış anlıyor. Allah var. Allah hepimizin yardımcısı olsun” dedi.

Tekerlekli sandalyesi ile Filizsoy'un yanına giden ve kısa sürede ikna eden AK Parti Bursa Milletvekili Bennur Karaburun, “Bazen insanlar psikolojik bunalıma giriyorlar. Ben de buradan arabamla geçiyordum. Görünce dayanamadım. Biraz kendisi ile konuştuk. Devlet olarak üzerimize ne düşerse yapacağız, kendisine destek olacağız” dedi.

İntihara teşebbüs eden Berker Filizsoy, polis tarafından ifadesi alınmak üzere karakola götürüldü.
SABIR VE CEHTLE BÜTÜN ENGELLER AŞILABİLİR

Engelli veya engeller deyince eski tabirlerle izah edecek olursak çoğu zaman özürlü/sakat veya özürlülük/hastalık gibi daha çok menfi çağrışımlar aklımıza gelir. Halbuki, bedeninde hiçbir rahatsızlığı veya eksikliği olmayan birçok insan da kendini engelli hissedebilir ve engellilerin psikolojisine kapılabilir. Engellilik sendromu, toplum tarafından kendini ötekileştirilmiş, dışlanmış ve(ya) yalnızlaştırılmış duygularıyla ortaya çıkar. Aile desteğinden, akraba himayesinden veya komşuluk ilişkilerinden mahrum olanlar, bu garip duyguları daha yoğun olarak yaşar. Bir de işsizlik, maddî sıkıntılar, yoksulluk, borçlanmış olmak, evsiz barksız olmak gibi sebeplerden ötürü temel insanî ihtiyaçlarını dahî yeterince karşılayamamak gibi sosyo-ekonomik sorunların girdabında boğulacakmış gibi haleti ruhiyeye giren engellenmiş insanlar, çaresizlik içinde intiharı bile düşünebilir.

Mirat-Haber olarak birkaç kez intihar olayları ile ilgili haberlere parmak bastık ve elimizden geldiği kadar, hem bireysel, hem de kamusal boyutlarıyla çözüm önerilerinde bulunduk. Mezkur haber ise, diğerlerinden farklı olarak, özellikle fotoğrafın yansıttığı çarpıcı sosyal ve manevî mesaj içerikleri açısından çok manidardır. Normalde engelliler, özel durumları gereği en azından düşünsel boyutuyla toplum içinde intihara nispeten daha yakındır. Ama burada tamamen farklı bir tablo söz konusudur. Tekerlekli sandalyeye mahkûm bayan milletvekili, intihar teşebbüsünde bulunan bedenen sağlam fakat psikolojik olarak depresyonların etkisinde olan, bir başka ifadeyle karmaşık ruhî sarsıntılar sebebiyle engellilik durumunu farklı boyutlarda yaşayan bir vatandaşın yanına yaklaşmış durumda. Gayesi açıktır, intihara girişen vatandaşı bu niyetinden vazgeçirmektir.

Engelli bayanın sırf bu cana yakın duruşu ve merhamet dolu insanî bakışı bile intihar girişiminde bulunan kişi için yeterince ikna edici olduğunu düşünüyorum. Çünkü engelli bayan, hiçbir söz sarf etmese bile, hal diliyle, ‘canım kardeşim, bir benim durumuma ve bir de kendi hâline bak, ben bu hâlimle bile mücadele ediyorum ve durumuma rıza gösteriyorum, vazgeç dönüşü olmayan bu teşebbüsünden, hayat cana kıyılmayacak kadar çok değerlidir, sabırla ve cehtle her engeli aşabilirsin, bana bak ve sen de hayata yeniden sarılacak manevî gücünü keşfet…” demektedir.

Kader, tesadüfen iki “engelli” insanı bir araya getirmez. Kader, basiret sahibi insanlara bu hadisenin görünen dış yüzünden görünmeyene geçmek, hadiseye dikkat ve rikkatle bakıp hikmeti yakalamak, buna göre bir hayat dersi çıkartmak ve hakikati anlayabilmek için bir fırsat vermektedir. Hepimiz özellikle musibetlerin art ardı gelip bizleri imtihan ettiğinde psikolojik olarak epey sıkılabiliriz ve buhranlı dönemler yaşayabiliriz. Bu durum, bazen kişinin her şeyden hatta ahiretten, Allah’tan ve yaşamaktan bile ümidinin sonlanmasına yol açabilir.

Böyle bedbin bir haleti ruhiyeye düşen bir Müslüman, manevî karanlığın içinde kendine veya başkalarına her türlü kötülüğü yapabilir. Halbuki C. Hak, asi kullarını dâhil herkesi sonsuz rahmeti ile müjdelemekte ve Kendisinden sevginin ve merhametin bir yansıması olarak asla ümit kesilmemesini adeta emretmektedir. Aksi takdirde kalıcı ümitsizlik, insanı küfür bataklığına sürükleyebilir. İşte Yüce Mevla’mızın kendini engellenmiş, yalnız ve(ya) dışlanmış hisseden bütün Müslümanlar için, uyarı mahiyetinde çok hususî ve çok samimî bir açıklaması:

Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz; çünkü Allah'ın rahmetinden ümidini kesen ancak kâfirler güruhudur.”(Yusuf: 87).

Ali Fuat AKÇAPINAR
http://www.mirathaber.com/engelli-milletvekili-intihara-tesebbus-eden-vatandasi-ikna-etti-8-1944h.html