18 Kasım 2018 Pazar
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram  - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Bizi Takip Edin

Instagram

Erol Evgin gibi küfretmeyi seven sanatçılar olursa gençlerin dil etiği olur mu?

Posta gazetesinden Oya Çınar'ın sorularına cevap veren Türk Pop Müziği'nin öncü seslerinden Erol Evgin, Çok öfkelendiğinizde edebileceğiniz en ağır küfür ne olur mesela? ‘Eşek’ falan mı?” sorusuna şöyle cevap verdi: “Yok canım, küfretmeyi, argoyu severim. Küfür lügatim iyidir. Şimdi örneklendirip okurların ahlâkını bozmayalım.”
Erol Evgin gibi küfretmeyi seven sanatçılar olursa gençlerin dil etiği olur mu?
Argonun zenginlik olduğuna dikkat çeken Erol Evgin,“Hem rahatlatır insanı, hem de dilde bir zenginliktir argo. Ben sahnede belden aşağı fıkra da anlatırım yerine göre. Ama zarif bir şekilde anlatıyorum ki insanlardan kötü tepki gelmiyor” diye konuştu.


KÜFRETMEK, RUHU KİRLETMEK VE TOPLUM DÜZENİNİ BOZMAK DEMEKTİR

Sevgili Okuyucularım;

Biz bilim insanları, psiko-sosyal konuları enine boyuna tahlil eder, hangi tutum ve davranışların insan ve toplum sağlığına iyi, hangilerin ise kötü olduğunu bilimsel yollarla ortaya koymaya gayret gösteririz. Mesela öfke anında en doğru yaklaşımın nasıl olması gerektiği hususunda Peygamberimizin (Sosyal) Sünnetinden de ilham alarak, bazı faydalı tavsiyelerde bulunmayı da ihmal etmeyiz. Bu bağlamda “Eşine öfkelenen adam evini yakmaya girişti” haberi ile ilgi yaptığımız yorumu hatırlatmak isteriz:

http://www.mirathaber.com/esine-ofkelenen-adam-evini-yakmaya-giristi-8-693h.html

Biz bu tavsiyeleri yapa duralım, 50. sanat yılını tamamlamış ünlü bir müzisyenin ulu orta çıkıp yüz binler satan bir gazete aracılığıyla “öfke anında argo kelimelerle zarifçe küfretmenin hikmetlerinden” bahsetmesine ne demeli? Neymiş efendim; argoca konuşmak, hem insanı rahatlatırmış, hem de dilde bir zenginlikmiş. Hakikatlerin böyle zarif görünen bir sanatçı tarafından bu kadar kolayca çarpıtıldığı başka bir ülke var mıdır acaba? Hayret doğrusu. Kimseden de bir tepki gelmiyor. Ne ilahiyatçılarımızdan, ne ahlâk bilimcilerimizden, ne psikologlarımızdan, ne de lisanımızı savunanlardan. O halde biz de acizane bu meseleye bir el atalım ve en azından şu küfür konusunu ve manevî/sosyal zararlarını kısa da olsa bir açıklayalım.

Sövüp Saymak Anlamında Küfrün Sosyal ve Manevî Âfetleri

Küfür, bir kişinin ırzı, namusu ve nesebi hakkında insafsızca sarf edilen çok çirkin ve hakaret içerikli sözlerdir. Küfreden insan, bunu çoğu zaman kontrolsüz bir şekilde öfke anında yapar. Böylece kızdığı kişiyi tahkir ederken ve ona eziyet vermek isterken, nefsanî/şeytanî haz alır. Rahatladığını zanneder ama aslında ruh dünyasını kirletir. Açık, gizli (imalı) veya argolu sözlerle sürekli olarak küfreden ve bunu bir alışkanlık hâline getiren bir küfürbaz, artık kendini ahlâken dizginleyemeyen, çekinme ve kontrol özelliklerini kaybetmiş bir psikopattır. Rekabet, haset ve kıskançlığın yoğun olduğu materyalist, hedonist, ferdiyetçi ve egoist bir sosyal çevrede yetişen “en sosyetik” insanlar dahî, zerafet görünümlü olmalarına rağmen zamanla karakter ve şahsiyet zayıflığına uğrar ve küfretmekten zevk almaya bile başlar. Böylece bireyler arası kırgınlıklar, toplumsal boyutuyla ahlâkî ve manevî çözülmelere kadar götürür.

Halbuki argolu sözlerle kim olursa olsun bir insanı rencide etmek, dinimize göre günahtır ve haramdır. “Kim bir zimmîye (sözlü veya fiilî olarak) eziyet etse, şüphesiz ben onun hasmıyım” (Camiu’s-Sağîr; I: 1210) diyen Peygamberimizin (sav) bu uyarıcı sözü, başkalarına eziyet vermenin ne kadar kötü bir davranış olduğu ortada değil mi? Güzel düşünen ahlâklı bir insan, nefret ve düşmanlığa yol açan onur kırıcı sözler sarf etmek yerine hep gönül alan ve muhabbeti artıran güzel sözler kullanır. Peygamberimiz (sav), bu doğrultuda güzel insan tarifini şu şekilde yapmaktadır:

Mümin dil uzatıcı değildir, lânet okuyucu değildir, kötü iş yapan değildir, kötü söz söyleyen değildir.” (Tirmizî; Kadir: 1978).

Peygamberimiz (sav), inançlı bir insanın hep güzel hasletlerle ahlâklanmasını ve toplum hayatında da bu güzel ahlâkını korumasını istemiştir. Aksi davrananları kınamıştır. Asr-ı saadette Peygamberimizin (sav) bulunduğu bir ortamda iki kişi arasında hararetli bir tartışma çıkmıştı. Birisi diğerine sövmeye başladı, ama diğeri o kişiye karşılık vermedi. Ne zaman ki susan kişi de karşılık vermeye başladı Peygamberimiz (sav), o meclisi derhal terk etti. Peygamberimize (sav), bunun sebebini sordular. İşte manevî boyutlu ibretlik bir cevap:

Melekler kalktı, ben de onlarla beraber kalktım. Bu sövülen, sükût ettiği müddetçe, melekler buna sövene, sözü geri çeviriyorlardı. Ne zaman ki bu adam, sövenin sözünü geri çevirdi, melekler kalktı, gitti." (Ebû Dâvûd; Edeb: II, 572).

Tek taraflı küfür, bireysel anlamda ahlâken kötü bir fiildir. Küfreden kişi de günahının cezasını öbür dünyada vermek zorundadır. Ancak karşılıklı küfürleşme, kolektif boyutuyla uhrevî zararları bir yana toplumsal ahlâkı, düzeni, dayanışmayı ve kardeşliği bozan sosyal bir faciadır. Dolayısıyla şuurlu bir Müslüman, küfürleşmeye karşı her türlü medenî tepkisini göstermelidir. Sözlerimizi bu meyanda bir âyet ile tamamlayalım:

Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar, kendilerinden daha iyidir. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar, kendilerinden daha iyidir. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (Hucurat: 11).

Velhasıl

Toplumda ahlâkî yozlaşmanın önüne geçmek istiyorsak argolu veya argosuz, imalı veya açık fark etmez her çeşit küfürlü sözler sarf etmek yerine hikmetli ve güzel sözler kullanalım. Bırakın nasipsizler, “küfretmeyi, argoyu sevedursun; küfür lügatini zenginleştiredursun.” Siz siz olun, ahlâkınızı hep birbiriyle uyumlu güzel söz ve davranışlarla zenginleştiriniz. Böylece hem Allah’ın, hem de toplumun sevdiği insanlardan olursunuz. Ve bu konuda yanıltıcı ve sapkın ifadeleriyle Erol Evgin gibi pop-starların sözünü dinlemek yerine Ali Rıza Demircan ve Durak Pusmaz gibi münevver hocalarımızın nasihatlerine kulak verelim. İşte size her geçen gün kıymeti daha iyi anlaşılan Mirat-Haber’de “Güzel Konuşma ve Güzel Söz” ile ilgili örnek yazıları:

http://www.mirathaber.com/ali-riza-demircan-guzel-konusma-islamin-geregidir-1-1826y.html

http://www.mirathaber.com/durak-pusmaz-guzel-soz-sadakadir-26-263y.html

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com/erol-evgin-gibi-kufretmeyi-seven-sanatcilar-olursa-genclerin-dil-etigi-olur-mu-8-2388h.html


Back To Top