16 Ekim 2018 Salı
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

ERDOĞAN: OKULLARIN DAHA GÜVENLİ HALE GETİRİLMESİ İÇİN HER OKULA BİR POLİS GÖREVLENDİRİLECEK

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen programda Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin 400 projeyi içeren 100 günlük eylem planını kamuoyuna açıkladı. Törende konuşan Erdoğan, bütçe disiplinine uyulacağı mesajı verirken, şunları söyledi:
ERDOĞAN: OKULLARIN DAHA GÜVENLİ HALE GETİRİLMESİ İÇİN HER OKULA BİR POLİS GÖREVLENDİRİLECEK
“Millet bahçelerinin 5'ini bu dönemde (100 Günlük Eylem Planı) tamamlıyoruz. Atatürk Havalimanı'nı 29 Ekim'de üçüncü havalimanı bittikten sonra oraya taşıyoruz. Diğer taraftan Atatürk Havalimanı'ndaki çalışmalarımızı başlatıyoruz. En büyük millet bahçesi burası olacak.Malum her yer beton yığınlarıyla doldu, bunlardan kurtulmak lazım.”

Erdoğan,eğitime yönelik olarak da şunları kaydetti: “20 bin yeni öğretmen ataması yapılacak. Okulların daha güvenli hale getirilmesi için her okula 1 polis görevlendirilecek.”


BETONA DEĞİL AİLEYE VE ÇOÇUKLARIMIZA YATIRIM YAPMALIYIZ

Değerli okuyucularım;

Hükümetin 100 günlük eylem planında Türkiye’nin temel sorunlarının çözümüne dönük olarak ulaşımdan ekonomiye, dış ticaretten şehirciliğe, eğitimden sağlığa hemen her konuya yer verilmiştir. Benim dikkatime çeken Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeşil çevre oluşturma projesine yönelik olarak “her yerin beton yığınlarıyla dolu olup, bunlardan kurtulmak” gerektiğinin altını çizen sözleri olmuştur. Diğer ilginç bir konu ise okullarımızın daha güvenli hale getirilebilmesi için, her okula en az bir polisin görevlendirilmesi projesidir. Bu iki projenin altında aslında dolaylı da olsa özeleştiri içeren bir itiraf vardır. Bu itirafın özeti şudur: Bizler kalkınma için üretimi değil de betonlaşmayı önemseyip yeşil çevreyi ihmal ederken, aynı zamanda eğitim çağındaki çocuklarımıza yeterince manevî, pedagojik ve sosyal yatırım yapmadığımız için, okullarda bile ortaya çıkan şiddeti önlemek adına polisleri de okul personeline dâhil etmek mecburiyetinde kaldık.

Acı ama gerçek budur. Yıllardan beri okullardaki şiddet olaylarına bağlı olarak çarpık eğitim öğretim etkinliklerini, öğrencilerimizin bozulan ruh sağlıklarını ve olumsuz manevî gelişimlerini göremedik. Neyse. Zararın neresinden dönülse kârdır, ancak şu da iyi bilinmelidir ki sadece polisiyer tedbirlerle okullarda artan oranda görülen zorbalık ve şiddet önlenemez.

Okullarımızda Şiddet Olayları Bir Toplum ve Aile Sorunudur

Araştırmalar okullarda şiddeti önlemenin sadece polisler, kanunlar ve disiplin cezaları gibi yöntemlerle önlenemeyeceğini göstermektedir. Sorunun çözümü için, ilk önce bütüncül ve doğru bir teşhis şarttır. Şiddete meyilli çocuklar, genelde nefsanî dürtülerini kontrol altında tutamayıp öfkelenen, aşırı tepkili olan, derslerinde başarılı olamayan, yeterince ailevî ve toplumsal destek göremeyen, ailelerinde şiddete uğrayan veya şiddete şahit olan, istismara açık parçalanmış ailelerin çocuklardan meydana gelmektedir. Dolayısıyla okulda şiddet, okuldaki eğitimin kalitesi ile ilgili olduğu kadar aile dostu sosyal politikaların ilgi alanına girmektedir.

Okulların yeniden güvenli bir şekilde eğitim alınabilecek kurumlar olabilmesi için, öğrenciler arasında olduğu gibi, öğrenci ile öğretmenler ve(ya) okul yöneticileri ile personel/ebeveynler arasındaki iletişimin sosyal ve ahlâkî bir zemine oturtulması zaruridir. Burada başta okul müdürleri olmak üzere öğretmenlerin görev ve sorumlulukları büyüktür.

Okullarımızda öğrenciler arasında aşağılamalar, itme kakmalar, okul eşyalarına veya öğrencilerin malına kasıtlı olarak zarar vermeler, laf atmalar ve hatta küfür etmeler, ötekileştirmeler, çeteleşmeler, oyun alanlarında hâkimiyet kurmalar, keyif verici maddeler kullanmalar, kontrolsüz öfke ve kavgalara girişmeler, her ne kadar okul yönetim anlayışının ve pedagojik performansı düşük lakayt öğretmenlerin bir eseri ise de neticede ailevî sorunsalın da bir yansımasıdır.

Çünkü okul kaidelerine uymayan asosyal çocukların ailelerine bakıldığında bu ailelerin umumiyetle çocuk yetiştirmede tutarsız ve düşmanca davranışlar sergileyen, ceza yöntemi olarak çoğu zaman şiddeti tercih eden, çocuklarını ihmal eden ebeveynlerden oluşmaktadır. Ekonomik yönden yeterli olan ailelerimizin önemli bir bölümü de maddî/nakdî verişler dışında çocuklarıyla yeterince ilgilenmemektedir.

Okulda Şiddet Olayları Nasıl Önlenebilir?

Okulda şiddet hâkim ise bu genelde bir eğitim (okul ve yönetim) ve terbiye (aile) sorunudur. Okullarda yaşanan şiddet olayları, kurumsal eğitim güvenliğinin yanında eğitim sisteminin kalitesini de olumsuz yönde etkilemektedir. Okullarda şiddetin ortaya çıkmasını kalıcı olarak önlemek, sosyal yapımızı ve beşerî münasebetlerimizi bozan bu gayri ahlâkî davranışları ortadan kaldırmak konusunda polisiyer tedbirlere müracaat etmek, köklü bir çare olmadığı açıktır. Sorun, okullarda sorunlu öğrencilerimize yönelik psiko-sosyal destekli hizmetleri ile aile dostu sosyal politikalarla ancak çözülebilir.

Bu doğrultuda şiddetin her çeşidine yönelik tutum ve davranış sergileyen öğrenciler özel eğitime/terbiyeye tâbi tutulması ve bununla birlikte aileleri de psiko-sosyal destek kapsamına alınmalıdır. Önleyici tedbir olarak okul müdürleri, öğretmenlerin ve ebeveynlerin de dâhil olacakları okulda zorbalık ve şiddet davranışlarına karşı (sosyal sorunlu) öğrencilere duyarlılık/ahlâk/davranış/görgü kuralları eğitim programları tertiplemelidir.

Okullarımız, insan odaklı eğitim kurumları olmaları hasebiyle her çeşit şiddeti önlemek adına bütün iletişim kanallarını ve imkânları sonuna kadar değerlendirebilmelidir. Bu çerçevede okullarda sosyo-kültürel ve sportif etkinlikler artırılabilir, öğrencilerden gelen bireysel isteklere daha çok yer verilebilir, öğretmen ve velilere zorbalık ve şiddetle baş etmeye yönelik eğitim programları düzenlenebilir, okul rehberlik servisleri aracılığıyla zorba ve kurban öğrencilere davranış yönetimi ve sosyal beceri desteği verilebilir. Maksat, sevgi, şefkat, merhamet, mertlik, adalet gibi güzel duyguların motiflerini hayatın ciddî meseleleri üzerinde düşündürmeye yardımcı olmak olmalıdır.

Okullarımız, sevinçle, huzurla, vakarla, tevazuuyla hayatın güzelliğini ve sorumluluğunu saygı ve sevgi içinde paylaşarak yaşanabileceğini öğreten kurumlar olduğu sürece emniyet teşkilatı da daha az polis memurlarına ihtiyaç duyacaktır. Okullarımızda ve ailelerimizde çocuklarımıza bilginin yanında “iyi insan” olmanın yolları da gösterilirse, toplumsal olarak ‘iç disiplin’ de sağlanmış olur ve böylece herkes haddini, görevini ve yerini bilir. Sivilliğin, medeniliğin, saygının, şahsiyetlilik şuurunun ve iç barışın özünü böyle bir toplumun ruhunda görebiliriz.

Ezcümle; Okullarımızda ailelerin de içine alındığı psiko-sosyal ve pedagojik destek hizmetleri ne kadar artırılırsa polisiyer tedbirlere de o kadar daha az ihtiyaç duyulacaktır. İnsana yatırımı hedefleyen aile dostu eğitim ve toplum politikaları ne kadar etkin olarak uygulanırsa toplumumuzda da okullarımızda da şiddet olayları o kadar azalacaktır.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/erdogan-okullarin-daha-guvenli-hale-getirilmesi-icin-her-okula-bir-polis-gorevlendirilecek-6-4938h.html


Back To Top