21 Temmuz 2018 Cumartesi
Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi...
Farkımız yorumlarımızda...
 - Facebook  - Twitter  - Instagram - Youtube
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Tin suresi fehmettiğimiz zihinsel gönül okumalarımız

Sohbet-i Kur'an tarik-i furkan:

İnsanlığa özel olarak gönderilen ve Hz. Adem'den başlayan ilahi vahyin Hz. Muhammet'le (a.s.) birlikte Kitab-ı Kur'an, İsmi İslam olarak Kıyamete kadar nesiller boyu korunması ve intikali bakımından güvenli bir sürece girdiği;

İnsanın güzel bir biçimde yaratılışını, ilahi mesajların gönderildiği mekanlarla birlikte Hz. Muhammed'e (a.s) zikredilmesinin; varlık olarak insanoğlunun melekelerinin tekamülleştiğinden  peygamberliğin sona ermesiyle ilişkilendirilebileceği;

En güzel şekilde yaratılmış olan İnsanoğlunun mevcudiyetinin gerçekliği ne ise; En son Peygamber Olan Hz. Muhammed'e (a.s.) kadar gönderilen ve adına da "Din" denilen vahiylerin de inkar edilmemesi gereken gerçekler olduğu;

Yeryüzünde hükmedenlerin hedefinin en güzel şekilde hükmetmek olması gerektiği ancak en güzel hükmedicinin Yüce Allah cc olduğundan Kişi veya Kurumların asla bu hedefe ulaşamayacağı;

İnsanlık tarihinde İlahi vahiylerin geldiği mekanlar ve Peygamberlerin gerçekliği ortada ve dinin gerçekliğine delil iken; Dini yalanlamanın içi boş inatlaşmaktan başka bir şey olmadığı;

Peygamberliğin sona erdiği; Ancak Peygambersiz geçen yılların Peygamber örnekliğinde vahiyle bütünleşmiş insan fıtratının önemine dikkat çekildiği;

İnsanoğlunun mükemmel yaratılış özelliklerine sahip olması, onun "esfele safiliyn"e düşmesine tek başına engel olamayacağı;

İnsan güzel hal ve hareketlerle dolu bir yaşantı sürmediği takdirde sıkıntılı ve berbat bir hayat süreceği;

Dünya hayatında insanların güzel, mutlu ve zenginliklerle dolu bir yaşamı gerçekleştirebileceği gibi; Zıddı olan berbat, sefil ve sıkıntılı bir yaşamı da gerçekleştirebileceği;

İnkar edilmemesi gereken Din'in, Hz. Adem'den  Son Peygamber'e kadar, Zeytin Dağlarında İsa'ya, Turu Sina'da Musa'ya, Mekke'de Muhammed'e (H.S) gönderilen ilahi mesajlar gibi olduğu;

İlahi mesajların, gönderildiği mekanlara herhangi bir etkisinin bulunmadığı gibi vahye duyarsız insanlara da inanç ve iman bakımından etki etmeyeceği;

Gün gelecek Bilim İnsanları zamanda yolculuğu keşfederek; incir ağacında Buda'ya gelen ilahi mesajın; Zeytin Dağında  Hz. İsa'ya gelen ilahi mesajın; Turu Sina Dağında Hz.Musa'ya gelen ilahi mesajın; Mekke Şehrinde de Hz. Muhammed'e (H.S.) gelen ilahi mesajın asıl izlerine rastlanabileceği;

Yeryüzünde her nerede olursa olsun insanlar tarafından Yaratıcı bir İlah'a tapınma adına ibadet amaçlı yapılan hal ve hareketlerin ilk çıkışında ilahi vahye dayanabileceği ancak zamanla insanlar tarafından değiştirilip bozulabileceği;

İncir, Zeytin, Tur Dağı ve Güvenli Belde ile ilgili bir takım işaret ve sırları zamanı geldikçe insanoğlunun çözeceği ancak günümüzde olduğu gibi çözecek Bilim İnsanlarının tevhidi bir Tanrı  inancı olmadığından Allah cc katında aşağılık konumda oldukları;

İnsanoğlunun yaratılış süreciyle ilgili olarak güzelliklerle dolu bir şekilde geçirebilecek ömrünü, kendi tercihleri sebebiyle berbat ve aşağılık bir sürece soktuğu;

Dağlar, beldeler güzel ve faydalı ürünleri yaratılış fıtratına uygun insanlık alemi için sunarken; İnsanoğlu ise fıtratına uygun yaşamı terk edip sefil ve berbat bir yol tercihinden dolayı mutlaka hesap vereceği;

İnsanoğlunun Dünyevi her türlü zorlukları aşabilecek kabiliyette ve güçte yaratıldığı; Söz konusu kabiliyetini ve gücünü fark edip kullanmayanların sefil ve olumsuzluklarla dolu bir ömür sürecekleri;

"Salih amel" ve "iman" kavramları ile "ahsen-i takvim" kavramı arasında doğrudan irtibat olduğu; Bu kavramların Kişinin pratik hayatına da yansıması gerektiği;

İnsan hangi inançta olursa olsun ömrünü inandığı gibi yaşaması ve faydalı işlerle meşgul olması halinde Dünyada sefil ve berbat bir yaşantıdan beri olacağı; Bunlara ilaveten hak dini yalanlamadığı takdirde Ahirette de kurtuluşa ereceği;

Müslüman davası adına verdiği ikna (tebliğ) mücadelesinde karşılaştığı zor ve acı verici her türlü tavır ve sözleri kin ve düşmanlığa meydan vermeden sinesinde eritip muhatabını "ötekileştirmeden" yürütme becerisi gösterdiği takdirde bu durum O'nun ahseni takvim üzere salih amelinden olduğu;

İlahi vahiyle isimleri zikredilen zeytin ve incirin, insanın vücut ve akıl sağlığı ile ilgili hastalıklarına karşı şifa amacıyla tüketilmesi;

"Ahseni Takvim" insan yaratılışında ki fıtrata, "iman" "salih amel" "esfele safiliyn"in de Kişinin tercihi neticesinde ortaya çıkacak hal ve hareketlerine işaret ettiği;

İnsanoğlu, Allah'ın cc yaratılışta verdiği akıl ve vicdan özelliğini berbat, kötü, sefil, ahlaksızca işlerde veya aksi istikamet olan güzel, ahlaklı işlerde kullanacağı;

Allah'ın cc zatının gaybî olması, imanın kalbî olduğuna; Alem-i şahadet Allah'ın cc varlığına, amel-i şehadet de Kişinin imanına işaret ettiği;

Allah'ın cc yarattığı şekli bozmadan fıtrata uygun vicdanının sesini dinleyerek ömrünü tüketen Kişinin "Esfele Safiliyn" olmaktan kurtulabileceği;

Kişinin sadece kendisine yarar sağlayan hal ve hareketleri (amel) başkalarına zarar vermeden gönüllülük esasına göre gerçekleşebiliyorsa bu durum Kişinin  "Salih Ameli" olabileceği;

Yeryüzünde ki gözlerimizle şahit olduğumuz mucizevi bir şekilde yaratılmış varlıkların mevcudiyeti gaybî olan Rabbimiz Allah'ın cc varlığını ispat ediyorsa, İnsanoğlunun da eserleri, sözleri, tercihleri, hal ve hareketleri gaybî olan imanının neye? ve kime? olduğunun göstergesidir.

Kişisel olarak üretilen yararlı hal ve hareketlerin toplumsal faydayı meydana getireceği ve bu durumun O Kişinin "Amel-i Salih"i olacağı;

İnsanoğlunun en güzel şekilde yaratılmasından kastın inandığı gibi yaşamak olduğu; İnancının gereği yaşadıklarının da: Ya yararlı işler (Amel-i Salih) ya da fena işler (Esfele Safiliyn) olduğu; netice itibariyle de yaşadıklarının karşılığı (Ecir) olacağı ve mutlaka hesaplaşacağı; (Din Günü)

İnsanoğlunun bir damla sıvıdan başlayarak ana rahminde ki süreç ve Dünyaya intikalinin sebeplerini ancak bir Yüce Yaratıcı cc tarafından yaratılabileceği;

Yaratılış amacından habersiz, terbiye edilmemiş bir insanın yeryüzü hayatı sefil, berbat ve kötülüklerle dolu olarak geçeceği;

Zihinsel olarak düşünme ve hayal kurma özelliklerinin insana özel olarak verildiği;İnsanın bu özelliğinin "İman"la doğrudan bir bağlantısının bulunduğu;

İnsanoğlu zihinsel olarak karar verip gerçekleştirdiği hal ve hareketlerin, çevresini sıkıntıya sokmadan, zarar vermeden gerçekleştirdiği takdirde sınırsız bir mutluluğa erişeceği;

Yaratılış özelliklerine uygun geçirilen bir hayatın "Din" olduğu;  Allah cc katında geçerli olan Dinin de İslam olduğu;

Hiçbir insan başka bir insandan menfaati lehine borçlandığı bir şeyi ömür boyu unutamadığı gibi, şu yeryüzü hayatımızda yararlandığımız binbir türlü nimetleri sebebiyle Yüce Yaratıcıyı cc unutmamamız gerektiği;

Yüce Yaratıcı cc tarafından yeryüzünde diğer canlılardan farklı olarak insanoğluna özel verilen vasıflar, kişiyi Allah'a cc karşı borçlandırdığı;

Kişinin olumlusu olumsuzu tüm hal ve hareketleri, özgürce düşünce ve fikir üretmesi "Dini" olacağından, mevcut varlığı ne kadar gerçekse Dinin gerçekliği de aynı şekilde inkarı mümkün olmadığı;

İnsanın "Din"i yalanlaması kendisini inkar etmesi anlamına geldiğinden, Allah'ın cc razı olduğu Dine uygun bir hayatın kendi vicdanının onayladığı yaşantısıyla doğrudan bağlantısı olduğu;

Her türlü tedbiri alarak yapılan iş ve eylemlerin sonunda memnuniyet olacağı;

Dini yalanlayan insanın borcunu inkar eden sahtekara benzediği;

Kişinin imanından kaynaklanarak yaptığı her türlü hal ve hareketlerin Allah cc katında kabul göreceği;

Allah'ımızın cc razı olduğu Din-i İslam o derece cihanşümul ki özel hayata müdahil olunmayan her ne mekan ve her ne otorite (Devlet) olursa olsun kişisel olarak yaşayabilme özelliğine sahip olduğu;

İslam Dininin cihanşümul oluşu insanın yaratılış özellikleriyle (ahseni takvim) doğrudan ilintili olduğu;

İnsanlar kişisel tercihleri sebebiyle aşağılayıcı zillet dolu bir yaşantıya düşebileceği;

Kişisel olarak da toplumsal olarak da yaşayabilme imkanlarının kalmadığı dinin inkar edildiği mekanların değiştirilmesi tavsiyesi İslam Dininin cihanşümul bir din olduğunun göstergesi olduğu;

Allah'ın cc hakimiyeti ile ilgili verdiği hükümlerin tarafsızlığına ulaşmak mümkün olmazsa da insanların da kendi hakimiyetlerinden dolayı verecekleri hükümlerde tarafsız olmalarına azami ölçüde dikkat etmeleri gerektiği;

Bir davranışın ahlaki (amel-i salih) olması Kişinin kendisinden başka diğer varlıklara faydalı olmasına bağlı olduğu;

Allah'ın cc hakimiyetinde ki bildiğimiz ve bilmediğimiz Alemlerle ilgili verdiği kararları insan veya bir başka varlığın asla değiştiremeyeceği;

Tin Suresi okumalarım esnasında zihnime yansıdı.

Estağfirullah... Estağfirullah... Estağfirullah…

Kuran Okuyunuz. O'nu okudukça kişiye özel zihinsel yansımalarını keşfedeceksiniz. Doğrusunu Allah (cc) bilir.

Söz konusu bu ve benzeri çalışmalarım kesinlikle meal veya tefsir çalışması olmayıp, ilgili  sure okumalarım esnasında zihinsel olarak fehmettiğim tespitlerdir. Kişisel olarak ibadet ve zikir amaçlı yaptığımız derslerin paylaşımından kastımızın ümmeti Kur'an okumaya yönlendirmede faydası olacağı düşüncesiyle, ayetlerin ruhuna ve surenin bütünlüğüne uygun akıl ve gönül okumaları yapmak olup Kur’an’ın ibadet muamelat ve fıkhına aykırı tespitlerin varlığı halinde ehlince uyarılmaya her zaman açık ve tashihimin beyanı olduğunu belirtmek isterim.

Fehmi YAĞLI
http://www.mirathaber.com/fehmi-yagli-tin-suresi-fehmettigimiz-zihinsel-gonul-okumalarimiz-16-4404y.html


Back To Top