20 Ekim 2018 Cumartesi
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Erdoğan ikinci kez müzik üniversitesi projesinden bahsetti

Cumhurbaşkanı Rеcеp Tаyyip Erdoğаn eşi Emine Erdоğan'la birliktе Hаliç Kongrе Merkezinde düzenlenen Erol Parlak Çanakkale Ağıtları Konsеri'ne katıldı.
Erdoğan ikinci kez müzik üniversitesi projesinden bahsetti
Konsеrе, Cumhurbaşkanı Erdоğan'ın yanı sırа, Genelkurmаy Bаşkаnı Orgеnеral Hulusi Akаr, Milli Eğitim Bаkаnı Nаbi Avcı, Ailе ve Sоsyal Pоlitikalar Bakanı Fatma Bеtül Sayan Kaya, Gençlik vе Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, İstanbul Valisi Vasip Şahinile sаnаt, iş, spor camiasından çоk sayıda davеtli hаzır bulundu.

Konsеrin аrdındаn Cumhurbaşkanı Erdоğan'a konsere olаn katkılarından dоlayı bir ödül tаkdim edildi. Ödül töreninin аrdındаn kısа bir tеşеkkür konuşmаsı yаpаn Cumhurbаşkаnı Erdоğan, konsеri hazırlayan Erol Parak'a, Cumhurbаşkаnlığı Kültür ve Sаnаt ödül töreninde Müzik ünivеrsitеsi sözü verdiğini hatırlattı ve şöyle devam etti: “İnşallah bu müzik üniversitesini kurаcаğız. Adımlarını atacağız. Cumhurbaşkanlığında bunun çalışmalarına başlamış bulunuyoruz.”


MEVCUT 40 DEVLET KONSERVATUARIN KALİTESİ ARTIRILSA NASIL OLUR?

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Müzik Üniversitesi kurulmasına ilişkin ilk beyanlarını geçen sene Aralık ayında yapmıştı. Bunun üzerine YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç,“Biz de sanat dünyamız açısından bu güzel ve anlamlı öneriyi, talimatı ilgili kurullarımızla çalışarak, hemen gerçekleştirmeye çalışacağımızı bir taahhüt olarak ifade etmek isteriz.” demişti. Cumhurbaşkanımızın arzusu, bir öneri mahiyetindeyken buna gerek olup olmadığına yönelik bir ön araştırma yapılmaksızın YÖK Başkanı, bunu hemen talimat gibi algıladı ve taahhüt ederek, bunun derhal gerçekleştirileceğini söyledi. Aradan sadece birkaç ay geçti ama Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konunun sıkı takipçisi olduğunu son ifadelerinden yeniden öğrenmiş olduk. Hazırlık çalışmalarının YÖK bünyesinde değil de bu sefer Cumhurbaşkanlık Külliyesinde yapılması, sanki YÖK’e paralel veya alternatif bir yüksek eğitim kurumunun oluşturulduğu izlenimini vermektedir. Külliye kelimesi de geleneksel olarak zaten biraz da bu tedrisat havasını vermiyor mu?

Son on yılda yüksek öğretim sistemindeki büyüme, sayısal yönden ilerlediği bir gerçektir. Şu anda bile 182 üniversitemiz ve 40 civarında devlet konservatuarımız var. Ancak bununla birlikte keyfiyet itibarıyla (nitelik ve kalite açısından) ilerlediğimizi iddia etmek hayli zordur. Üniversiteler, özgür düşünebilen kaliteli akademisyenlerin ar-ge çalışmaları sayesinde küreselleşen dünyada yüksek teknoloji, inovasyon, sibernetik, dijital/bilgisayarlı işletmecilik, rekabetçi girişimcilik, iktisat ve sosyal politikalar gibi alanlarda toplumların sosyo-ekonomik gelişmelerine ciddî katkılar sağlar. Dünya ülkeleri arasında insanî gelişmişlik seviyemizin halen düşük seviyede ise bunun bir sebebi de yeteri sayıda üniversitelerimizin olmamasından ziyade yüksek kalitede fazla bilim ve araştırma insanı yetiştirmememizdendir.

Geçmiş yıllarda YÖK aracılığı ile üniversiteler, bilimin değil de daha çok Kemalist devletin laikçi talimatlarına uymak mecburiyetinde idi. Gerçi artık başörtü yasağı kalktı ama örneğin “Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi” dersi üniversite öğrencisi olarak hangi bölümü seçerseniz seçin bugün tüm üniversitelerde zorunlu ders olarak halen okutulmaktadır. Birkaç yıldan beri nihayet YÖK ile hükümet ve(ya) Cumhurbaşkanı arasında bir uyum söz konusudur. Üniversitelerimizin önemli bir kesimi de artık muhafazakârların/dindarların yönetimindedir. Ne var ki bu süreçte ne eğitimin içeriği/niteliği zenginleştirilebilmiş, ne seküler paradigmalar değiştirilebilmiş, ne de akademik çalışmaların kalitesinde ciddî bir gelişme kaydedilmiştir.

Bu bağlamda yeni kurulması plânlanan Müzik Üniversitesi, klasik batı müziğinin yanında Türk sanat müziği ve Türk halk müziği alanlarında müzik, opera, tiyatro ve bale öğretiminin yapıldığı mevcut 40 devlet konservatuarından ne farkı olacak? Bu üniversite, müzik alanında hangi boşluğu kapatacak ve hangi zihnî dönüşümü sağlayacak? Şu anda konservatuarlarımız gerek hoca, gerekse öğrenci bulmakta zaten zorlanmakta iken, mezun olanlar alanlarında iş bulamazken daha büyük bir idarî yapılanma ile böyle bir üniversite kurma teşebbüsünde bulunmak gereklilik, aciliyet, maliyet ve etkinlik açısından ne derece doğrudur?

Müzik Üniversitesi kurmak yerine, orta ve uzun vadede konservatuarlarımızı dünya standartlarının üzerinde gerek icra, gerekse akademik kariyer açısından en iyi akademisyenlerle zenginleştirme gayretlerine girsek nasıl olur? Kabiliyetli öğrencilerimizi sadece iyi birer çalıcı olmanın ötesinde; Türk tasavvuf musikisinin yanında tarihî müziklerden günümüze çok farklı stilleri tanıyan, yorum aşamasında nota çalmanın ötesinde stil ve müzikal içerikli hikmete dayalı fikirler yürütebilen, bir sanat ve mütefekkir olarak kendimize ait müziğin manevî boyutunu hâkim olduğu yabancı dillerle dünyaya tanıtabilen evrensel nitelikte profesyonel müzisyenler olarak yetiştirebilsek nasıl olur? Müzik eğitimi veren okulların sayısı ile değil de niteliği üzerinde daha fazla kafa yorsak ve Itri gibi çağımıza hitap edebilen dünyaca ünlü yeni Türk müzisyenleri bir iftihar vesilesi olarak aramızda görebilsek nasıl olur?

Ali Fuat AKÇAPINAR
http://www.mirathaber.com/erdogan-ikinci-kez-muzik-universitesi-projesinden-bahsetti-7-410h.html


Back To Top